Farklı Gaziantepspor galibiyetiyle üzerinde dolaşan karabulutları dağıtan Antalyaspor, Sivasspor maçı öncesi hayli umutluydu.
Tita, Mehmet Sedef, Ziziç ve Hakan Arıkan’ın yokluğuna rağmen bu umudunu koruyordu. Ancak 90 dakika sonunda umutlar suya düştü.
Bugün maçın kritiğini yapmayacağım. Meslektaşlarım konuya uzun uzun değindi. Ben başka konulara dikkat çekmek istiyorum.
1995’ten bu yana Antalyaspor’u takip ederim. Bu süre zarfında acı tatlı birçok an yaşadım. Şampiyonluk da gördüm, küme düşmeyi de tattım.
Tüm bunları yaşayan biri olarak camiada saygısızlık ve küslük görmedim. Kırgınlık, fikir ayrılıkları oldu elbette. Fakat bu hiçbir zaman saygı sevgi çerçevesi dışına çıkmadı.
Son zamanlarda camiada bir kopukluğun yaşandığını görüyorum. Futbolcu taraftardan uzak duruyor. Kendine küçük bir dünya kurmuş ve bunun dışına çıkmıyor. Gücünü aldığı taraftara öcü gibi bakıyor. Sesini kamuoyuna duyurmakla görevli gazetecileri görmezden geliyor. Kısacası camia ve futbolcular iki ayrı dünyanın insanları gibi olmuşlar. İşte tehlikeli olan budur. Birbirimize uzak durmaya çalışırsak kırmızı-beyaz sevdadan da git gide uzaklaşırız. Camianın bir bütün olması şampiyonluklardan daha değerli olduğunu unutmamalıyız.
Dikkatimi çeken bir başka konu ise yönetimin takıma olan mesafesidir. Antalyaspor’un deplasmanda oynadığı Trabzonspor ve Sivasspor maçlarını takip eden gazetecilerdenim. Trabzon’a Başkan Hasan Akıncıoğlu, Nurettin Ünal, Salih Peker, Mehmet Akıncıoğlu, Erol Taşkoparan ve Tahsin Aksoy gitti. Sivas’a ise Başkan Hasan Akıncıoğlu’nun yanı sıra Mehmet Akıncıoğlu ve Erol Taşkoparan gitti. Peki diğer 12 yönetici nerede? Böyle bir yöneticilik anlayışı yok. Bütün yük birkaç kişinin omuzlarına yüklenmemeli.
Kulüp yöneticiliği çok zordur. Bunu iyi bilenlerdenim. Tamamen gönüllülük esasına göre yürür. Maddiyatın yanı sıra manevi olarak da destek vermek gerekir. Futbolculara yakın durulmalı. Sivas deplasmanında uçakta sadece iki yöneticinin olması futbolcuları ister istemez etkiledi, etkiler. Yöneticiliğin sadece para verilerek olmadığı bilinmeli.
Son olarak birkaç futbolcuyla ilgili kısaca düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Aissati’nin son haftalardaki form düşüklüğü düşündürücü. Oynama isteği yok. Takıma katkısı sıfır. Sahada yürüyüşe çıkmış 60’lık dede görüntüsü veriyor. Bu form düşüklüğünün nedeni nedir? Neden oynamak istemez? Oynamak istememesine rağmen neden her hafta on birde?
Peki Antalyaspor’da kaptanlık yapma şerefine ulaşmış Uğur İnceman’a ne demeli. Örnek olması gerekirken O tam tersini yapıyor. Koşmuyor, topa basmıyor, mücadele etmiyor. Hakemle oynamayı ise gayet güzel yapıyor. Teknik Direktör Mehmet Özdilek’in bu konuda yapması gerekenler olduğunu düşünüyorum.
İsaac’in de dikkati çekilmeli. Sahada ter döken arkadaşlarına ayak uydurmamakta ısrarlı. Alın teri dökmüyor. Bir sorun yaşadığı kanısı var gibi. Böyle bir durum söz konusuysa Şifo’ya bir kez daha görev düşüyor.
Yukarıda isimlerini dile getirdiğim bu üç oyuncu Sivasspor maçında ilk on birde sahaya çıktı. 90 dakika da sahada kaldı. Böyle bir durumda puan almamız mucize olmaz mıydı?
Antalya
Güncel
Spor
Asayiş
İlçeler
Özel
Trend Haberler
Samsun 20. Vezirköprü Belediyesi Kunduz Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Antalya'da elektrik kesintileri: 9 Ağustos
Bursaspor’dan Rey Manaj bombası! Anlaşma çok yakın
Antalya'da elektrik kesintileri: 8 Ağustos
Çatıdaki tohumdan tropikal meyve müzesine
Kocagöz’den Dokuma Etap 2 için net mesaj: Antalya’nın ortak aklıyla yapacağız