Dün, tam bu yazıyı yazmaya başlayacağım sırada Özden hanım yanıma geldi.
?Yazıyı yazıp, çıkalım? dedim.
Hiç yapmadığı bir şeyi yaptı ve, ?Konun ne? diye sordu.
Oktay Ekşi cevabını verince.,
?Geç kalan bir yazı olmayacak mı? şeklinde fikir beyanında bulundu.
Genellikle yerel dışına pek çıkmam.
Bilgiçlik taslarcasına, Cumhurbaşkanı?na Cumhurbaşkanlık, başbakana başbakanlık, CHP Genel Başkanı?na nasıl genel başkanlık yapılacağının derslerine vermeye kalkmam.
24 yıldır gazetecilik benim mesleğim, bazılarına göre olmayabilir ve hatta kuyruklarına bastıklarımın sayısı hayli fazladır ancak, hep haddimi bildim.
Ama bugün içimden Oktay Ekşi?yi yazmak geldi.
Büyük üstat Oktay Ekşi?nin bende apayrı bir yeri vardır. ?Hakkını ödeyemem? desem yeridir.
Ekşi yazdığı bir yazı neticesinde hatasını anlamış ve yarım asra varan hizmetini bir kalemde noktalamasını da bilmiş hakikaten erdemli birisi.
Peki ya Ahmet Hakan?
Aynı gazetede köşe yazarlığı yapan Ahmet Hakan, ?Oktay Ekşi yakışanı yaptı? diye başlayarak, devamını getirmiş.
O satırları okuyunca gazetecilik adına yüzüm kızardı ama, Ahmet Hakan gazeteci değildi ki, kızarıklığım çabuk geçti.
Çünkü bence o gazetenin sadece bir köşe yazarı.
Ahmet Hakan Oktay Ekşi ile ilgili yazısını bana göre Ekşi?ye hitaben değil, gazeteyi aklama adına yaptığı açıkça ortadadır.
Bu neyin aklamasıysa?..
Oktay Ekşi üstat için, ?Bende apayrı bir yeri vardır? dedim ya hani, yaşantımı değiştiren insandır.
Tabi ki Basın Konseyi Başkanı olarak.,
İnsani yönünü anlatmama gerek bile yok.
1988 yılıydı. Henüz 1 aylık evliyim. Yeni İleri Gazetesi?nin Spor Müdürlüğü görevini yürütüyorum. Günlerden Çarşamba. Antalyaspor- Denizlispor Türkiye Kupası maçı oynandı ve bitti. Maçın hemen ardından, Atatürk Stadı?nın kapalı tribün altında, Başkan Halim Horasan ve yönetici Mustafa Dağyar?la maçın muhasebesini yapıyoruz. Tam o sırada Amigo Ali koşarak gelip, ?Başkanım polis taraftarları tuvaletin içerisine yatırmış, dayak atıyor? dedi.
Başkan Halim Horasan, Dağyar?a dönüp, ?Tabur git bak şu konuya? dedi. Aradan 5 dakika ya geçti, ya geçmedi, Amigo Ali birkez daha nefes nefese yanımıza geldi.
?Başkanım Mustafa Dağyar?ı da rövüyorlar.?
Dağyar, aynı zamanda o dönemin ANAP Antalya Milletvekili Cengiz Dağyar?ın yeğeni. Biz de olay yerine gittik. Gidergitmez dayak olayını görüntüleyebilmek adına 2 kare resim çektim. Sen misin çeken. 1 Başkomiser ve 3 polis beni soyunma odalarının önüne götürüp, Allah ne verdiyse..
Kendimi oradan nasıl kurtardığımı bilemiyorum. Tünelden çim sahaya çıkarken, bayılıp kalmışım. Gözlerimi hastanede açtım. Suçum iki kare olay resmi çekmekti.
Gazetemizin sahibi Menderes Türel ile Genel Yayın Müdürümüz Abdülkadir Kalander dayak olayı nedeniyle ortalığı ayağa kaldırdılar. Olay Basın Konseyi başkanı Oktay Ekşi?ye kadar gitmişti.
Ve o Oktay Ekşi, olaydan 2 gün sonra Antalya?ya geldi. 2 gün Antalya?da kaldı, gerekli her türlü girişimleri yapıp, uğradığım haksızlık karşısında bir gazeteci olarak ardımda dağ gibi durdu.
Oysa bırakın 212?yi, 1475?e tabi SSK?lı dahi değildim. Ama gazetecilik mesleğimi icra ediyordum.
1 Kasım 1988 tarihi itibariyle 212?ye tabi SSK?lı çalışan Fikirişçisi statüsüne girdim. Meslekte 20 yılımı doldurduğum için de, emeklilik hakkımı kazandım.
Şimdi yediğim bir dayak sayesinde mi ben bu mertebeye geldim, yoksa o dayağın ardından Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi tarafından sahip çıkıldığımdan mı?
Bizim meslekte özellikle kendi meslektaşlarımız bir birlerine pek sahip çıktıkları olmaz.
Bana göre Ahmet Hakan?ın zaman zaman yaptığı gibi.
Önemli olan benim dünya görüşümse eğer, Oktay Ekşi?nin duyarlılığından dolayı kendisine milyon kez Allah razı olsun demeyi boynumun borcu gibi görüyorum.
Ekşi?ye karşı bırakın yazı yazmayı, yanından geçerken dahi ?Destur? alması gerekenler, önce kendilerine bakacak.
Bu vesileyle, ?Sen kendine yakışanı değil büyük üstadım, başkalarına yakışması gerekeni yaptın.?
Bu da benim fikrim.