Türkiye ekonomisinin geleceğine ilişkin beklentileri anlamak açısından ekonomik güven endeksi önemli göstergelerden biri. Eylül ayı verileri, ekonomiye yönelik genel güvenin bir miktar toparlandığını ortaya koyuyor. Ağustos ayında 100,6 olan ekonomik güven endeksi, Eylül ayında yüzde 0,7 artarak 101,3'e yükseldi.

İlk bakışta bu tablo olumlu görünüyor. Çünkü ekonomik güven endeksinin 100'ün üzerinde olması, genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliğin kötümserliğe göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak rakamların ayrıntısına baktığımızda, ekonomideki güven artışının bütün kesimlere aynı ölçüde yayılmadığını görüyoruz.

Bence Eylül verilerinin en önemli özelliği tam da burada ortaya çıkıyor.

Tüketici güvenindeki artış dikkat çekici. Ağustos ayında 90,8 olan tüketici güven endeksi, Eylül ayında yüzde 1,3 yükselerek 91,9'a çıktı. Bu artış, vatandaşların ekonomik beklentilerinde bir miktar iyileşme olduğunu gösteriyor. Ancak endeksin hâlâ 100'ün altında bulunması, tüketicilerin genel ekonomik tablo konusunda temkinli olduğunu da anlatıyor.

Başka bir ifadeyle vatandaş geleceğe tamamen olumsuz bakmıyor ama henüz güçlü bir iyimserlik de söz konusu değil.

Bu noktada en önemli konu, tüketicinin güvenini kalıcı biçimde artıracak koşulların oluşturulmasıdır. Enflasyonun gerilemesi, satın alma gücünün artması, gelirlerin fiyat artışlarının üzerinde yükselmesi ve özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerin bütçelerinin rahatlaması, tüketici güveninin daha yüksek seviyelere çıkmasını sağlayacaktır.

Reel kesim güven endeksine baktığımızda ise daha sınırlı bir hareket görüyoruz. İmalat sanayisini temsil eden reel kesim güven endeksi ağustos ayında 102,4 iken Eylül ayında 102,5'e yükseldi. Artış sadece yüzde 0,1.

Bu rakam, sanayicinin ekonomiye ilişkin beklentilerinde büyük bir değişim olmadığını gösteriyor. Üretim yapan işletmeler açısından finansman maliyetleri, iç ve dış talep, enerji fiyatları, kur hareketleri ve maliyet baskıları önemini koruyor. Dolayısıyla sanayicinin güvenindeki sınırlı artışı, ekonomide güçlü bir ivme oluştuğu şeklinde yorumlamamak gerekir.

Hizmet sektöründe ise dikkat çekici bir istikrar var. Ağustos ayında 111,9 olan hizmet sektörü güven endeksi Eylül ayında da 111,9 seviyesinde kaldı. Hizmet sektörünün diğer bazı sektörlere göre daha yüksek güven seviyesinde bulunması, ekonomik aktivitenin önemli bir bölümünün bu alanda sürdüğünü gösteriyor.

Perakende ticaret sektöründe ise daha olumlu bir tablo ortaya çıktı. Ağustos ayında 110,1 olan güven endeksi Eylül ayında yüzde 1,1 artışla 111,3'e yükseldi.

Perakende sektöründeki bu yükseliş, tüketici harcamalarına ilişkin beklentilerin bir miktar iyileştiğini düşündürüyor. Tüketici güvenindeki yükselişle birlikte değerlendirildiğinde, iç talepte belirli bir toparlanma sinyali olduğu söylenebilir.

Ancak inşaat sektörü aynı tabloyu ortaya koymuyor. Ağustos ayında 83,1 olan inşaat sektörü güven endeksi Eylül ayında yüzde 0,2 gerileyerek 83,0'a indi. Üstelik bu değer 100'ün oldukça altında.

İnşaat sektöründeki güven kaybı üzerinde finansman koşulları, konut talebi, maliyetler ve faizlerin etkisi önemli. Konut ve inşaat sektörü ekonominin çok sayıda sektörüyle bağlantılı olduğu için buradaki gelişmeler yalnızca müteahhitleri değil, sanayiden istihdama, bankacılıktan perakendeye kadar geniş bir alanı etkiliyor.

Dolayısıyla Eylül ayı ekonomik güven verilerini tek bir rakam üzerinden değerlendirmek yerine alt göstergelerle birlikte okumak gerekiyor.

101,3'lük ekonomik güven endeksi Türkiye ekonomisinin genelinde iyimserliğin sınırlı da olsa güçlendiğini gösteriyor. Fakat tüketici güveninin 91,9, inşaat güveninin ise 83,0 seviyesinde olması, ekonominin bazı kesimlerinde temkinli yaklaşımın devam ettiğini ortaya koyuyor.

Benim açımdan burada asıl önemli olan, ekonomik güvenin yalnızca bir ay yükselmesi değil, bu yükselişin kalıcı hale gelmesidir. Güven ekonominin görünmeyen ancak en önemli unsurlarından biridir. Vatandaş geleceğe güveniyorsa harcama ve yatırım kararlarını daha rahat verir. İşletme geleceğe güveniyorsa yatırım yapar, istihdam yaratır ve üretim kapasitesini artırır. Finansal sistem de güven ortamında daha sağlıklı çalışır.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde ekonomik güvenin yönünü belirleyecek temel unsurlar; enflasyonun seyri, satın alma gücü, faiz ve finansman koşulları, üretim ve istihdamdaki gelişmeler olacaktır.

Eylül verileri bize ekonomide güvenin yeniden 100'ün üzerine çıktığını söylüyor. Fakat aynı zamanda bunun henüz güçlü ve geniş tabanlı bir iyimserlik olmadığını da gösteriyor.

Kısacası Türkiye ekonomisinde güven yeniden yeşermeye başlamış durumda. Şimdi önemli olan, bu küçük iyileşmenin kalıcı ve daha geniş kapsamlı bir güven ortamına dönüşmesidir. Bunun yolu ise rakamlardan çok, vatandaşın ve işletmelerin günlük hayatında ekonomik koşulların gerçekten iyileşmesinden geçmektedir.

Kaynak: TÜİK