Bugünlerde ülke olarak savaşla yatıp savaşla kalkıyoruz. Savaş tamtamları çalınmaya başladı. Ama bu tamtamları çalanlar savaş yanlıları değil, savaş karşıtları. Bir kulak kabartsanız sanırsınız ki yarın savaşa giriyoruz. Hükümet gözünün kararttı. Suriye’ye ha girdik ha gireceğiz.
Dış politika konularında fikir yürütmek kolay değildir. Çünkü diplomasinin labirentlerinde neler konuşuldu, neler kararlaştırıldı bilinmez. Çünkü bunlar ülkeler arasındaki gizli şeylerdir.
Kapalı kapılar ardında neler döndüğünü de hiçbirimiz bilemeyiz. İşin doğrusu bundan 50 yıl sonra çıkacak ortaya. Gerçeği o zaman öğreneceğiz. “Bu da buymuş” diyeceğiz.
Ancak bu Suriye denkleminde yerine oturmayan bir şeyler var. Ülkemizdeki muhalif kesimlerce deniliyor ki, Amerika ve İsrail, Esad’ı bitirmeye kararlı. Suriye’deki muhalifleri destekliyorlar. Türkiye de onların yanında. Bir sonraki aşamada da Türkiye, onların yerine (kullanılan tabirle “taşeron olarak”) Suriye’ye girecek.
Bu şekilde bakınca mantıklı görünüyor. Ama sormak lazım. Esad bu durumda bizi niye bombalasın? Onu söyleyen yok. Esad kendi sonunu hızlandırmak mı istiyor? Yoksa bu adam delirdi mi?
Bir yanda ülkesindeki muhalifleri bastırmaya çalışan Esad, diğer yanda da ülkesine girmeye niyetli Türkiye’yi bombalayan Esad. Akla yatıyor mu? Yatmıyor.
Demek ki işin içinde başka bir iş var bizim bilmediğimiz. Yukarıda dediğim gibi şimdi işin fotokopisindeyiz, aslını 50 yıl sonra göreceğiz. Hep birlikte tek yürek olarak hükümetin arkasında yer almak en doğrusu gibi görünüyor.
Asayiş
Ekonomi
Antalya
İlçeler
Güncel
Spor
Özel
Trend Haberler
Samsun 20. Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Bursaspor’dan Rey Manaj bombası! Anlaşma çok yakın
Antalya'da elektrik kesintileri: 9 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 8 Ağustos
Çatıdaki tohumdan tropikal meyve müzesine
Kocagöz’den Dokuma Etap 2 için net mesaj: Antalya’nın ortak aklıyla yapacağız