Ben mesleki Sivil Toplum Kuruluşumun öncelikle yaşadığım kentte daha saygın hale getirilmesinden, bu uğurda koşulsuz uğraş verilmesi için ne gerekiyorsa yapılmasından yana olan bir gazeteciyim.
Yaşamları boyu bir baltaya sap olamamış ancak, 200 TL ye internet gazetesi yaptırıp, basın toplantılarında, “Ben gazeteciyim” diye ahkâm kesenlerce ne yazık ki bizim meslek ayaklar altına atılmaya doğru gitmektedir.
Hatta gitmiştir.
Önüne koyulanlara teşekkür etmesi gerekenler, o birlikteliği sağlayanlara olmadık taleplerle gidip, ekstra isteklerle akılları sıra, “Biz isteriz onlar da yapmaya mecbur” imajını ortaya koymaya çalışanlar, ne yazık ki son zamanlarda medya mensupluğunu temsil etmekteler.
Bunların önüne geçme zamanı daha gelmedi mi?
Mesele.,
Antalyalı gazetecilerin evrensel ilkelere ve onurlarına sahip çıkan, susturulmaya kalkılsa da, susmayıp direnen.,
Birey’i kul olmaktan kurtaran hukuk devleti yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve demokrasi mücadelesinden tırsmayıp, toplu halde açıkça tavır koyan.,
Alnı açık, başı dik kalmayı başaran tek meslek gurubu olarak hatırlanma isteği benim en büyük dileğim.
27 yıllık gazeteciyim şükürler olsun ki bugüne kadar mesleki konularda çok kavgam, mücadelem olmuştur ancak, hiçbir zaman haksız kazanç peşinde koşan birisi olmayan kişi olarak bilinip, tanındığımı sanıyorum.
Bundan dolayıdır ki.,
Çocuklarıma belki maddi açıdan bir şeyler bırakamaya bilirim.
Ama onlara parayla asla satın alınamayacak onuru bırakmanın haklı gururunu yaşıyor, ve ölünceye kadar da yaşayacağım.
Benim işim yazmak.,
27 yıldır da mesleğimi en iyi şekilde icra etmeye çalışıyorum ya.,
Biliyorum ki öyle anlar gelmiştir yazdıklarımdan hoşnut olmayanlar gıyabımda da olsa şahsıma en ağır hakaretleri etmişlerdir.
Yine sanıyorum ki, yazılanları okuyanlar arasında, “Helal olsun” diyenler bile çıkmıştır.
Benim geçen haftaki hastaneye yatma olayımı deşifre eden Hüsnü Şahin ağabeyimin gıyabımdaki çalışmalarının ardından gelen telefon ve ziyaretçilerim bazı şeyleri beyin süzgecimden ciddi şekilde geçirmeme sebep oldu.
Biz gazetecilik mesleğini adam gibi yaptığımız sürece, yazdıklarımız okunduktan sonra hangi yöne mal edilirsek edilelim, insanlar kimin ne olduğunu hakikaten iyi biliyor.
Önemli olan kişinin kendisini adam gibi sanması değil.
Toplumun, o kişinin ne olduğunu iyi bilmesi.
Ve biliyor da.
Bilmediğini sanan sadece kendi kendisini teselli ediyormuş ki, dedim ya bunu da geçen haftaki hastane olayında çok daha iyi analiz edebilme fırsatını yakaladım.
Örnek mi?
Bu memlekette Yıldıray Sapan gibileri çok var.
“Sapan gibileri çok var da, Mustafa Akaydın gibisi de çok var mı?”
Olsaydı kendisine ekmek veren Akaydın’a Sapan ilk fırsatını bulduğunda sırtını dönmezdi.
Peki bu memlekette Menderes Türel gibisi kaç tane var?.”
Ve bundan sonra Antalya kentinden kaç tane Türel çıkar?
Çeyrek asrı aşkın süreçtir Türkiye’nin Ana muhalefet Partisi Genel Başkanlığını Antalya Milletvekili Deniz Baykal yaptı.
Baykal bu süreçte Antalya’dan bir tane Türel çıkartabildi mi?
Belki çok kişi çıkartmış olabilir ancak hiç birisi Deniz Baykal’ın nezdinde Yıldıray Sapan’dan fazlası olamadı.
NOT: Beni gazetecilik mesleğine yönelmem için 1980 yıllarda hep telkinlerde bulunup, bugün bu mesleği icra ediyorsam katkısı çok büyük olan Hayati Tungar (Hayati baba) hakkın rahmetine kavuşmuştur. Bugün kendisi ebedi yolculuğuna uğurlayacağız. Bu vesileyle merhuma Allahtan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dilerim.
Antalya
Güncel
Spor
Asayiş
İlçeler
Özel
Trend Haberler
Samsun 20. Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Antalya'da elektrik kesintileri: 9 Ağustos
Bursaspor’dan Rey Manaj bombası! Anlaşma çok yakın
Antalya'da elektrik kesintileri: 8 Ağustos
Kocagöz’den Dokuma Etap 2 için net mesaj: Antalya’nın ortak aklıyla yapacağız
Çatıdaki tohumdan tropikal meyve müzesine