Bizimantalya Gazetesi, son günlerde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Menderes Türel’e yönelik bir saldırı başlattı. Türel’in Büyükşehir Belediye başkan adaylığı için isminin yeniden gündeme gelmesinden sonra bu saldırıların başlaması düşündürücü. Kaldı ki belge diye verilen ve okuyucularla paylaşılanların tümünü Antalyalılar biliyor. CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, bugün yazılıp çizilen birçok konu için mahkemeye başvurdu. Ancak mahkeme dava açmaya bile gerek görmedi. Nedeni de şikâyet konularının içinin boş olması. Özetle, Türel hakkında bir karalama kampanyası başlatıldı. Bunu da belden aşağı vurarak yapıyorlar. Tek düşünceleri Türel’in önünü kesmektir. Ancak bırakın önünü kesmeyi tam aksine önündeki engelleri kaldırdıklarının farkından değiller.
Karalama kampanyası o kadar çirkinleşti ki olay hakaret ve aleni tehdide kadar vardı. Sosyal paylaşım sitesi üzerinden hakaret ve tehdit mesajları attığı iddia edilen gazetenin imtiyaz sahibi Eda Dolanay’ın eşi Mustafa Dolanay’ın telefonuna polis tarafından savcılık talimatıyla el konuldu. Ayrıca evindeki diz üstü bilgisayara da iddiaya konu olan twitter mesajı nedeniyle el konuldu. Gazete yönetimi bu olayı “Gazetemize baskın” diye duyurdu.
Söz konusu AK Parti ve Menderes Türel olunca CHP de bundan nemalanmaya çalıştı. CHP İl Başkanı Devrim Kök, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve bazı partililer gazeteye geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Yukarıda da dile getirdiğim gibi gazeteye yönelik bir baskın olmamasına rağmen varmış gibi davranın CHP’nin bu tutumu hoş olmamıştır. Kaldı ki iddia edildiği gibi bir baskın söz konusu olsaydı ilk önce Antalya Gazeteciler Cemiyeti ve Çağdaş Gazeteciler Derneği harekete geçer ve kınama yayınlardı.
Bu arada, CHP heyetinin samimi olduğuna inanmıyorum. Basın özgürlüğü adı altında gerçekleşen bu ziyaret neden bir başka gazeteye yapılmaz. Örneğin bize. Geçmişte baskıların alasını gördük. Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik polisin yaptığı bir baskını yazdık diye dönemin basın savcısı Yusuf Hakkı Doğan’ın talimatıyla istihbarat şefimiz Şükrü Ağırman bir gece gözaltında kaldı. Yine Kemer’de yapılan bir toplantıyı takip eden Şükrü Ağırman’a CHP İlçe Başkanı Umut Güneş başta olmak üzere çok sayıda partili tarafından linç girişiminde bulunuldu. Darp edilen Ağırman hastaneden iş göremez raporu aldı. Yine siz değil miydiniz Gazipaşa’da ‘bizim aleyhimize yazıyor’ diye gazetecileri toplantıdan kovan. Tüm bunlara sessiz kalanlar bugün basın özgürlüğü adı altında gerçekleşmemiş bir olay için harekete geçiyor. Bu iki yüzlülüktür, çifte standarttır.
Sahi, siz daha önce neredeydiniz?