Kentsel Dönüşüm adı altında yapılan uygulamaları eleştiren Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, “Apartmankondu ile kentsel dönüşüm olmaz” demiş..
Kime demiş?
Şehir Plancıları Odası Başkanı’na..
(Bence, ilgili bütün STK’lara da söylüyor)
Şehir Plancıları Odası ne iş yapar?
Adı üstünde; şehrin planlanması konusunda yerel yöneticilere fikir verir, yeri geldiğinde baskı yapar..

Sizce Antalya, “iyi planlanmış bir kent”e benziyor mu?
Bence benzemiyor..
Niye benzemiyor?
Çünkü, iyi planlanmış kentlerde yapılarla yeşil ve sosyal donatı alanları ile eğitim alanları ve iş alanları “planlı” bir şekilde dağıtılır.
Daha da ötesi, 10 yıllarca sonrası düşünülerek, gelecek tahmin edilerek planlanır..
Yollarından altyapısına kadar herşey daima bir “planlama” zinciri içerisinde sürer gider..

Şimdi dönün Antalya’ya bir kez daha bakın..
Kısa, orta veya uzun vadeli yapılmış şöyle “adam gibi” bir plan duydunuz ya da gördünüz mü?
Ya hatırı sayılır kişilerin arazileri değer kazansın diye, ya da siyasi ve kişisel çıkarlar uğruna planlar yapılmış.
Bununla da kalınmamış..
“Plan tadilatları” ile Antalya tam bir “yaz-boz tahtası” haline getirilmiş..
Bugün hala aynı kafa ile devam ediliyor..

Bütün bunlar olurken, sadece Şehir Plancıları Odası’nı suçladığımı sakın düşünmeyin..
Birinci sorumlu “yerel yöneticiler”..
Sonra Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası ve diğerleri geliyor..
Bu arkadaşlarımız da, “siyasi çizgilerine göre” hareket ediyor..
Susulacak yerde konuşuyor veya dava açıp işi oyalıyor, ya da konuşacak yerde susuyor ve “siyasi gelecek” bekliyor..

Şimdi de, Süleyman Evcilmen’in dediklerine bir bakalım..
Ne demişti Başkan?
“Apartmankondu ile kentsel dönüşüm olmaz..”
Haksız mı?
Yeşil alanı, sağlık tesisi, okulu kısaca sosyal donatı alanları olmadan gecekonduları yıkıp yaptığınız yapılar gerçekten de “apartmankondu” oluyor..
Özellikle “yap-sat”çılar yüzünden, Antalya tam bir “apartmankondu kenti” haline gelmiş durumda..
Hani şu TV reklamlarında İstanbul-Ankara gibi büyük kentlerde yapılan “yaşam alanları”yla birlikte oluşturulan siteler gösteriliyor ya..
“Bunlar niye Antalya’ya da yapılmıyor” diye düşünmeden edemiyorum..

Ama..
Görüyorum ki..
Antalya’dan ekmek yiyen mimarlar, inşaat mühendisleri ve müteahhitler asla bu kente “kalite getirmek” gibi bir düşüncenin içinde değiller..
“Bize ne estetikten, bize ne kentin cazibesinden-güzelliğinden.. Yapıyoruz, alıcısı çok, satıyoruz, keyfimize bakıyoruz” deyip geçiyorlar..
Tabii ki herkes rantına, karına bakacak..
Ama..
Günü kurtarmayın be arkadaşlar..
Bu kent hepimizin..
Kimbilir çocuklarımız ve torunlarımız da bu kentte iş yapacak, yaşayacak..
Bu plansız-biçimsiz kentleşme, sonunda kentin cazibesini azaltır da işler kesatlaşırsa o zaman ne olacak?

Diyorum ki..
Şu “apartmankondu kafalılık”tan vazgeçin..
Yapın, yaptırın, satın, kazanın..
Ama..
Bunları yaparken, “rabbena hep bana” demeyin..
Bu kentin değerine 3 kuruşluk değer de siz katın be birader..
Ne dersiniz?