Yaklaşık 10 gündür taraftar konuşuluyor.
Takımın ligde 5. sıraya yükselmesi, hatta haftayı puansız kapatmasına rağmen bu sırada kalacak kadar o koltuğa yerleşmesi es geçiliyor.
Ligin ilk 5 haftasında bu koltukta otursanız ciddiye alınmayabilirsiniz. Ancak 10 hafta geride kalmışken bu sıradaysanız tesadüften ve kısa süreli performans patlamasından bahsedemezsiniz.
Medical Park Antalyaspor?un yerinde başka bir kentin takımı olsa şehir bayraklarla süslenmişti çoktan.
Oysa Antalya?da yaprak kımıldamıyor.
Unutmayalım ki, liderin 6 puan gerisindeyiz.
Ve bu hafta lideri konuk ederken aradaki puan farkını sadece bir galibiyet sayısına indirme şansımız var.
Ve eğer bu maç galibiyetle tamamlanırsa, ligin üst basamaklarındaki Bursaspor, Trabzonspor, Kayserispor, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray ile maçlarını oynamış bir takımın kalan 6 haftada alt sıralardaki takımlarla oynayacak olma avantajını da görmezden gelemeyiz.
Medical Park Antalyaspor bu tarihi fırsatı yakalamışken, bu takımı durdurabilecek tek şey içimizdeki çekişme olabilir.
Görünen o ki bizi dışarıda durduramayacaklar.
İçeride tek sorun taraftar.
Taraftarı sorun olarak göstermek istemiyorum ama kanayan bir yarayı da göz ardı edemeyiz.
Grup 1966 iç saha maçlarına girmeme kararı almış. 07 Gençlik kombine alamadığı için grubun hepsini maça alamıyormuş.
Neden? Yönetim kendilerine ilgi göstermiyormuş.
Bu doğru olabilir. Ben de defalarca yönetimin de bir adım atması gerektiğini yazdım. Ancak siz taş atarsanız, siz küfür nedeniyle 5 maçın toplam hasılatından daha fazla ceza aldırırsanız sizi nasıl savunabiliriz?
Bu konunun çözümünde ne yönetimin ne taraftarın çok samimi olduğunu düşünmüyorum. Aksi halde çözülmeyecek hiçbir sorun yok ortada.
İki taraf da empati yapıp kendilerini karşı tarafın yerine koyarak düşünebilse sorun belki kendiliğinden çözülecek.
Ama şart olan bir şey var, iki taraf arasında köprüyü kuracak, iki tarafın da güvenip inanacağı birinin eksikliği.
Bu taşın altına elini kim koyar bilmiyorum ama birileri bunu yapmalı.
Grupların birleşip tek çatı altında takıma destek vermesi elbette herkesin ortak kanısı ama bu ihtimal, Antalyaspor?un Şampiyonlar Ligi Kupasını alma ihtimali kadar.
Şimdi iki taraf da samimi olduğunu, soruna çözüm bulma amacında olduğun göstermeli. Ortada bir sorun olmadığını söylemek, kanser olduğunu bilip, yaşamak için savaş vermek yerine ölümü beklemek gibi.
Ama önce; ne bu renkleri sevdiğini söyleyen fakat ?Kulüp ceza alırsa alsın, hatta inşallah küme düşer? diyenleri aramızda barındıracağız, ne de ?Taraftarın sorunu benim sorunum değil? diyen yönetime bu kulübün gerçek sahibinin taraftar olduğunu anlatmaktan geri kalacağız.
Önce iğneyi kendimize batırıp ?Ben nerede yanlış yaptım? diye düşüneceğiz.
Aksi halde takım boş tribünlere oynar, biz de sokaklarda İstanbul takımlarının renkleriyle dolaşan gençleri izleriz.