CHP Antalya İl Başkanı Özer Ülken ve Yönetim Kurulu’nun parti kongresi öncesi Deniz Baykal “Çarçaf liste” diye ısrar ederken, “Blok liste”den yana tavır koyması farklı yorumları da beraberinde getirdi. Kimileri, Ülken ve yönetiminin Baykal’a ihanet ettiğini bile söylemeye başladı. Ancak bana göre “kazın ayağı” öyle değil.
Bence Antalya örgütünün bu tavrından dolayı, CHP eski lideri ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal hiç üzülmemiş ve bunu bir ihanet olarak görmemiştir. Belki de bu yönde tavır konulması için el altından sinyal bile vermiştir. Çünkü Deniz Baykal ileriye dönük gördüğü bazı tehlikeler nedeniyle “Çarşaf liste” diye ısrar ederken, bunun gerçekleşmesinin imkansız bir talep olduğunu biliyordu. İmkansız bir talep için de, 80 vilayet farklı ses verirken, Antalya’nın “Çarşaf liste” diye ısrar etmesinin bir anlamı olmadığını da biliyordu.
Deniz Baykal’da çok iyi biliyorki En azından genel seçimlere kadar yeni lider Kemal Kılıçdaroğlu’nun isteği dışında bir gelişme sağlaması imkansız. Onun büyük kongre öncesi yaptığı, ileride bir sorun yaşandığında, eski lider ve “bir bilen” olarak uyarı vazifesini yerine getirmiş olmaktı. Bunu da ısrarlı bir tavırla yapmış oldu.
CHP’yi Antalya’da “Baykal”sız düşünmek bana göre imkansız bir durumdur. Antalya CHP örgütünü de, “Baykal’a rağmen” veya “Baykal dışlanarak” bir noktaya yürürken görmek de öyledir. En azından Antalya’da bu anlamda “topyekün bir tavır” görülmesi imkansızdır. Kimileri çıkıp, “Bu kent de Baykal’ı yıllardır istemeyen bir çok CHP’li var” diyebilir. Doğrudur, var. Bende çok sayıda CHP’li tanıyorum. Baykal bu partinin başında olduğu için yıllarca parti binasının önünden bile geçmeyen. Ancak ben Baykal sayesinde siyasete giren, Baykal var olduğu için belirli noktalara gelen, ne olursa olsun Baykal sevgisi bitmeyecek bir o kadar da CHP’li tanıyorum.
Bir gerçeği daha çok iyi biliyorum. Antalya bir çok seçimde “CHP’nin kalesi” olarak karşımıza çıktıysa, bunun en önemli nedeni Baykal’dır. Unutmayınki, Baykal Antalya’lıdır. Hem de öyle bir Antalyalıdırki, parti siyaseti denilince öyle kentin merkezine veya birkaç ilçeye sıkışıp kalmamıştır. Yani Gazipaşa’dan, Kaş’a kadar ne kadar CHP’li varsa, bunların önemli bölümü üzerinde çok ama çok etkilidir. Baykal her zaman ifade ettiğim gibi maalesef bir Antalyalı olarak genel siyaset de bizi çok mutlu etmemiştir. Maalesef bu ülkeye hizmet anlamında sınıfta kalmıştır. Belki muhalefet de zaman zaman iyi işler yapmıştır. Ancak iktidara gelmeyi başaramadığı için, Türkiye’ye tam anlamıyla hizmet imkanı da bulamamıştır. Bunun da en büyük sorumlusu kendisidir. Ancak aynı Baykal, bilhassa CHP’nin Antalya örgütü ile siyaset yaptığı tüm yıllar boyunca tek tek ilgilenmiştir.
Ben hiçbir liderin, herhangi bir partilisinin karşısına ev telefonundan çıktığını duymadım. Ancak Baykal ile yapılan görüşmelere yüzlerce kez şahit oldum. Şayet evindeyse, telefonunu direk kendisi açtı. Arayan her kimse ilgilendi, dinledi. Bunu CHP Antalya örgütünün üyelerinden daha iyi kim bilebilir. “Vefasızlık” nereye kadar gider?
CHP, Antalya’da “Baykal”sız olmaz. En azından bu gücünü koruyamaz.
Hiç kimse boş hayallere kapılmasın. Gündeme geleceği kesin görünen bu tür tartışmalara da prim vermesin. Ne olursa olsun, Baykal bizimdir. Bir Antalya’lıdır. Daha fazla üzerine gidilirse, bu kentin tepkisi de ona göre olur. Aksini iddia eden ne Antalya’yı, nede CHP Antalya örgütünü tanımıyor demektir.