Aşağıda güya iyi bir yerel gazete okuru ve aynı zamanda yaşadığı kentin sıcak gündemini yakinen takip eden emekli birisi.
Kendisi öyle demiş. Ve yazılan bir yazı ile ilgili de fikrini satırlara döküp, bize de e-mail atmış. Yorum yerimiz olmayacağından kendisine cevabı yarın vermeyi düşünüyorum. Buyurun bakalım.
Sevgili Yazar;
Ben emekliyim. Verilen emeğe olan saygımdan ötürü hemen tüm yerel gazeteleri satın almak ve oturduğum yerlerde çayımı içip göz gezdirmek, sonra da birilerinin okuması için birer ikişer bırakmak benim nazarımda küçük sadakalardan sayılan bir ibadet gibidir.
Sonrasında işyerimde, daha sonra da evimde internetten ‘spor hariç’ tüm köşe yazılarını yapılan yorumlar ile birlikte değerlendirmekte ve günümü sürdürmekteyim. Tabii okuduğum yazıları zaman zaman da yorumluyorum. Bu yazarlardan birisi de sizsiniz.
Yaptığım yorumlar nedeniyle bazen kastımı aşarak sizleri kırdığım olmuşsa şahsınızda tüm yazarlardan özür dilerim. Hıncal Uluç’un dediği gibi “yorum almayan yazımı okunmamış addederim. Okur okumalı ve yorumu yapmalı söverek veya sayarak” cümlesini bir okur düsturu olarak kabulleniyorum.
Göreviniz zor biliyorum ancak bu zorluğun yazmaktan değil de dostlara veya sevdiklerinize şirin görünmekle, onların hoşuna gidecek yazılar türetmekle ilgili olduğunu düşünüyorum. Yaptığınız işin ahlaki ve mesleki sorumluluklarının bilincinde olduğunuzu ancak zaman zaman’ bir ağabeyin hatırına’ da olsa bu sorumluluklarınızı göz ardı ettiğinizi gözlemliyorum.
Belki de ara sıra içinizden “Ah, şu vefa duygusu. Şimdi bu yazıyı başka bir isimle, yani birileri kırılacak diye düşünmeden yazsam neler neler yazar ve bildiklerimle ortalığı toz duman ederdim” diye bir düşünce geçiyordur.
Çok uzattım biliyorum ama niyetim yaşlı bir adam gevezeliği ile genç bir köşe yazarınla sohbet etmek ve yine onun yazısını yorumlamak.
Birkaç günden beri bir “Akaydın’a ulaşım üzerinden uçan tekme atma” girişimi planı uyarınca siz de bir yazı yazdınız ve beni çileden çıkardınız. Bu yazıyı bir yazı yetiştirme gayreti ile yazdığınızı düşünüyorum. Araştırılmadan sadece ‘bir tokat ta benden’ babından yine başkalarına şirin görünme gayreti adına yazılmış ve neyse ki bu görevini başarmış bir yazı.
Bakın neden çileden çıktığımı ve neleri yanlı ve yanlış yazdığınızı aktarayım. Aktarayım da siz de benim yazdıklarımın aksini ispata çalışın.
1- Adı ve numarası şehirlere göre değişen (Antalya’da 600) bu araçların görevi şehirden havaalanı ve otogara gidecek kişilerin en az durakta durarak seyahatini ve o noktalara ulaşmasını sağlamaktır.
2- Bu servislerden genelde o şehrin halkından daha çok bir iş veya bir tatil sebebiyle şehre gelmiş insanlar faydalanır. Çünkü şehir halkını gerektiğinde otogara veya havaalanına götürecek bir komşu veya yakını ya da seyahat edecekleri şirketin yazıhane veya belli noktalardan hareket eden ‘Şehir içi servisleri’ ile ulaşma imkânı vardır.
3- O şehirde yaşayan halkın gideceği yerden geçtiği gerekçesi ile bu aracı kullanarak kalabalık yapmaması ve mecburen kullanacak şehrimizdeki misafir yolcuların daha rahat olması valiz vb. gibi eşyalarını da koyabilmesi nedeniyle ücreti her yerde normal hat ücretinin iki katı olarak kabul görmüştür.
4- Bu hattın üzerinde halkın yanlışlıkla binmesini engellemek için şehre göre değişen bazı uyarıcı yazılar bulunmaktadır. (Antalya’da 600 numaralı hat üzerinde ‘Çift bilet uygulanmaktadır) yazısı buna bir örnektir.
5- İnanının bu bir kazık değil bir hizmettir. Bu araçlar genelde şehre gelen ve dönen misafirleri taşımak üzere konuşlandırıldığı için yerel yönetimlerin oyu üzerinde etkisi sıfırdır. Olmaması halinde misafirlerimiz bunun yokluğunu, olması halinde de bu uygulamadan memnuniyetlerini anlatırlar kendi şehirlerine döndüklerinde.
6- Büyükköy Antalya’nın en büyük şansı belki de Belediye Başkanlarına danışmanlık veya Daire Başkanlığı yapanların Antalyalı değil de başka illerde doğan ve deneyim yıllarını Antalya dışında geçirmiş kişilerden oluşmasıdır. Onların hiç kimseyle akrabalık ve göbek bağının olmaması ve hiç kimsenin hatırına değil de bilgi ve tecrübelerinin ışığında hizmet üretmeleri bir şanstır Antalya için.
7- En çok da, kendisini tanımadığım halde yazılarınızdaki yanlı ve yanlış tavırlarınızdan dolayı Sn. Akaydın’ı koruma ve kollama görevi üstlenmeme kızıyorum. Bu beni de taraf olmaya zorluyor ve belki bende sizlerin içine düştüğü gibi bir duruma düşüyorum ve objektif olamamaktan korkuyorum. Ama mazlumu korumak benim insanlık görevim, ta ki zalim olduğunu görene kadar.
8- Her yazıda aynı kişilere ve kurumlara vurmak sizlerin bir yerlere angaje olduğunuzu ve birilerini desteklediğinizi gösteriyor. Sadece sizin gibi düşünenlere yazmak ve sizin gibi düşünenlere hitap etmek istiyorsanız yolunuz doğru. Ama bu ne size, ne de yardımcı olmak istediğiniz kişi ve kuruma faydalı olmayacaktır. Biliyorum ki sadece kendi yazdıkları okuyan, aynı gazete veya sitede olduğu halde diğer yazarların yazılarına nezaketen bile bakmayan yazarlar var. Siz böyle olmayın.
9- “Emekli Gözüyle” veya başka bir isimle bir köşem olsaydı çok mutlu olurdum. Sizden bir ricam var. Bir kişi veya bir konu hakkında ‘bu kişi veya konuyu siz seçin, birden fazla olabilir’ yazı yazmamı isteyin. Onunla ilgili hem olumlu, hem de olumsuz yazımı size göndereyim. Okuyun ve değerlendirin. Sadece görüşünüzün ne olduğunu yazıp yazamayacağımı görmek istiyorum. Bu belki de yaşlı bir amcanın gereksiz isteğidir ve senin için önemli olmayabilir ama benim için önemli ve hala bir işe yaradığımın göstergesi olacaktır.
Lütfen yazdıklarımda 600 numaralı hat ile ilgili bir yanlış varsa bunu bana bildirin, bilgileneyim.
Bu vesileyle şahsınızda tüm Antalya Yerel Basını Çalışanlarına sevgi, selam ve saygılarımı sunarım. Hayırlı işler dileklerimle…
Hüseyin Turan