Bugün, “aday adayı” olarak ortaya çıkan ve “aday” yapılmayınca partilerinden istifa eden, ardından da “bir zamanlar mensubu olduğu parti”ye veryansın edenlere birkaç laf etmek istiyorum..
Sürç-i lisan edersem affola..
…
Milletvekilliğine, belediye başkanlığına ya da belediye meclis üyeliğine “aday adayı” olan her siyasetçi bilir ki, “aday”ları genellikle “genel başkan” belirler..
“Partinin yetkili kurulları” lafı, bir kamuflajdır..
Adayları belirlerken de çeşitli yöntemler uygulanır..
Önseçim bunlardan biridir..
Ama, “eline gücü alan” kimse, bunu elinden bırakmak istemediği için, pek uygulamaz..
Geriye “yoklama” veya “anket” kalır..
Hiçbir genel başkan, seçim kaybetmek istemez…
Bu nedenle de, “adayları belirlemeden önce” araştırma-yoklama ve anketleri son dakikaya kadar yaptırır..
Sonra da, “seçimi kiminle kazanacağına inanırsa” gider onu aday yapar..
…
Antalya’da bakıyorsunuz..
Her ilçe ve Büyükşehir’e hemen her partiden 1’den fazla “aday adayı” müracaatı var..
Belli ki, bu çok sayıdaki aday adaylarının içinden sadece bir tanesi “aday” olacak..
Ve başlıyorlar kulis çalışmalarına..
Araya, genel başkana etki edecek isimler koyarları mı ararsınız, para teklif edenleri mi?
Hepsi “aday”lık istiyor..
Keşke böyle bir şey mümkün olabilseydi, ama elbette mümkün değil…
Sonunda içlerinden biri “aday” olarak açıklanıyor..
İşte ondan sonra da kızılca kıyamet kopuyor..
Aday yapılmayanlar, “aday yapılırsa kimleri ekibine almaya söz verdiyse” onlarla birlikte partiden ayrılıyor ve başlıyor “partisini kötülemeye”..
…
Ak Parti’de de, CHP’de, MHP’de de bolca var böyleleri..
“Aday yapılmadığı için” istifa edip partisini yerden yere vuranlara bakıyorsunuz, bir başka partiye yanaşıyor..
Gariptir, “rakip partiden koptu bize geldi” diyerek, kendi partisini yerden yere vuran siyasetçiyi kabul ediyor, törenlerle rozet takıyor..
Olacak şey değil..
Bir partide yer alan siyasetçinin, o partinin fikirlerini veya icraatlarını bir süre sonra kabullenemeyip ayrılanları anlarım..
Ama..
“Aday” yapılmadığı için ayrılmasını da, partisine veryansın etmesini de anlamam..
Hele bir başka partinin “böyle birini” bünyesine kabul etmesini hiç anlamam..
Siyaseti, işte bu ve buna benzer “çıkarcı düşünceler” kirletiyor..
Oysa..
Aday adayı olan ama aday yapılamayanların (eğer kafalarında ülkesine hizmet varsa) yapması gereken şey; aday yapılan arkadaşlarının yanında olmak, onun çevresinde kenetlenmek, seçilmesi için son güne kadar çalışmak olmalıdır..
…
Bunu yapanları isim isim yazmıyorum..
Zaten gazetelerde hepsini görüyorsunuz..
Seçim iyice yaklaştı..
Partileri ve siyasetçileri biraz da bu gözle değerlendirmenizde fayda var..
Bakın bakalım, “kimin eli kimin cebinde”..
İzleyin, görün, anlayın, seçiminizi iyi yapın..
Yapın ki, sonra şikayet etmeyin..
Trend Haberler
Manavgat Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı? Ali Gürbüz mü yoksa Feyzullah Aktürk mü?
Manavgat Yağlı Güreşleri’nde finalin adı belli oldu: Ali Gürbüz ile Feyzullah Aktürk er meydanında karşı karşıya gelecek
Muhittin Böcek etkin pişmanlık başvurusu yaptı
Antalya’nın gözü Konya’da: Manavgat Belediyespor, Akşehirspor karşısında final peşinde!
Manavgat Belediyespor’un rakibi 1923 Afyonkarahisarspor
Manavgat Yağlı Güreşleri’nde yarı finalistler belli oldu: Ali Gürbüz ile Orhan Okulu düellosunda kazanan kim oldu?