Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın eseri “Halkkart”ın yarattığı büyük sıkıntıların, bizzat CHP örgütü içerisinde “isyan”a neden olduğunu yazmıştım. Bunu yazarken, çok sayıda CHP’linin son dönemde bana anlattıklarını göz önünde bulundurmuştum.
Belki o değerli partililerin isimlerini vermediğim için “Akaydın tayfası”nın kafasında soru işaretleri kalmıştır. Onlara, CHP’nin en kritik zamanlarında bir asker gibi savunmaya geçen veya rakiplerine saldırıya geçen kalemleri okumalarını öneririm. Benim yazılarıma “noter tasdik”i anlamına gelen bu yazıları okusunlarki, bizleri tanımıyorlarsa bir kez daha “boşa yazı yazmadığımızı” anlasınlar. Bizim yazılarımızla, onları doğru yola çekmeye çalıştığımızı kavrasınlar.
Bu noktada bazı meslektaşlarımla gurur duymaya başladığımı ifade etmek istiyorum. “CHP’li gazeteci” damgası yemiş olmalarına rağmen, halkın bu çilesine karşı kayıtsız kalmadılar. Yeri gelince, “Halkkart işkencesi”ni eleştirmekten geri durmadılar. Her gazetecinin eninde sonunda olması gereken yerde durdular. Yani halkın sesi olduklarının güzel bir örneğini verdiler.
CHP örgütü içerisinde “Halkkart”tan dolayı tahminlerin ötesinde bir sıkıntı var. Geçtiğimiz günlerde “40 yıllık bir CHP’li dost”un isyanını örnek vermiştim. O dost beni aradı. “İsmimi de yazabilirsin. Sorun yok” dedi. Ama ben karşı çıktım. Karşı çıkma nedenim, bu kıymetli insanın “Halkkart ile ilgili sıkıntıları”nı dile getirmesine vesile olmak değildi. Bunu yaparsam, zaman zaman hiç kimsenin bilmediği konulardaki yazılarımızla ilgili aranan “köstebek” için haksız yere adres haline gelme riskiydi.
Çünkü Karşımızda 40 yılını bu partiye harcamış bir insanın söylediklerini dikkate alacak insanlar yok. Yüzlerce örnek yaşandı. Bu insanın adını görünce yapacakları ilk şey, “hain damgası” vurmak olur. Bugüne kadar ulaştığımız gizli bilgileri veren kişi gibi görünüp, bundan sonra yazacaklarımızın da müsebbibi haline getirilir.
O dost 40 yıllık bir CHP’li.. Ama benim için 20 yıllık bir ağabey.. Harcanmasına, moralinin bozulmasına, haksız suçlamalara maruz kalmasına neden olmak istemem. Kaldıki, 40 yıllık bir CHP’linin isyanı, yaşanan asıl isyanın yanında çok küçük bir örnektir. Örgüt içten içe kaynamakta, Antalyalılar’a hesap verememenin sıkıntısını yaşamakta ve tüm bu gelişmelerin partiye ciddi zarar vereceğini görerek, endişe içerisinde beklemektedir. Bu bekleme böyle devam eder mi? Hiç sanmıyorum. Bir süre sonra kokusu çıkmaya başlayan gelişmelerin de halk tarafından öğrenilmesi ile, sessizlik, yerini sessizce de olsa ciddi bir tepkiye bırakacaktır.
Bu arada Halkart ile ilgili suçlu aranmasına gerek yoktur.
Tek suçlu Akaydın’ın, bizzat kendisidir. Danışmanların görevi, adı üzerinde danışmanlık yapmaktır. Belediye Başkanı’nı uyarmak, tavsiyelerde bulunmaktır. Ancak belediyeyi yöneten kişi, belediye başkanının kendisidir. Alınan her kararın ve her uygulamanın da tek sorumlusudur. Onu halk seçmiştir. “Bu kenti yönet” demiştir. Halk yanında kime ne danışacağının da kararını vermemiştir.
Halkkart sistemi, başkanın vaad ettiği gibi çilesiz bir sistem olsa, paye kimin olacaktı? O zaman da çıkıp, “Bu danışmanın eseridir” denilecekmiydi? Boş işler bunlar. Ve maalesef zaman zaman belediye başkanlarının kendi kıçını kurtarmak için başvurduğu yollardır. Bir yerde bir yanlış mı oldu? Kes danışmanın kafasını, kurtul.
O kadar kolay değil. Halk bunu yemez. Zaten halk bu sistem ve çilesi ile ilgili kimin suçlu olduğunun kararını da verdi. Onu “danışmanlar” ilgilendirmezki?
Umarım Akaydın hoca, belediye başkanlığında doğrunun da, yanlışın da tek sorumlusu olduğunu görmüştür. En azından bunu öğrenmiştir.
Akaydın belki de, “Yahu daha ben bir aylık belediye başkanıyken, düşman bildiğim Murat Çiçek beni uyarmıştı. “Doğru adamlarla çalış, yoksa ileride tahmin bile edemeyeceğin sorunlar yaşarsın” demişti. Keşke yaptığının Antalya adına bir uyarı olduğunu anlasaydım” diyordur.
Diyormudur?
Ben bir şey demiyorum.
Yorumu siz yapın değerli Antalyalılar.
Asayiş
Güncel
Antalya
İlçeler
Özel
Kültür-
Trend Haberler
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Fatih Altaylı duyurdu: Antalya’nın simgesi 7 Mehmet kapanıyor mu?
‘Görev değişir duruş değişmez’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
7 Mehmet: Antalya’dan ayrılmamız söz konusu değil
Torun Turgut, annesinin haklarını hukuk mücadelesiyle geri aldı: 16 yıl sonra gelen zafer