Seçilme yaşının 18’e indirilmesi gündeme gelince doğal olarak kıyamet koptu.
Muhalefet iktidarı bombardımana tutup, her ortamda düşüncenin yanlışlığına vurgu yaptı.
MHP milletvekili Özcan Yeniçeri daha da ileri gitti ve yanına 18 yaşında iki genci alarak TBMM’de basın toplantısı düzenledi.
İktidar ise gençlere haksızlık yapıldığı ve gençlere güvenilmediğini öne sürerek kendini savundu.
Peki kim haklı?
Muhalefet gibi düşünenlerdenim.
Zira günümüz gençliği istenilen düzeyde değil.
Kendisini geliştirmiyor, sorgulamıyor, araştırmıyor, okumuyor. Amerikan gençliğine özenip düşünceleriyle değil, şekliyle gündeme gelmeyi daha uygun buluyor. Üreten değil, sürekli tüketen taraf konumunda. Kısacası ülke yönetimini bugünkü gençliğe teslim edilmesini doğru bulmuyorum.
80 öncesi gençlik böyle miydi?
Bugünkü gençliğin tam tersine okuyan, düşünen, hesap soran, ülke çıkarlarını ön planda tutan ve hepsinden önemlisi demokrasiyi iliklerine kadar kabul eden bir gençlikti. Meydanlara inen, hak-hukuk arayan o günün gençleri, siyasetten uzaklaştırılmak istenmesine rağmen hep içinde yer aldı. Bunu yeri geldi canlarıyla ödediler. Ölüme gülerek gittiler. Giderken bile “Yaşasın tam bağımsız Türkiye” sloganları attılar.
İşte o günün gençleri olsa muhalefetin kaygıları boşuna derdim. Ancak bugünkü gençlik için bunu maalesef söyleyemiyorum.
Bence bugünkü gençliği siyasete değil, okumaya zorlamalıyız. Zaten 18 yaşında bir genç fiilen lise öğrencisidir. Bırakalım bu gençleri okumaya devam etsinler.
Türkiye’nin bilim adamlarına, okumuş kişilere daha çok ihtiyacı var. Zaten iyi eğitim almış biri istesen de istemesen de siyasete giriyor. Yaşanan olumsuzluklara sessiz kalmıyor.
Özetle Türkiye, genç siyasetçiye değil, okumuş siyasetçiye daha büyük ihtiyaç duyuyor.