Türk Silahlı Kuvvetleri için “kâğıttan kaplan” benzetmesiyle oldukça tepki almış, bu nedenle Kemal Kılıçdaroğlu tarafından parti içinde daha pasif bir göreve getirilmiş biri..
Bir profesör..
Aydın kişi..
Toplum önderlerinden biri..
Akademisyen..
Hoca..
Üstelik milletvekili..
Adı; Prof. Dr. Süheyl Batum..
Cumartesi günü Antalya’da kullandığı şu cümleye dikkat edin:
“Tayyip’in poposuna tekmeyi biz vuralım..”
Öyle nazik bir adam ki; “göt” yerine “popo” kelimesini kullanıyor..
Ama..
Aynı nazik kişi, bir anda kabalaşıyor ve bu ülkenin Başbakanı için, “poposuna tekmeyi biz vuralım” diyebiliyor..
Nerede diyor?
Muratpaşa Belediyesi’nin “Kültür Salonu”nda..

Kim ne derse desin; Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin Başbakanı’dır..
Siyaseten bile olsa, “saygı göstermek” bir insanlık, bir demokrasi gereğidir..
Maalesef bazıları “vezir” olabiliyor, ama “adam” olamıyor işte..
Eğer demokrasiye karşı bir inancın varsa, sandıktan çıkanı sevmesen de “sonucuna katlanmak ve içine sindirmek” zorundasın..
“Poposuna tekme atalım” denilen kişiye, bu ülkede yaşayan her iki kişiden biri oy verip, “seni başımızda istiyoruz” demiş..
Hem de peşpeşe 3 kez..
En azından bu ülkenin yarısını oluşturan vatandaşa saygın olsun..
“Poposuna tekme atalım” diyenin partisine ise, ancak her dört kişiden biri oy vermiş..
Yani bu ülke insanı, “biz seni iktidarda görmek istemiyoruz kardeşim, olabiliyorsan muhalefet yap” demiş..
Manzara bu iken..
“Halkın iradesine” saygı göstermesini bile öğrenememiş birinin sözlerini ve konuşma biçimini (hangi partiden olursa olursa) kimse hoş görmemelidir..
Aynı partiden Antalya’nın Büyükşehir Başkanı Mustafa Akaydın da, “ben muhalefet partisinin başkanıyım” cümlesini kullandığında, “hayır siz bütün Antalya’nın başkanısınız” diye uyarılmıştı..
Aynı ayrımı bu defa Batum hazretleri yaptı..
“Ülkemizde bütün ‘Hoca’lar hep böyle ayrımcı mıdır” diye merak etmeye başladım doğrusu..

Madem yeri geldi..
Bu CHP’lilere birkaç cümle daha etmem gerekiyor..

Önce şunu sormak zorundayım:
Niye Ak Parti’ye her iki kişiden biri oy verirken, CHP ancak her dört kişiden biri tarafından tercih ediliyor?
CHP’de siyaset yapan herkes bu soruya bir cevap bulmak zorundadır..
Ama..
Dikkat ediyorum, hiçbir CHP’li bu sorunun cevabını bulmakla değil, “Başbakan ve diğer Ak Parti’lilere karşı hangi aşağılayıcı sözcüklerle saldırırım, onlara karşı nasıl kışkırtıcılık yapabilirim”la uğraşıyor..
Solcu (belki sosyal demokratlar) bir partinin yapması gereken şeyler bellidir..
Daha çok “emekçi ve çiftçi” kesiminin sorunlarıyla ilgili “iyileştirici projeler” hazırlayıp, her gün bunları nasıl gerçekleştireceklerini –inandırıcı bir biçimde- halka anlatmak zorundadır..
CHP’liler, iyi-doğru yapılana da kötü, yanlış-kötü yapılana da kötü dediği için inandırıcı olamıyor..
Başbakan’a küfür etmek, “Türkiye raydan çıkıyor” diye korku yaratmak, “din devleti geliyor” diye bir kesimi kışkırtmak, hatta ötekileştirmek, vatandaşı “CHP’ye oy verme” konusunda endişelendiriyor..
Her gün, “acaba benim sorunlarıma eğilen bir CHP görecek miyim” diye bekleyen o emekçi kesim, Akaydın ve Batum, hatta Kılıçdaroğlu gibilerin Başbakan’ı kovaladıklarını gördükçe hayal kırıklığına uğruyor..
Belki de, “demek ki, bunların birbirinden farkları yok.. Öyleyse niye iktidarı değiştireyim, mevcutlar doydu, bir de gelen açlarla mı boğuşayım” diyor..

Kulak verirsiniz veya vermezsiniz..
Sosyal demokrat biri olarak tavsiyem şudur:
Bakın ey CHP’li Hoca’lar ve Hacı’lar..
Demokrasi bir ikna rejimidir..
Vatandaşı ikna edip oyunu alarak iktidar olabilirsiniz..
İkna etmek, (geçici veya kalıcı) inandırmak demektir..
Üç seçim döneminde de gördünüz ki (60 yılı saymıyorum), tuttuğunuz yol vatandaşı ikna etmiyor..
Küfür, hakaret, aşağılama, korku yaratma, ötekileştirme, kışkırtma, hatta ırkçı söylemlerde bulunma gibi sadece CHP’ye ait özellikler yok olmadığı sürece..
CHP’nin iktidar olması imkansızdır..
Hatta bırakın iktidar olmayı, (şu anda olduğu gibi) muhalefet bile olamaz..
Millet durmadan CHP’nin poposunu tekmeliyor, Batum Hoca da CHP’liler de bunu hala göremiyor..
Ya da görmek istemiyor..

Amacınız iktidar olmaksa..
Amacınız bu ülke insanına hizmet etmekse..
Biraz değişmeyi ve gelişmeyi niye hiç düşünmüyorsunuz?