Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın beyefendi uzunca bir süredir ara verdiği ‘hastalıklı’ çıkışlarına önceki gün yeniden başlamış…
Adı Edip olmasına rağmen sosyal medyadan partililerine yağdırdığı ‘edep dışı’ ifadeleriyle sık sık gündeme gelen Edip Semih Yalçın, “Bazı köşe yazarı ve gazeteciler dün akşam, MHP’nin hiç ‘evet’ oyu vermediğini bile öne sürecek kadar akıldan, sağduyudan, insaf ve izandan uzaklaşmışlardır. Bunların gözlerinde ve gönüllerinde siyasi tavukkarası vardır. Çaresi de ömür boyu günaşırı ‘MHP vitamini’ almaktır” diye buyurmuş…
Edip efendi hazretleri, referandumun seçimlerle karıştırılmaması gerektiğini, bu tür bir mukayesenin ‘Tekeden süt sağmak’ anlamına geldiğini filan da söylemiş…
Oysa görünen köy kılavuz istemez. Her şey ayan beyan ortada. MHP son yerel seçimlerde birinci çıktığı birçok yerde bu çokluğu ‘evet’e tedavül edememiş.
Geneli bir tarafa bırakalım örneğin Alanya.
Alanya’da belediye MHP’nin elinde. AK Parti’nin en önemli isimlerinden, kabinenin en önemli bakanlarından Mevlüt Çavuşoğlu da Alanyalı ama sandıktan ‘hayır’ çıktı.
Şimdi bunu görmezden mi gelmeliyiz?
Çıkan bu sonucu ‘başarı’ diye alkışlamalı mıyız?
Kim ne derse desin referandumun kaybedeni varsa bu kesinlikle MHP’dir.
MHP’yi yöneten zümredir…
Yüzde 51.4’e katkısı var mıdır?
Evet vardır.
Ancak bu asla bir ‘başarı’ ölçüsünde değildir…
Dün bir arkadaşım sosyal medya hesabında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “MHP sonuna kadar verdiği sözün arkasında durdu” şeklindeki açıklamasını paylaşmış ve “Mağlubiyetin şaşkınlığı değilse eğer, pazarlık yaptığı kişiye ‘Sen de sözünü tut’ çağrısıydı, söz verilen her neyse..” yorumunda bulunmuştu.
Katılmamak mümkün değil.
MHP tabanının çok büyük ekseriyeti de bu ve buna benzer ciddi şüpheler içerisinde. Dolayısıyla ne Bahçeli’nin, ne de ekibinden birilerinin yaptığı bu açıklamalar kimseyi tatmin etmiyor.
Keza referandumun rakamsal açıdan kazananı olsa da AK Parti’de de ciddi oy kayıpları söz konusu. Nitekim bu kayıpların faturası önümüzdeki günlerde birilerine mutlaka çıkarılacaktır. Bunun işaretleri şimdiden verilmeye başladı.
Ancak görüyoruz ki MHP’de bu yönde de bir girişim söz konusu değil.
Bahçeli ve şürekası batırdıkları geminin suyun üstünde kalan kısmına tutunmuş hala, ‘yaşasın karaya ulaştık’ çığlıkları atıyor.
Bu gemi yeniden su yüzüne çıkar da menzile yürür mü bilinmez ama bilinen ve görünen o ki bu kaptan ve tayfalarla mümkün değil…