Toros Dağları’nın eteklerinde, zamanın biraz daha yavaş aktığı bir coğrafyada Ramazan ayı bambaşka yaşanır. Özellikle Antalya’nın iç kesimlerinde yer alan İbradı ilçesine bağlı Ürünlü Köyü, bu ayın ruhunu geleneklerle harmanlayan nadir yerlerden biridir. Burada Ramazan yalnızca bir ibadet zamanı değil; aynı zamanda dayanışmanın, hatıraların ve kültürel sürekliliğin yeniden canlandığı bir dönemdir.

Dağ Köyünde Ramazan’ın Başlangıcı

Ramazan’ın ilk günleri Ürünlü ’de ayrı bir heyecanla karşılanır. Köyde yaşayanlar için bu ay, şehir hayatındaki hızlı ve yoğun tempodan farklı olarak daha sakin ama daha derin bir anlam taşır. Evlerin bacalarından yükselen yemek kokuları, sokaklardan geçen selamlaşmalar ve akşamüstü hazırlıkları Ramazan’ın geldiğini hissettirir.

Köyde iftar sofraları genellikle geniş ailelerin bir araya gelmesiyle kurulur. Uzun yıllardır süregelen bir gelenek olarak komşular birbirlerine yemek gönderir. Bu, sadece bir ikram değil; aynı zamanda köydeki sosyal bağların güçlü olduğunu gösteren bir dayanışma biçimidir. Bir evde yapılan çorba başka bir eve ulaşırken, başka bir evde hazırlanan tatlı da farklı bir sofraya gider. Böylece iftar vakti geldiğinde, sofralar adeta ortak bir emekle kurulmuş olur.

İftar Öncesi Hazırlıkların Ruhu

Ürünlü Köyü’nde Ramazan günleri genellikle erken başlar. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte günlük işler yapılır; tarlaya gidenler, hayvanlarıyla ilgilenenler veya ev işlerini tamamlayanlar gün içinde iftar hazırlığına zaman ayırır. Bu süreçte özellikle geleneksel yemeklerin hazırlanması önemlidir.

Köy mutfağında Ramazan sofralarının vazgeçilmezleri arasında yöresel çorbalar, tandırda pişirilen ekmekler ve ev yapımı yemekler yer alır. Modern şehir mutfaklarının aksine, burada yemekler çoğu zaman doğal ürünlerle hazırlanır. Bu durum, sofralara hem sadelik hem de özgün bir lezzet katar.

İftar saatine doğru köyde belirgin bir hareketlilik olur. Çocuklar sokaklarda oynarken, büyükler sofraların son hazırlıklarını tamamlar. Oruç açılmadan hemen önceki dakikalarda ise köyde sessiz ama huzurlu bir bekleyiş hissedilir.

Camide Buluşma ve Teravih Atmosferi

Ramazan gecelerinin en önemli buluşma noktalarından biri köy camisidir. İftarın ardından köy halkı teravih namazı için bir araya gelir. Bu buluşmalar, sadece ibadet için değil aynı zamanda sosyal bir paylaşım alanı oluşturur.

Köydeki yaşlılar geçmiş Ramazanları anlatırken gençler de bu kültürün bir parçası olmayı öğrenir. Bu sohbetler, kuşaklar arasında bir bağ kurulmasına yardımcı olur. Özellikle büyüklerin anlattığı eski Ramazan hikâyeleri, köy yaşamının değişen ve değişmeyen yönlerini gözler önüne serer.

Teravih sonrası yapılan kısa yürüyüşler veya cami avlusundaki sohbetler de Ramazan gecelerinin önemli bir parçasıdır. Bu anlar, modern şehir yaşamında giderek azalan topluluk hissinin köylerde hâlâ güçlü olduğunu gösterir.

Doğa ve Ramazan’ın Birleştiği Bir Coğrafya

Ürünlü Köyü’nün Ramazan’ı özel kılan bir başka unsur da doğasıdır. Torosların serin havası, özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan günlerinde köy yaşamını daha rahat hale getirir. Gün batımında dağların ardında kaybolan güneş, iftar vaktinin yaklaşmakta olduğunu adeta görsel bir işaretle haber verir.

Köyde yaşayanlar için doğa ve ibadet arasında güçlü bir bağ vardır. Gün içinde yapılan işler, akşam iftarıyla son bulurken, bu döngü Ramazan boyunca farklı bir anlam kazanır. Sessizlik, yıldızlı gökyüzü ve dağ köyünün doğal atmosferi Ramazan gecelerine huzurlu bir karakter kazandırır.

Değişen Zaman, Değişmeyen Gelenekler

Son yıllarda köylerde de bazı değişimler yaşanıyor. Gençlerin bir kısmı eğitim veya iş nedeniyle büyük şehirlere gidiyor. Ancak Ramazan geldiğinde birçok kişi köyüne dönmeye çalışıyor. Çünkü burada yaşanan Ramazan, şehirdeki Ramazan’dan farklı bir sıcaklık taşıyor.

Eskiden davul geleneğinin daha yaygın olduğu, sahur vakitlerinde sokakların daha kalabalık olduğu anlatılır. Günümüzde bu geleneklerin bazıları azalsa da köyde Ramazan ruhu hâlâ canlılığını koruyor. Özellikle toplu iftarlar ve komşuluk ilişkileri bu geleneğin devam etmesini sağlıyor.

Ramazan’ın Öğrettiği Dayanışma

Ürünlü Köyü’nde Ramazan, paylaşmanın ve birlikte olmanın önemini yeniden hatırlatan bir dönemdir. Köyde yardımlaşma sadece ihtiyaç sahiplerine destek vermekle sınırlı kalmaz; aynı zamanda herkesin birbirine daha fazla zaman ayırdığı bir sürece dönüşür.

Bir evde yapılan küçük bir yardım bile köyde büyük bir anlam taşır. Bu nedenle Ramazan, köyde sosyal bağların güçlendiği bir ay olarak görülür. İnsanlar bu dönemde hem manevi hem de toplumsal olarak birbirine daha yakın hisseder.

Kültürel Hafızanın Korunduğu Bir Yer

Ürünlü Köyü’nde Ramazan, sadece bugünün değil geçmişin de izlerini taşır. Eski Ramazan geleneklerinin bir kısmı hâlâ yaşatılır. Örneğin, bazı aileler iftar sonrası misafir ağırlamayı bir gelenek olarak sürdürür. Bu ziyaretler, köyde sosyal hayatın canlı kalmasına katkı sağlar.

Ayrıca çocuklar için Ramazan ayrı bir deneyimdir. İlk kez oruç tutan çocuklar köyde küçük kutlamalarla teşvik edilir. Bu da Ramazan’ın yeni nesiller tarafından benimsenmesini sağlar.

Bir Ayın Ötesinde Bir Yaşam Kültürü

Sonuç olarak Ürünlü Köyü’nde Ramazan, sadece takvimde yer alan bir ay değil; bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıkar. Dağ köyünün sakin atmosferi, güçlü komşuluk ilişkileri ve doğayla iç içe bir yaşam Ramazan’a farklı bir anlam kazandırır.

Bugün modern şehirlerde Ramazan çoğu zaman yoğun hayatın içinde yaşanırken, Ürünlü gibi köylerde bu ay hâlâ toplumsal bir deneyim olarak varlığını sürdürüyor. Belki de bu nedenle, bu köyde Ramazan yaşayanların hafızasında sadece bir ibadet dönemi değil; aynı zamanda paylaşımın, huzurun ve geçmişle bağ kurmanın zamanı olarak yer ediyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]