Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’a bir çağrı yapsam. Desem ki, “Sayın Başkan. 29 Mart 2009 sizin seçildiğiniz tarih. Ve o tarihten 20 gün sonraki yazımıza lütfen bir bakar mısınız?
“Hiç işim gücüm kalmadı, senin çağrına mı uyacağım” diyebilirsiniz.
İnanınki alınmam..
Sayın Başkan.,
O yazım kesinlikle, “Zurnadan hikayeler” içermiyor.
“Hizmet için varım” dediğiniz Antalyalı adına yazılmış bir yazıdır da ondan.
“Gerek yok. Hatırlatman yeterli” mi deme niyetindesiniz.
Beklide sizinle birlikte aynı anda göreve başladı başlayalı bir tane yazımıza bırakın cevap vermeyi, “Bu konuda yaklaşımınız yanlış. Doğru da bu” bile demeyi kendisine eziyet gibi gören basın bürosu yetkilisi belki de o yazımızı senden kaçırmıştır.
Ondan okuma ricasında bulundum.
Yine de hatırlatayım mı?
Emir telakki ederim.
“Antkart iptali, yerine yeni bir kartlı sistem getirme olayınız tamamiyle şahsınızın kişisel tasarrufu olabilir. Hatta size göre yeni sistem halkın yararına olacak sistemdir de. Tabi ki aynı zamanda ulaşım esnafının da lehine olacaktır. Ancak, işi sürüncemeye bırakmamak, vatandaşı mağdur etmeme adına bir şeyler yapılmalı. O da, oturmuş bir sistemi iyileştirerek yapılabilinir.”
Kısa ve öz.
Siz ne yaptınız?
“Yok arkadaş. Sondaki kart ibaresi olur da, Ant ismi bana ters” deniniz, “İlle de kart olacaksa, o kart isminin başında Halk olacak” dediniz ve isin değişikliğini yaptınız.
Yaptınız, yapmasına da.
Olan da gerçek Halk’a oldu. Halkkart veya size Halkkart’ı önerenlerin tuzu kurudur.
Geçmişte kısa sürede oturan Antkart’ın aldığı yolun, yüzde birini dahi alamadınız.
Sizi seçenler. Şahsınıza oy verenler azap çekiyor.
Umurunuzda mı?
Bay Başkan.,
Dün bizim gazetenin en yakınındaki büfeye gittim. Büfeci vatandaşa bir şey anlatmaya çalışıyor. Vatandaş sitemkar.
“Kartınızı gidip güncelletmek zorundasınız” diyen büfeciye vatandaş, “Ben ha böyle karta da güncellenmesine de. Yahu iki gün önce gittim güncellettim” sitemleriyle isyan ede ede gittiğine bizzat şahit oldum
“Bu ne ya.Bıktım bu kart işinden. İş yapamamak mı, vatandaşa dert anlatmak mı. Akşama kadar yüzlercesine dil dökmek zorunda kalıyorum. Millet de bana söyleniyor” diyen büfeci.
Bu iki küçük örnek size her hangi bir şey ifade ediyor mu, bay başkan?
Etmesin varsın.
Belki umurunuzda bile değildir.
Yoldan geçerken uzayan kuyrukları görmemek için de kafanızı çevirmeniz yeterli ancak. Sağ tarafta da aynı kuyruklar var, sol tarafınızda da.
Sahi koltuk nasıl.
Bu soğuk kış gününde sıcak tutuyor mu bari.
Aman bay başkan.
Kendinize dikkat edin.
Allah başımızdan eksik etmesin, siz bize lazımsınız.
Siz kendiniz sokağa çıkıp, bu küçücük iki örneği görmek istemiyorsanız, yanı başınızdaki çok lazım olanları göndermenize de gerek bile yok. Zaten onlar sizi aylardır söylemleriyle her gece evinize rahat bir kafayla gidebiliyorsunuz.
Ama unutmayın ki, size oy verenlerin ve seçenlerin ta kendileri, sizin gibi rahat kafayla evlerine gidemiyorlar.
Saygı ve sevgilerimle.