“Birileri olayı sana servis ediyor, sende yazıyorsun!..”
Daha neler, neler!..
Gerisini devam etmek istemiyorum.
Önceki günkü yazımda belirttiğim gibi, delikanlılığı kimilerinin damarlarına enjekte etsen tutmaz.
O örneklemeleri verip yazının devamında da ATSO konusunu ele alınca, alınalar olduğunu dün belirtmiştim ya.
Kimse alınmasın.
Verdiğim örneklemeler kişi yada kişilere asla değildi. Zaten bilinen ama asla kimsenin uygulamaya yanaşmadığı gerçeklerin ta kendisi.
Dün karşılaştığım bir dostun söylediği hitap var.
“Ben seni çok iyi tanıyorum ancak, ATSO konusunu birisi sana servis etmiş, sende o servis çizgisinde yazını yazmışsın. Milletin ağzı torba değil ki büzesin. Öyle konuşuluyor” demez mi?
Şükürler olsun ki, 25 yıllık meslek hayatımızda bir bardak suyun hatırını gütmüşüzdür fakat, menfaat karşılığı kişilerin güdümüne hiç ama hiç girmedik.
Koskoca Antalya’da bir tane babayiğit çıksın, “Yalan söylüyor. Şahsi menfaat karşılığı benim güdümüme girdi, ne dersem sözümden çıkmaz” desin.
Veya diyebilsin.
Hatta, diyebilsinler..
Sözünden çıkmadığım değil de, adam gibi adam bellediğim, özünü ve sözünü bir olarak gördüğüm, ricasını o her ne kadar bilmese de, kendimin emir telakki etmeyi benliğime yerleştirdiğim çok değil. Belki bir elin parmağı kadar olabilir ama, can dostum olarak gördüklerim tabi ki var.
Olmaması abesi iştigal.
Gün geldi gariban ama zeki öğrencilerin giyim, kuşam, defter-kalem, eşofman, okul forması ne bileyim okul gereksimleri için hayırsever işadamları aradığımızda düşünmeden kapısını çaldım veya çaldırdım ama.,
Şahsi menfaatım için kesinlikle talep veya taleplerde bulunmadım.
İnanmadığım, güvenmediğimin önüne düşmedim. Dost görünüp, şahsi menfaatı uğruna benim kalemimi kullanacak olanın da alnını karışlarım.
Çok da karışladım.
Esas oğlana gelince.
ATSO’nun son meclis toplantısında yaşanan nahoşluğun ana gerçeğini öğrendim. “Neymiş ana gerçek” diye bana kimse sormasın, artık o konu zaman aşımına uğradı.
Esas oğlan, o meclis toplantısının sonunda, muhteremin birisi kendisini Antalya’nın mafya babası sandığından mıdır, yoksa ATSO’nun kabadayısı olmayı kafaya koyduğundan mıdır bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa, Antalya’nın en seçkin iş adamlarının temsil ettiği. Bu kentin en büyük STK’sı (Sivil Toplum Kuruluşu) olarak bilinen ATSO meclis toplantısının akabinde, Bütçe Komisyonu Üyesine, “Benim adımı ağzına desturla al. Yoksa senin aklını alırım” gibi, sokak ağzıyla insanlara hünküren ama hünkürdüğüyle kalan muhterem nasıl olurda öyle bir korumun içerisinde böyle bir şeye cesaret edebilir, akıl sır erdiremedim.
Amaç ne?
Kaos mu yaratmak?
Sindirmek mi?
Neyi paylaşamıyorsun arkadaş?
Trend Haberler
Tabelalar sil baştan değişiyor: Tekel bayilerinde 'pembe' devrimi
Serikspor-Karaman FK maçında gerginlik: Genç futbolculara bıçaklı tehdit iddiası
Öğrenci affı için şartlar netleşti
Doğu Garajı esnafı isyanlarda; Yeni çarşı atıl yatırıma dönüştü
Kuş cenneti değil, çöp cehennemi: Manavgat’ta doğa katliamı!
Antalya Kahveciler Odası’nda beyaz liste kazandı; Aşur Boydak ipi göğüsledi