Ramazan Bayramı’nı fırsat bilip, soluğu Batı Akdeniz’in sonu, Doğu Ege’nin başladığı yerde alıverdik.
Neresi olduğunu tarif etmeye gerek var mı?
Yön belirleme konusunda yeteneksiz olanlarla uğraşamayacağım.
Cep telefonlarının parmaklanarak kullanıldığı çağda yaşıyoruz.
Bu yazı okunurken ben dedem Dereli İsmail’in yaşayıp, babam Hüseyin Usta’nın doğup, büyüdüğü köyümüzü çoktan gezmiş, dedemin mezarını ziyaret edip, bir iki duayı okudum.
Hala ve amcalarımın sebze tarlalarını gezmeye gideceğime tatil öncesi kendi kendime plan kurdum, gerçeğe de dönüştürdüm.
Ben köy çocuğuyum.
Mis gibi toprak kokusunu yılda bir kez olsun ciğerlerimize çekmezsek, o yılı yaşanmışlıktan saymıyoruz.
Aynı zamanda da sahilde büyüdük.
Dolayısıyla denizi görmeden günü geçirmek, hapis hayatı gibi geliyor.
En az 35 yıldır gitmediğim Fethiye’nin şövalye adasına gittik. Bu gidiş-gelişin teknelerle olmasına en fazla Elin Sude hanım sevindi.
Evet.,
Biz de Antalya gibi doğası, tarihi eserleri ve mükemmel sahilinin yanında dünyaca ünlü denizi olan bir kentte yaşıyoruz. Ne var ki, Elin Sude’ye, “ 11 yıllık yaşantında Antalya’da kaç kez tekneye bindin” diye sorulsa, soruyu soranın yüzüne ters ters bakıp, “Hiç binmedim sana ne” cevabını vermemek için biraz da nezaketli oluşundan-ki o huyunu da babasından almış (!) oracıktan kaçıp, cevabını vermiş olurdu.
Sonra Göcek’e geçtim.
Niyetim koylarda cirit atmaktı ama, cirit bulamadım, iştahımı sazlıkları ve insandan daha çok el üstünde tutulan kaplumbağalarının bol olduğu Dalyan’ın İz tuzu sahiline sakladım.
Marmaris’i teğet geçip, Bozburun’a sürdüm arabayı.
Gitmeyene, Bozburun ismini yeni duyanlara tavsiye eterim.
Tam bir kafa dinleme yeri.
Tabi ki Antalya’da da öyle yerler çok da, hani benim gibi gezmeyi yılda bir sefer de olsa sevenler açısından dedim zaten diyeceğimi.
Oh be.
Sefam olsun.
Bana ne Hoca’nın 59 TL ücret karşılığı girişli Akvaryumundan?
Fethiye’nin balık pazarındaki balık çeşidi belki abartıyorum sanacaklar ama, Antalya’nın geçen günlerde açılan akvaryumundan da fazla. 60 TL’yi versen bir aylık balık ihtiyacını giderirsin.
Kaç gündür Hüsnü Şahin’in yanına da gitmedim. Belediye gazozundan da, pardon suyundan içmedim.
Özlesinler biraz beni.
Yok Antkart gitmiş de, Halkkart’ı getiren hoca şimdi de kart olayını Kentkart olarak değiştirilmiş.
Milleti yine kart paraları bekliyormuş.
Falanca işçinin öğrenci çocuğu kart problemleri yüzünden dolmuşlarda ser sefil olmuş.
Antalya’nın sorunu biter mi?
Peki ya onlarla uğraşmak?
Ben bu tatil olayını çok sevdim. Bu nedenle bayramımı uzattım.
Ne zaman mı döneceğim?
Sanki benim dönüp, dönmemem birlerinin umurunda?..
Bilmediğimi mi sanıyorlar ne!..
Ama biz bu saçları değirmende ağartmadık.
Genel Yayın Müdürü değimliyiz?
Bakarsınız Kurban bayramı tatiliyle birleştiririm.
Şuan bulunduğum yerde nem yok ama, sıcak fena bastırdı., Bana az müsaade denize girip serinlemem lazım!..
Not: Tatile çıkmadan evvel önümüzdeki Cuma günü için Mehmet Aktekin, Haluk Öncel, Mehmet Talay ve Hidayet Gültekin’e balığa çıkma sözü verdim. Antalya bizi sözünün eri bir gazeteci bilir. Bu vesileyle kurban bayramıyla tatilimi birleştireceğimi okuyan yazı severlerim fazla üzülmesin (!).
Balık avcılarının yalanlarını da dönünce yazarım artık.