Günlerden Cumartesi. Yerel gazeteler Pazar günleri çıkmadığı için, haftalık izin günü ya.,
Daha çok Antalya’nın batı tarafı beni cezp eder, çeker. Hiç yapamazsam arabayı Altınyaka tarafına sürer, kısa süreli de olsa dağ havası teneffüs ederim.
Bekir Kumbul’un yaptırdığı Boğaçayı köprüsünü geçtim, sağ taraftaki marketin önünde durdum. Hemen yanıbaşımdaki Ekdağ ekmek büfesinin camında yazan, “Bir katkı da sen koy” yazısı dikkatimi çekti.
Büfeciye, “Bu ne katkısı oluyor” diye sordum, bana içerisinde ekmeklerin olduğu poşeti gösterip, “Ekmeğin parasını verip alıyorsun. Poşetin içerisine koyuyorsun. O poşete konan ekmekleri de, ihtiyaç sahibi insanlarımız ihtiyacı sayıda gelip ücretsiz alıyorlar. İşte bunun katkısı” dedi ve ekledi.,
“Niye sordunuz?”
“Ben gazeteciyim. Dolayısıyla biz gazeteciler meraklı insanlarızdır ondan” dedim ve iki ekmek parası verip, bir katkı da ben koydum.
“Ağabey. Madem ki gazetecisin şu yanı başımda oturan kişiyi görüyor musun? O vatansız. Konuyla bir ilgilenirseniz seviniriz, hayır dua alırsınız” demez mi?
Akdeniz Manşet olarak o günlerde sözü edilen kişinin haberini yapmış, “Vatansız Cüneyt” başlığını atarak, ibreti alemlik durumu okuyucularımızla paylaşmıştık.
Valilik duyarlılık gösterip, Sosyal Yardımlaşma aracılığıyla Cüneyt’i bulup, elinden tutup, İzmir’deki ailesinin yanına gönderildiği bilgisi aktarıldı.
Bunun da haberini Akdeniz Manşet olarak günlerce vermiş, kamuoyunu bilgilendirmiştik.
Vatansız konumunda olup, hiçbir kimliği bulunmayan Sarısu’da derme çatma bir kulübede yatıp, kalkan. Ekmek büfesine hayır sever vatandaşlar tarafından konan ekmekleri yiyerek karnını doyuran Cüneyt, İzmir’e gönderildiğiyle kaldı.
Bir hafta sonra mecburiyetten tekrar geri döndü ve o sersefil yaşantısını hala yokluk içerisinde sürdürüyor.
Ve balıkçı Mesut Uysal.
Aslen Korkuteli’nden. Ama yaşamını yıllardır 8 metrelik ahşap teknesinde sürdürüyordu. Deniz’den tuttuğu balıkları satarak geçimini sağlıyor, en büyük engelleri de hava muhalefetleri teşkil ediyordu.
Antalya’yı ciddi şekilde vuran son fırtına sırasında, Çelebi Marina’ya sığınacak günlük tekne bağlama ücreti olmadığı için, Büyük Liman balıkçı barınağında mecburen kaldı. Fırtına balıkçı Mesut’un tüm uğraşlarına rağmen ekmek teknesini önce sahile vura vura parçaladı, sonra da batırdı.
Balıkçılar Kooperatifi yönetiminin desteğiyle tanınmaz hale gelen balıkçı Mesut’un ekmek teknesi, karaya çıkartıldı.
Çıkarılma işlemlerini gözü yaşlı şekilde izlerken, bir ara kendisini tutamayarak koca adam hıçkıra hıçkıra kaderine sitem ederek ağladı.
Başka ne yapabilirdi ki?
Teknesi varsa kıt kanaat da olsa geçinebiliyordu.
Ama şimdi o da yok..
Büyük Liman Balıkçılar Kooperatifi Yönetimi Mesut’a ellerinden geldiğince destek olmaya çalışıyorlar.
Özellikle de manevi destek.
Peki ama hakikaten Mesut için ne yapılabilinirdi ki?
“Allah daha beterinden sakınsın mı” denip geçilmeli, yoksa bu ülkede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı diye bir kurum yada kuruluşu var mı?
Varsa eğer ne vatansız Cüneyt’ler, ne de balıkçı Mesut’lar kaderiyle baş başa bırakılır?
Dedik ya tabi ki varsa..
Asayiş
Güncel
Spor
İlçeler
Antalya
Özel