Önceki gün akşam saatlerinde, koltuğumun altında günün yoğunluğundan dolayı ofiste okuyamadığım yerel ve ulusal gazetelerle eve girdim. 
Yemeğin nefis kokusu kapıdan hissediliyordu.
Bende köpek cinsi mi var ne!..
Sofra hazırdı. Gazete keyfiyle akşam yemeği derken başladık çatal atıp, kaşık sallamaya.
Gazete, arada yemek tekrar gazete derken, millet yemeğini çoktan bitirmiş, biz daha yarısında bile değiliz.
Televizyonda Antalya Altın Portakal Film Festivali?nin basın toplantısı haberi veriliyor. Kulak kabartıp, gözlerimi TV?ye yönelttim. Sude hanım o an bir şeyler sormaz mı?
?Bir dakika kızım Antalya haberini izliyorum? dememle, Sude de dikkatini habere verdi. Haber biter bitmez de, başladı, ?Portakalı soydum, başucuma koydum ben bir yalan uydurdum. Duma duma dum. Kırmızı mum? diye bağırarak evin içerisinde seke seke tur atmaya.
?Kızım bir dur? dediysekte nafile.
?Sen portakal haberini sevmedin mi baba? O zaman portakalı da seviyorsun demektir? cevabı vererek, ?Dolapta pekmez yala yala bitmez. Ayşecik, Fatmacık sen bu o-yun-dan çııık.? devamını yapa yapa, tur attıkça atıyor.
Allahtan yoruldu da, kendisini odasına attı.
Gazete keyfi yarım kalmıştı ama yemek olayı bitti, balkona çıktık.
Karşı apartman komşum Selahattin bey, elinde çay belli ki orucunu açmış, balkonda sigarasını tüttürüyor.
?Vedat beeeey. Nasılsın? diye haykırıyordu.
?Saolasın Selahattin bey sen nasılsın? dememle, gel çay içelim? davetinde bulundu.
?Yeni geldim istersen sen gel? diye karşı davet gönderdim.
Geldi.
Selahattin beyin konusu Türkiye gündemi.
Yani, ?Evet-Hayır? olayı.
Televizyon haberlerinde izlediklerini anlatıp, kendince yorumlar yapıyordu ki, Sude hanımın sekerek ev turu devam ediyordu. Ediyordu etmesine de.,
?Portakalı soydum, başucuma koydum ben bir yalan uydurdum. Duma duma dum. Kırmızı mum? tekerlemesini diline dolayarak.
?Altınportakal haberini televizyonda görünce bu tekerlemeyi tutturdu, dilinden düşürmüyor? dedim. Selahattin bey atıldı.,
?Az önce o haberi bende izledim, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın Kültür ve Turizm Bakanına da sitem eder gibiydi. 2008 yılında bakanlık festivale 3 milyon 800 bin TL vermiş. Akaydın da Cuma günü bakan ile bizzat görüştüğünde fondan 3 milyon TL talepte bulunmuş. Ama bakan rakamı fazla bulmuş mu ne? diye haberi ayrıntılarına kadar anlatıyordu.
?Vedat?cım. Mustafa Akaydın değil miydi ki, seçim öncesi ?Merak etme hemşerim Antalya Ankara?dan zengin? diyen. Ne diye ağlayıp duruyor?.?
Sessiz kaldım.
Doğru söze ne denir ki?
?Susmak da bir cevaptır. Ben cevabımı aldım? deyip, çayından bir fırt çekti. Sigarasından da bir nefes tüttürdükten sonra, dumanını burnundan kırlaşmış bıyıklarının arasından telledi.
?Portakalın yeni yüzü Ebru Akel olmuş. Sence o yüz olma karşılığında Akaydın Ebru Akel?e ne kadar ödemiştir?.?
Tam ben nerden bileyim dercesine, elimi iki yana açıp, suratımı da bilmiyormuş cevabı türünden ifadeye büründürdüm ki.,
Dünya Sude?nın umurunda bile değildi.
?Dolapta pekmez yala yala bitmez. Ayşecik, Fatmacık sen bu o-yun-dan çııık.? diye tempo tutarak yanımızdan geçip gitmez mi?
Akaydın?ın Ebru Akel?e ne kadar yüz görümlülüğü ödemesi yaptığını bende merak etmiştim ama, konuşma fazla uzamasın diye Selahattin ağabeye söyleyemedim.
Her ne kadar Mustafa Akaydın seçim öncesi ?Merak etme hemşerim? uyarısı yaptıysa da, ben merak ettim işte bu kez hemşerim.