Bizim Ali Buldu da tarz değiştirdi.
Her ne kadar yılda bir-iki kez bendeniz de aynını yapıyor olsam da, gazetenin birinci sayfasından haber olarak verdiği konuyu köşesinde nakış gibi işliyor.
Ali yapıyor yapmasına da, biz nakış gibi mi işliyoruz yoksa maval mı okuyoruz o da okuyanların takdirine kalmış bir durum.
Demode olmaya başladığımızdan mıdır nedir, Hüsnü Şahin bile yazdıklarımıza son zamanlarda yorum getirmez oldu !..
Metazori yorumlatmaya çalışanlardan hiç olmadığımızdan, her hangi bir beklenti içerisine girmedik de, ben Hüsnü Şahin’i en iyi anlayanlardanım. Zira o metazoriciler biz konusuna fırsat bırakmıyor da ondan olsa gerek.
Konuyu Ali Buldu’dan açtık, nerelere geldik böyle?
Ali’yi çocukluğundan beri tanır, benim öyle pek sevgime ihtiyacı bulunmasa da severim.
Küçük yaşta teslim ettiler kendisini emin ellere.
Antalya’nın gazetecilik üniversitesi olan Yeni İleri’de mürekkep yaladı, sonra da yaradanım, “Yürü ya kulum” dedi.
Kendime pay çıkartmamak açısından da, “Eski topraklar neeeee, yeni gazeteci leşkerleri kimeeee” dersem kimse haksızlık yaptığımı falan sanmasın.
Bayağı uzun bir süre önce, hangi basın toplantısıydı hatırlamıyorum, Ahmet Dökdök toplantıya iştirak eden birisini eliyle işaret edip, “Bu genç hangi gazete adına toplantıya katılıyor” diye bana sormuştu.
“Bilmem” dedim mecburiyetten.
Çünkü kendisini tanımıyordum.
Ondandır, “Eskiler nereee, yeniler kimeee” demem..
Ali kardeşimden söz açtık, lafı eveleyip, gevelemeye hiç ama hiç gerek yok.
Kendisinin geçtiğimiz günlerde, “O kadar rahat ki anlatamam!” başlıklı yazısını okudum.
Dün de Sabah Akdeniz’in, Antalya’ya yağan sağanak yağış nedeniyle geçmiş yönetimlerin yaptığı altyapı hizmetleri sayesinde, fazla etkilenmediğini bundan sonra yapılacak altyapı çalışmaları sayesinde aynı şekilde etkilenmeme olayının devam edebileceği konusundan bahsedilmiş.
Bu kentin bir yaşayanı ve kentin sorunlarını karınca kaderince ele almayı kendisine görev sayan ve gazeteci kimliği taşıyan bir muhteremi olarak ne yazık ki ben Ali Buldu’nun, “O kadar rahat ki” başlığıyla yazdığı yazının içeriğinin yanı sıra, “Altyapı çalışmalarının devam edebileceği” konusuna haddim olmayarak kesinlikle katılmıyorum.
Öncelikle Buldu kardeşimin yazı içeriğini hatırlatmak istiyorum;
“Başlığa bakarak “Bu kadar rahat olan kim?” diyebilirsiniz. Belki de biliyorsunuzdur. Ben yıllar önce Bekir Kumbul’u tanıdığım zaman “Ne kadar rahat bir insan” derdim sürekli Antalya’nın yarısı yıkılsa umurunda olmayacak bir yönetici profili çiziyordu. Ama Mustafa Akaydın’ı tanımam, bu yöndeki tüm düşüncemi alt üst etti.”
Diye tarif etmiş Akaydın’ı kendileri.
Ve, “Dün yine fark ettim ki inanılmaz rahat bir insan. Rahat olan insanlar hayata hep rahat bakar, dünyayı umursamaz. Dün Büyükşehir belediyesinin 650 milyonluk bütçesinin görüşüldüğü sırada kendine yöneltilen eleştirilere o kadar rahat cevaplar verdi ki” diye de devam etmiş.
Bu kentin bir yaşayanı olarak üzüldüm.
Zira.,
Bizim Türk insanının meşhur bir atasözü vardır. “Yiğit meydanda belli olur” diye.
Anlamı, “Orada, burada konuşmakla, arkadan söz etmekle cesur ve dürüst insan olunmaz.,
Herkesin görebileceği yerde yapılan işlerle, eylemlerle belli olur yiğitlik” şeklindedir
Herkes profesör olabilir belki.,
Hatta dangalaklıkla açık sözlüğü karıştıranlar bile olabilir..
Ama ne yazık ki herkes yiğit olamaz.
Sadece olduğunu sanır..
Antalya’ya yağan sağanak yağışın geçmiş yöneticilerin yaptığı altyapı sayesinde vatandaşların pek etkilenmediği, bundan sonra da o yatırımların yapılması halinde aynı şekilde etkilenmeme olayının süreceği konusuna gelince.
Kısa ve net.
Mustafa Akaydın’ın 2012 bütçesinde yatırımlar için talep ettiği rakam 183 milyon TL.
Aynı Akaydın’ın en son mecliste Antalya’nın yatırımları yani 2013 yılı için talebi 142 milyon TL.
Antalya’ya yatırım yapmak mı?
O da neymiş ki!..