Lara sahil şeridinden başlayıp, Büyük Liman?a kadar şöyle bir tarama yapsak, sıradan bir vatandaşın gönül rahatlığıyla denize girip, ailesiyle mangal yakabileceği hiçbir yer kalmadığı açıkça ortada değil mi?
Eskiden 12 Eylül koruluğuna gidilir, piknikler yapılır, canı denize girmek isteyen 3-4 dakikalık yürüyüşle denize ayağını sokabilirdi.
Hasan Subaşı zamanında Konyaaltı sahili eski Belvü Gazinosu?na kadar  olan kısma, Beach Park adı verilip, ticari alanlar oluşturuldu.
Cebinde 50 TL?den aşağı parası olanların kapıdan içeri dahi giremediği Beach Park, resmen üst düzey ziyaretçilerin mekanı haline getirildi.
Subaşı bunu yapar da, Konyaaltı Belediyesi geri mi durur?
Belvü Gazinosu?nun, yani şimdiki Mini City?in tam karşısından itibaren, Büyük Liman?a kadar olan kısım için de, Beach Park uygulamasına geçildi ve adına Baki Gruop Konyaaltı Beach Park ismi koyuldu.
Sıra, sıra büfeler yerleştirildi. Sahillere şezlong ve şemsiyeler atılıp, resmen parsellendi. Fiyat dengelerinin sınır tanımadığı uygulamalar nedeniyle orası da dar gelirli vatandaşlardan arındırıldı.
Yazın gündüzleri büfe olarak hizmet veren Konyaaltı sahil şeridi, akşamları resmen barlar sokağı görüntülerine büründürüldü. Kış ayları için ise, o büfelerin etrafı muşamba duvarlarla örülüp, üst düzeye hizmete devam ettiriliyor.
?Paran varsa yaşa, yoksa git evinde otur. Deniz, doğa, güneş senin neyine? misali.
Antalya?da özellikle dar gelirli vatandaşların, yaz aylarında denize girip, piknik yapmak için kullandıkları son kale de bugün elden gidiyor.
Sözünü ettiğimiz yer Sarısu.
Sarısu mevkii, bugün itibariyle Yap-işlet-devret modeliyle yeni bir çehreye büründürülecek!. O yeni çehrenin adı da, ?Halkçı düzenleme.?
Birinci derece sit alanı ilan edilen yer, halkın uğrak yeri olmaktan çıkartılıp, yap-işlet devret modeliyle ihaleye çıkartılıp, halkın uğrak yeri olmaktan tamamiyle arındırılacak.
Peki ama Halkçı düzenlemenin, yani yeni bir çehreye kavuşturulacağı söylenen Sarısu?da neler olacak?
Şimdilik az sayıda ucuz balıkçı restoranları, kafeler, birkaç büfenin olduğu günübirlik bir alan. Merkezi mangallar kurulacak, vatandaş kendi mangalıyla gelemeyecek. Doğal sit karakteri korunacak. Restoranlar kır kahvesi görünümünde olacak. Dere ıslah edilecek. Kafeler, restoranlar, büfeler.
Yani ticari alanlar.
Bu da demektir ki, arabasının deposunda az da olsa gazı bulunup, cebinde 1 kilogram tavuk almaya parası olan, artık kafası esti mi Sarısu?ya gidip piknik yapıp, denize giremeyecek.
?Hayır girebilecek? diyen bir babayiğit çıkar mı?
Sen hiç gaz?lı arabayla pikniğe gittin mi?
Yarı aç, yarı tok bir hafta sonu geçirdin mi sayın Mustafa Akaydın?
Büyükşehir Belediyesi bugün Sarısu?yu ihaleye çıkartıyor. 25 yıl süresince orası yapılacak, işletilecek sonra da devredilecek.
Hani sizin halkçı anlayışınız ticari alan yaratımlarına karşıydı?
Vatandaşı imkanlardan soyutlamak değil, asıl marifet o imkanların daha fazlasını vatandaşa sunabilmektir?
Bunları siz halkçı anlayışınızla slogan haline getiren değil misiniz?
Hepsi laf mıydı?
Göz boyayıp, oy kaygısı mıydı?
Dokuma peşkeşi için çadır kurup, feryat edenler, garibanın uğrak yeri Sarısu elden gidiyor, neredesiniz?
Her seferinde açıkça söylemekten kaçınmadığım uğrak yerim Sarısu?ya bu hafta sonu itibariyle veda edeceğim. Çünkü orası adına her ne kadar ?Îhale? denilse de, bana göre birilerinin düne kadar her icraata peşkeş adı koydukları gibi, ben de ?Peşkeş? deme hakkımı daha işin başında kullanacağım.
Hatta kullandım bile.
Çünkü, Sarısu gibi mekanların verilme şekline yıllar boyu peşkeş diyenler, şimdi kafalarını Konyaaltı?nın kumlarına gömmüşler, Sarısu?yu gördükleri bile yok.