Müslüm babanın dizeleyip yine kendisinin seslendirdiği, “İtirazım var” şarkısının bu sözcüğü dün gün boyu dilimde dolandı durdu.
Nedeni ise, eşini dövdüğü mahkeme tarafından sabit görülenlerin artık bundan böyle milletvekili falan seçilemeyecek olması.
Milletvekili seçilme olayının yanına falanı da koyduk ya, ondandır itirazımın olması.
Söz konusu yasa tasarısının gündeme düşmesiyle birlikte, örnek olarak da bu konuların mimlisi ve adı dayakçıya çıkan CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan gösterilmiş.
Yasa tasarısının görüşülmeye başlandığı gün, adı “Dayakçıya” çıkan ve tasarıyla birlikte gazetelerin örnek verdiği CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan TBMM’nde söz alıp kürsüye çıksa.,
Meclisteki tüm milletvekillerinin gözlerinin içerisine tek tek bakıp.
“Buradan erkek olsun bayan olsun evli olan milletvekillerine soruyorum. Hanginiz eşinizle her hangi bir konuda ters düşüp, sesinizi yükseltmediniz? O seslerin yükselmesiyle birlikte, zıvanadan çıkıp, elinizi havaya kaldırmadınız ki? Ben kaldırmadım diyecek kaç kişi çıkar bu meclisten” dese.
Ve eklese.,
“Geçmişte yaptık bir eşeklik (Mecazi anlamdadır), eşim de beni affetti ve şu an mutlu, huzurlu ve sıcacık yuvamızda çocuğumuzla birlikte gül gibi geçinip gidiyoruz” sözlerini kullandıktan sonra da, cebindeki güleç ifadeli aile fotoğrafını çıkartıp milletvekilleriyle birlikte meclis TV aracılığıyla milyonlarca insana gösterse sempati toplar mı toplamaz mı?
Benimkisi akıl vermek yada soru sormuş olmak falan değil.
Yıldıray bu..
Yapar mı yapar!..
Konuşulan yasa tasarısının sadece milletvekilliğiyle sınırlı tutulmasınadır benim itirazım.
Ne yani?
Diyelim ki tasarı TBMM’nden geçti.
Yıldıray Sapan’a Milletvekilliği yolu kapanacak da, gelip her hangi bir yerden belediye başkan adaylığı konusunda, “Mahsuru yok” mu denilecek?
Peki ya Belediye Meclis Üyeliğini kafasına takarsa?
İnat bu ya, Muhtarlığa da aday olma ihtimali olamaz mı?
Belki de azalığa fit bile olur.
Kim nereden bilebilir ki Yıldıray Sapan’ın ne yapacağını?
Pardon.,
“Kim nerden bilebilir ki” derken, genelleme yapmamız sanırım hata!..
Baykal ağabeysinden izinsiz ayakyoluna bile gitmediğini en yakınındakiler söylüyor. Dolayısıyla zatıalilerine haksızlık etmeyelim..
Madem ki erkek olsun kadın olsun dayakçı eşlere milletvekilliği yolunu tıkıyorsunuz, bunu milletvekilliğiyle sınırlamaya kimsenin hakkı olamaz.
Belediye başkanı da olamasın.
Hatta meclis üyesi de.
Nasıl kader mahkumlarının alnına, “Sabıkalı” damgasını yapıştırıp, özellikle kamuda öcü gibi baktırdıklarınız varsa, dayak konusunda mahkeme kayıtları bulunanların muhtar yada azalık yolunu da kapatmak gerekmiyor mu?
Tüm bunlarla birlikte Antalya’daki dayakçı eşlere 7 Mehmet Restoran’a girmeleri bile yasaklansın!.
Bununla da kalınmasın!..
Çorbacı dükkanı sahiplerinden tutun da, terziler, berberler ne bileyim kahvehaneler bile camlarına, “Buraya dayakçı eş giremez” levhaları assınlar.
Benimkisi her yazarın kendisine yönelik dünya görüşünü kaleme alma olayı ve nacizane bir tavsiye.
Yoksa bir şeyler yapılmadığı takdirde eş şiddetleri ne gazetelerin manşetlerinden aşağıya inecek, ne de gün geçmeyecek ki bu konuda TV ekranlarında tartışma programları yapılmasın.
Bilmem anlatabildim mi?