Öncelikle kendine karşı dürüst ol. Çünkü insan, en çok kendi içinde kurduğu küçük mahkemelerde yargılanır ve çoğu zaman en ağır cezayı da yine kendine verir. İçinde sakladığın gerçekler, sustukça büyür. Sen gerçekleri görmezden geldikçe o gerçekler seni yavaş yavaş tüketir. Dürüstlüğü başkalarına değil, en çok kendine borçlu olduğun bir hakikat olarak bil.
Yanlışın olduğunda ilk önce kendine kız. Bu kızgınlık yıkıcı değil, öğretici olsun. Çünkü insan, hatasını sahiplenmediği sürece aynı yolda yürümeye veya aynı noktada durmaya mahkûmdur. Kendine yönelttiğin her öfke, seni daha iyiye taşıyan bir iç ses hâline gelmeli. Kendine kızdığın her eylem, seni parçalamak yerine yeniden kurmalı ve hayata yeniden hazırlamalıdır.
Hatan olduğunda ilk başta kendini aynada görmek için çaba göster. Aynalar sadece yüzünü değil, içini de gösterir aslında. Tabi bakmayı bilen için bu durum geçerlidir. Gözlerinin içine bakabildiğin gün gerçeklerle ve kendinle yüzleşmiş olursun. Unutma kaçtıkça büyüyen şeyler, yüzleşince küçülür ve anlamını yitirir.
İnsan kırdıysan vaktinde affet. Zamanın her şeyi iyileştirdiğine inanmak, bazen en büyük yanılgıdır. Çünkü bazı kırgınlıklar, unutulmaz bir türlü. Affetmeyi karşındakine değil, kendi kalbine açtığın bir kapı olarak gör.
Üzdüysen çok geç olmadan özür dile. Çünkü geciken her özür, eksik bir cümle gibi kalır hayatta. Söylenmeyen sözler, insanın içinde yankılanır durur. Oysa samimi bir “özür dilerim” cümlesi, en karmaşık duyguları bile sadeleştirebilir. Zorlaştırmayı değil kolaylaştırmayı seç.
İnsan olduğunu bilerek yaşa. Kusurlarınla, eksiklerinle, kırılganlığınla bir ömür tüket. Çünkü insan olmak; düşmek, yanılmak ve yeniden kalkmaktır. Ve belki de en çok, tüm bu eksikliklere rağmen gerçek dürüstlük kendine karşı iyi kalabilme çabasıdır.