Hey gidi insan yaşamı hey. Nelere kadir değil ki?
Hani denir ya, “Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin” diye.
İnsan başına gelince bunu çok daha iyi anlıyor.
Birkaç gün Antalya’da yoktum ya.,
“Antalya’da neler olmuş neler” demeyeceğim.
Biri çıkıp da, “Sen Antalya’yı bırak, sana neler oldu onu anlat” talebine olumlu karşılık versem, benim başıma gelenler pişmiş tavuğun başına ancak gelebilir!..
Çarşamba günü öğle saatlerinde şehir dışına çıktım. Çıkışım öncesi toptancı hale uğradım, birkaç esnafla sohbet etme fırsatı buldum.
“229 parsel olayı tamamiyle göz boyama. Yeri sahiplenme çabası. Öncelikle bu mevcut hale gerektiği gibi katkı koyulsun ki, Antalya’nın yeni bir toptancı hale ihtiyacı yok” görüşü oradaki esnaflar arasında bir hayli fazlaydı.
Para yok.,
Borç çok.
Ama dertli başa daha fazla dert yüklemeye çalışanlar, Perşembe günkü olağanüstü meclis toplantısında yumurta yedirilmeye çalışılmış.
Arbede ile ilgili bilgilerin detaylarını alamadım, zira kodeste iletişim özgürlüğüm yoktu. Ama oradakilerin soruları şahsıma çoktu.
Denizli’de Polis Evi’nde kalmak üzere rezervasyon yaptırdık, meğer benim yeri nezarethane de ayırmışlar.
2002 yılında hakkımda bir dava açılmış. Mahkeme 8 yıl boyunca görülmüş ve 4 gün hapis cezası almışım. 460 TL para cezasına çevrilmiş yine haberim yok. O cezayı ödemeyince ceza tekrar hapse dönüşmüş. Yakalandığım yerde kodesi boylayacağım.
Beni kim yakalaması gerekiyor?
Tabi ki polis.
Gittim evlerine.
Sanki, “Ben geldim buyurun bir derdiniz mi var” dercesine.
Sen misin bunu bırak demeyi ima bile etmeyi.
Sabahın 5’i. Kapı, “Tık, tık.”
“GBT yoklamasında gözaltınız var. Arkadaşlar sizi almaya geldi. Lütfen üzerinizi giyin ve resepsiyona kadar gelin.”
Kırk yıl düşünsem böyle bir olay yaşayacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.
Ama yaşadık.
Dedik ya, “İnsan yaşamı nelere kadir diye.”
Oradakilerin pek fazla işi yok. Bol bol düşünecek zamanları mevcut. Soru desen yağmur damlaları gibi ardı ardına geliyor.
Emniyet, Adliye derken, doğal olarak konuyu anlamaya çalışırken, Antalya’dan Murat Çiçek olayı çoktan çözmüş. Nedenini bulmuş. Sonucunu da getirmiş.
Allah razı olsun.
Yoksa Adliye nezarethanesi arkadaşlarım Adem ile Hüseyin’in ceza evi anılarına az daha beni de dahil edeceklerdi.
Denizli Acıpayamlı Adem 480, Denizli Merkez’li Hüseyin ise 1000 TL’lik devlet borçları için hapis yatacaklardı.
8 yıl yargılanma olayı. 4 gün hapis cezası ve paraya çevrilme. Para’dan tekrar hapis cezasına geçiş ve gıyabi tevkif kararı.
Google girip “Vedat Gürhan” yazsalar, yaşadığım kentin kapı numarasına kadar çıkacağı ortada ama bana ulaşılmamış.
Hiç birisinden haberim yok.
Yok olmasına yok da, ağrıma giden konaklamak için Polis evinde rezervasyon yaptır, senin için o yer nezarethanede ayrılsın…
Olacağı varmış..
Not: Yetiştirme yurdunda yetişen ve sonradan tövbekar olan Adem’in anlattıkları gerçek bir roman olur. “Orada zamanın nasıl geçti” diye sormak isteyenler, boşuna heveslenmesin. Su gibi akıverdi su.
Spor
Antalya
Asayiş
Bölge
Özel
Trend Haberler
674. Elmalı Yeşilyayla Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
7 Mehmet: Antalya’dan ayrılmamız söz konusu değil
Torun Turgut, annesinin haklarını hukuk mücadelesiyle geri aldı: 16 yıl sonra gelen zafer
Bülent Korkmaz’dan Sivasspor yenilgisi sonrası: “Futbolun içindeki bütün talihsizlikleri yaşıyoruz!”