Bu haber, ABD’de ekonomi ve siyaset gündemini doğrudan kesen oldukça çarpıcı bir gelişmeye işaret ediyor. Donald Trump, 2024 seçimlerinden sonra Beyaz Saray’a dönüşüyle birlikte hem ekonomi politikalarında hem de kamuoyu stratejisinde “popülist-milliyetçi” çizgisini derinleştirmiş görünüyor. “Gümrük temettüsü” adını verdiği 2 bin dolarlık ödeme vaadi, ilk bakışta Amerikan hanelerine doğrudan mali destek sağlayan bir gelir paylaşımı modeli gibi görünse de altında ciddi bir politik hamle ve ekonomik tartışma yatıyor.
Trump’ın ‘Gümrük Temettüsü’: Ekonomiyle Siyaseti Birleştiren Bir Hamle
Trump, gümrük vergilerini yalnızca dış ticaret politikası aracı olarak değil, aynı zamanda iç politikada gelir dağıtımını etkileyen bir araç haline getirmeye çalışıyor. Bu öneri, “gümrük gelirlerini Amerikan halkına geri verme” söylemiyle seçmenlere ekonomik rahatlama vadederken, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerine karşı milliyetçi bir ekonomi duruşunu pekiştiriyor.
Ancak bu vaat, kamu maliyesi açısından son derece tartışmalı. Zira ABD’nin kamu borcu halihazırda 37 trilyon dolar seviyesinde ve bu, GSYH’nin %122’sine denk geliyor. Yani Trump’ın dile getirdiği “trilyonlarca dolar kazandık” ifadesi, makroekonomik gerçeklerle sınırlı bir iyimserlik taşıyor.
2 Bin Dolarlık Vaattin Finansmanı: Gerçekçi mi?
2025 mali yılında gümrük vergilerinden elde edilen gelir 195 milyar dolar. ABD’de yaklaşık 340 milyon kişi yaşıyor. Yüksek gelirli kesim hariç tutulduğunda, yaklaşık 270 milyon kişi temettüden yararlanabilir. Bu da kişi başı 2 bin dolar ödeme yapılması durumunda toplam 540 milyar dolarlık bir yük anlamına geliyor.
Yani gümrük gelirleri, öngörülen ödemenin ancak üçte birini finanse edebilir. Bu tablo, planın bütçeye yüz milyarlarca dolarlık ek yük getireceğini ve federal mali dengeleri zorlayacağını gösteriyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in “bu birçok şekilde uygulanabilir” demesi, Beyaz Saray’ın henüz somut bir mekanizma oluşturamadığını ortaya koyuyor.
Mahkeme Krizi: Başkanlık Yetkisi Sınırda
Trump’ın bu öneriyi gündeme getirdiği zamanlama da dikkat çekici. Çünkü Yüksek Mahkeme, başkanın “karşılıklı gümrük tarifeleri” uygulama yetkisine ilişkin sınırları tartışıyor. Daha önce alt mahkemeler, Trump’ın bu yetkiyi aştığına hükmetmişti.
Dolayısıyla, 2 bin dolarlık “gümrük temettüsü” açıklaması, yalnızca ekonomik bir teklif değil, aynı zamanda yargı karşısında siyasi bir meydan okuma niteliği taşıyor. Trump, kamuoyu desteğini artırarak mahkemenin olası olumsuz kararlarını siyasi baskı yoluyla dengelemeyi amaçlıyor olabilir.
Popülizm, Korumacılık ve Ekonomik Gerçekler
Trump’ın gümrük politikaları, küresel ekonomi açısından da ciddi yankılar yaratıyor. 2018-2020 döneminde Çin ve Avrupa Birliği’ne uygulanan tarifeler hem ithalat maliyetlerini hem de tüketici fiyatlarını artırmıştı. Yeni dönemde bu politikaların yeniden devreye alınması, küresel enflasyonist baskıları güçlendirebilir.
Trump’ın söylemindeki “ülke trilyonlar kazandı” ifadesi, kısa vadeli vergi gelir artışlarına dayanıyor olsa da uzun vadede tüketim fiyatlarında artış, tedarik zinciri kırılmaları ve ticaret ortaklarıyla gerilim riskini barındırıyor. Bu nedenle birçok ekonomist, bu tür politikaların kısa vadede siyasi, uzun vadede ise ekonomik bedeli yüksek hamleler olduğunu vurguluyor.
Sonuç: Ekonomik Vaatten Fazlası
Trump’ın “gümrük temettüsü” önerisi, seçim öncesi dönemin klasik bir popülist refah vaadi olarak okunabilir. Ancak bu vaat, Amerikan ekonomisinin yapısal sorunlarını çözmekten çok, seçmen psikolojisini yönlendirmeye odaklanmış görünüyor.
Gümrük gelirleri, ulusal borcun büyüklüğü karşısında sınırlı bir kaynak. Ancak Trump için bu, ekonomik gerçeklerden çok siyasi semboller üzerinden yürütülen bir iletişim stratejisi.
Yüksek Mahkeme’nin kararı, yalnızca başkanın ticaret yetkisini değil, aynı zamanda ABD’de ekonomik milliyetçiliğin geleceğini de belirleyecek. Eğer mahkeme Trump’ın elini zayıflatırsa, “2 bin dolarlık temettü” planı rafa kalkabilir. Ancak Trump’ın seçmenlere verdiği mesaj net: “Ekonomik gücü geri alıyor ve halkla paylaşıyorum.”
Bu mesaj, Amerikan siyasetinde “gümrük vergisi” gibi teknik bir konuyu bile halkın cebine dokunan bir seçim kozuna dönüştürme sanatının son örneği olarak kayda geçti.
TRUMP’IN GÜMRÜK VERGİSİ TEMETTÜSÜ
Zafer Özcivan
Yorumlar