Bir başka güzel olurdu eskiden Antalyaspor’un deplasman maçlarına gitmek.
İnsanlara keyif verirdi.
Hala evlerin, iş yerlerinin duvarlarını süslüyor gibi durur da, 1982-83 sezonunda Balıkesir deplasmanında çekilen fotoğrafların görüntüleri aynı zamanda beyinlere de kazınmıştır.
Her zaman, “İlk” çok önemlidir.
İlk aşk.
“İlk kez bu şehri gördüm.”
İlk kez böyle bir görüntü ile karşılaşıyorum.”
“İlk kez uçağa biniyorum” gibi.
Tabi ki de Antalyaspor’un Balıkesir’de attığı ilk şampiyonluk turu da.
İlkler insan oğlunun beyninin derinliklerine kesinlikle yer etmesine eder de.,
Nerede o eski ‘ilk’ler?
‘Dün’ün en çok haz alındığı şey.
Birlikte olduğunda mutluluktan uçtuğun yüreğinin sahibi olduğunu sandığın.,
Hepsi ama hepsi çok mu gerilerde kaldı ne?
“Bir başka olurdu eskiden Antalyaspor’un deplasman maçları” diye söze başladık ya.,
Bırakın çok gerilere gitmeyi, 5 yıl öncesini bile hakikaten çok ama çok özlüyoruz.
Özel uçakla gidilen deplasmanlara insanlar kendilerine düşebilecek bir koltuk için günler öncesinden uğraşlar vermeye başlardı.
170 kişilik uçakta 170 kişiden birisi olan kendisini şanslı sayardı.
Önceki gün Trabzon’daydık.
Antalyaspor’un kupa maçı nedeniyle Salı günü öğleden sonra SKY Air’a ait özel uçakla yola çıktık. Uçağın yarısı doluya doğal olarak yarısı da boş.
Tam Trabzon üzerine varıyoruz derken, kaptan dümen kırdı.
“Trabzon’daki yoğun sis nedeniyle iniş izni verilmiyor. Bundan dolayı Samsun Çarşamba havalimanına yöneliyoruz” anonsu gelince herkes bir birine baktı, çoğumuzun suratı asıldı.
İnsan oğlu Antalya’dan çıkmadan önce beynini Trabzon havalimanı diye şartlandırınca, son anda rotanın değişmesindendir her hal bu asıklık..
Çarşamba havalimanına indik, 1.5 saat otobüs bekledik, çıktık yola.
Bana göre yapılacak tek şey var otobüs yolculuğunun çıkarabildiğimiz kadar keyfini çıkartabilmek.
Yanımda yol arkadaşım Aydın Özer.
Adam mübarek sudoku müptelası. 5 saatlik Çarşamba-Trabzon yolculuğunda, “Bana mısın” demedi.
Trabzon hakikaten sis altındaydı. Tabi ki aynı zamanda yanan kömürlerin oluşturduğu duman topluluğunu da göz ardı edemeyiz. İkisi birleşince al sana Trabzon kenti.
Akşam şişmanın yerine gittik, keyiflendik.
Sabah Aydın ile birlikte Cumhuriyet Meydanı’nda tur attık, hakikaten şehrin temizliği övgüye değer. Balık haline uğradık, düğmeli kalkan aradık.
Öğleye doğru sanki Antalya’da AVM görmemiş gibi, Trabzon’un en büyük AVM’sine gittik. Hemen karşısındaki Süleyman Restoran’a girdik, denetimde bulunduk. Arif Usta’nın çayını içtik.
Aydın aşçı Arif Usta’nın garsonuna sordu. “Burada salaş balık lokantası nasıl bulabiliriz” diye. Garson tarif etti. Çağırdı taksiyi, gideceğimiz yerin ismini taksiciye verdi.
Git Allah git taksi yol aldıkça alıyor. Akçaabat’a varmışız, taksimetre 60 TL’yi vurmuş, biz salaş balıkçı peşindeyiz, 7 Mehmet Restoran, lükslükte yanında halt etmiş. Lara balık evi salaşlıkta fark atar fark.
Sonuç:
Biz Trabzon’a gittik kazık yedik.
Antalyaspor da bizden geri kalmadı gol yiyip döndük.
Gol daha ağır geldi be ağabey.

Not: Dönüşte her şey Kepez’e gelinceye kadar normaldi. Ne zaman Kepez’den aşağıya doğru inmeye başladık türbülansa girdik sandık. Meğer hoca asfalt yamalarını yapmamış!..