Önceki gün içimi çok burkan bir mail aldım. Köşemden herkesle paylaşmak istiyorum. Maili gönderen, bir süre önce kaybettiğimiz değerli ağabeyim Hasan Coşkun?un evladı, sevgili kardeşim İhsan Coşkun.
Lütfen herkes dikkatle okusun. Tamamını paylayacağım. Ancak yazıya geçmeden önce, sevgili İhsan?ın bilmediği yada yazamadığı bir gerçeği belirtmekte fayda var.
Sevgili İhsan..!
Senin baban, bu kent de yıllarca hizmet verdi. Antalyaspor, Antalya Büyükşehir Belediyesi, AKSAV ve daha bir çok kurumda çalıştı. Bu yazıda dile getirmediğin bir gerçek varki, o da, babanın harama el sürmemesi. Şayet çalıştığı kurumlarda harama el sürseydi, bugün iş arıyor olmazdın. Bir elin yağda, bir elin balda geziyor olurdun. Ama bildiğine inandığım bir başka gerçek varki, senin baban harama el sürmediği için bugün gurur ve şerefle kent sokaklarında geziyorsun. İnan bana bugün işsiz kalmış olsanda, o gurur ve şerefli soyadın, bir elin yağda, bir elin balda yaşamaktan çok ama çok daha üstündür.
Çok dokunaklı bir yazı göndermişsin. Belliki çok kırılmış ve üzülmüşsün. Ama üzülme. Daha çok gençsin ve bir gün çektiğin her çilenin, sana bu hayat da ne kadar büyük tecrübe ve dolayısıyla kazanç olduğunu anlayacaksın.
Gelelim İhsan?ın gönderdiği yazıya..
Yazı aynen şöyle; ?Antalyalı olmaktan her zaman gurur duydum. Antalya?da doğduğum için her zaman kendimi şanslı hissettim. Askerde komutana tekmil verirken, İhsan Coşkun Antalya derken bile Antalya?yı daha bir gür sesle, daha bir gururla söylerdim. Rahmetli babam Antalyalı, rahmetli dedem Antalyalı, ben Antalyalı. Babaanne tarafında da geriye doğru kayıt bulabildiğimiz 3 nesil de Serikli.
Yani Antalyalı oğlu Antalyalıyız.Yani Antalya?da yaşayan azınlıklardan birisiyim. Babam vefat edeli yaklaşık 7 ay oldu. Uzun zamandır böyle bir yazı yazmayı, babamın tabutuna el atan herkese teşekkür etmeyi istiyordum. Bu yüzden öncelikle acılı günlerimizde yanımızda olan herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Tabi bu teşekkürleri biraz daha açmak gerekiyor. Bildiğiniz gibi babamın vefatının ardından birlikte çıkarmış olduğumuz Akdeniz Konyaaltı Gazetesinin yayın hayatına maddi nedenlerden dolayı son verdik. Keşke onun kurduğu, ismini verdiği, belki biz çocukları kadar sevdiği gazeteyi devam ettirebilme şansım olsaydı.
Napalım mahalli gazetelerin genel imkansızlıklarına bizim ailevi çaresizliklerimiz eklenince bu mümkün olmadı. Kader utansın demekten başka bir şansımız kalmıyor. Gazeteyi kapatma kararı almamızın ardından, o acılı günlerimizde işsiz kaldığımızın farkına vardım ve hayat her şeye rağmen devam ediyor felsefesiyle birlikte iş aramaya başladım. Bu anlamda babamın yıllarca emek verdiği, gece gündüz çalıştığı bazı kuruluşlara başvurdum. Bu kurumlardaki büyüklerimiz bana ?Sen bize Hasan?ın emanetisin, sen bizim evladımızsın? diyerek sahip çık(madılar)tılar!. 4 ay çalışıp ardından da ? Biz seni geçici süre için aldık, şimdi maddi imkansızlıklar yüzünden çıkarıyoruz, Önümüzdeki yıl tekrar çağırırız? denilince kendimi tekrar iş ararken buldum.
Bu anlamda öncelikle bana sen bizim evladımızsın diyerek sahip çık(mayan)an! bütün büyüklerime buruk bir şekilde de olsa teşekkür ediyorum. Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Prof. Dr. Mustafa Akaydın duyuru panolarında ?Hepimiz Antalyalıyız? diyor. Doğru, Antalya?da yaşayan, Antalya?yı kendine yeni yuva olarak seçen/ekmeğini aradığı için buna mecbur olan herkes Antalyalıdır. Ancak onun yanına ?doğum yeri Antalya olmak da en büyük suçtur? diye yazmak gerekiyor. Bu görüşlerim bölgecilik ya da hemşeri kayırmacılığı olarak algılanmasın. Ama, babam Antalya?da doğup, büyümeseydi, Büyükşehir Belediyesi?nde yıllarca hizmet etmeseydi, Aksav?dan Antalyaspor?a kadar bu kenti ülkemize ve dünyaya tanıtan kurumlarımızı çok sevip, hiçbir karşılık beklemeden sadece hizmet için yöneticilik yapmasaydı ve ben Antalya?da değil de başka bir memlekette doğmuş olsaydım acaba şu an hala iş arıyor olur muydum. Bence hayır. Çünkü bu kentte ekmeğini kazanırken, kendi çıkıp geldikleri bölgelerden olanları yandaş görüp, fırsatları sadece onlara sunmayı tercih edenler asıl bölgeciliği onlar yapıyorlar. Antalyalı değil de başka bir memleketten Antalya?ya gelmiş olsaydım belki şu an hala işime devam ediyor olacaktım. Ve bana, ?İhsan, benden haber bekle, ben seni çağırırım? diyenlerin daha sonra hiç birisi Antalyalı olmayan bir çok kişiyi beni çıkararak münhal kadro yarattıkları işlere yerleştirdiklerini öğrenmemiş olacaktım. Ben şu an bir pazarlama şirketine, pazarlamacı olarak iş görüşmesine gidiyorsam sanırım Antalyalı olduğum ve babamın Antalya?ya verdiği emeklerden dolayıdır. Bu anlamda bana destek ol(mayan)an herkese yine de teşekkür ederim. Yazımın başında da söylediğim gibi KADER UTANSIN.
Ama yinede ben Antalyalı olmaktan gurur ve onur duyuyorum. Ve dedem (İhsan Coşkun) gibi, babam (hasan Coşkun) gibi ben de Antalya?da doğup, Antalya?da ölmek istiyorum.?