Ben Antalya’da Televizyon program yapımcısı olsam..
Ki her ne kadar sadece spor da olsa öyle bir programcılığı tam tamına 15 yıl yaptık..
Ve o programı kendim sunsam..
Ki 15 yıllık spor programlarının çoğunluğuna konuşmacı yani bir diğer anlamda fikir beyancısı olarak katıldım..
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ı o programıma davet ettirsem.
Benim adıma bir başkasının teklif götürmesinden bahsediyorum.
Akaydın o programa gelir mi?
“Gelmez” diyenler mutlaka olacaktır da, ben “Gelmez” diyemem..
Zira buna hakkım kesinlikle olamaz.
Nedeni mi?
2 yıl öncesiydi.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde önümüzde gazeteler dostlarla birlikte sohbet ortamında oturuyoruz.
Bizim gazetede (Akdeniz Manşet) bir gün önceki kuru fasulyeli spor sohbeti tam sayfa olarak gazeteye vermişiz ve önümüzdeki gazetelerin arasında da Akdeniz Manşet duruyor..
Dostlardan birisi atıldı;
“Gelecek haftaki kuru fasulye gününüze Mustafa Akaydın’ı çağırsana” teklifini getirdi.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın şahsını, yapması gerektiği halde yapmadığı işlerle ilgili en fazla eleştirenlerden birisi konumunda olan bendeniz, “Çağırsam bile gelmez ki” bahanesine sığındım.
“Sen çağırdın da gelmedi mi” dediler, bende telefonuma sarıldım. Ve kendisini kuru fasulyeli spor sohbeti toplantısına davet ettim.
Nazik bir ses tonuyla, “Randevu listemin son durumunu bilmiyorum. Bu davetine yarın cevap verebilir miyim” dedi ve telefonu kapattım.
Bir gün sonrası basın müşaviri aracılığıyla arandım ve davetin kabul edildiği söylendi.
Ve Akaydın bir hafta sonraki kuru fasulye-pilav eşliğinde Antalya’nın spor etkinlikleriyle ilgili sohbeti bizimle etti. (Zaman zaman belediye çalışmalarına girmek yani siyaset yapmayı kendisi de istese de buna müsaade etmedik) O sohbette kim ne dediyse kelimesi kelimesine kaleme alıp, bir gün sonraki Akdeniz Manşet Gazetesi’nin sayısında verdik.
Ama aynı Mustafa Akaydın, Akdeniz TV’deki bir ekonomi programına, “O gazeteci varsa ben programa gelmem” diyor.
Kendisine, “Peki söz konusu kişi yerine programı başkası sunsa gelir misiniz” diye soruluyor.
“Seve seve” cevabını veriyor.
Bundan sonrası, “Etik mi değil mi” dayatmalarından tutun da, program sunucusunun ekmeğiyle oynanmasına kadar varan bir durum ortaya çıkıyor.
Etik olayı kişilerin dünya görüşlerine göre değişir.
Yani kimine göre etiktir, kimilerine göre değil. Etik tartışmaları lastik gibi uzar gider. Bu nedenle etik veya değil dayatmalarından ben her hangi bir sonuç alındığına rastlamadım.
Sadece kişi ya kendisi mağdur olur-ki ekmek oynama olayıyla bu açıkça ortada, ya da kişi veya kişiler kendi kendilerini rahatlatmış gibi bir hisse kapılır.
Şimdi.,
Böyle bir durumu yapsa yapsa Mustafa Akaydın yapardı. Yani, “O kişi programı sunacaksa ben gelmem” deme olayını.
Bu kentte yerel televizyonlar varken, Hasan Subaşı’nın da ters gittiği program veya gazeteciler oldu, Bekir Kumbul’un da. Hatta Menderes Türel’in bile. Ama hiç birisi Akaydın gibi, “O kişi varsa ben yokum” olayına girmedi.
En azından girdiklerini ben hatırlamıyorum..
Her şeyin bir yolu yordamı, bir diğer anlamda üslubu vardır.
Ama görülüyor ki Mustafa Akaydın’ın kişi/kişilerin, mağdur veya mağdur olmama gibi konularla yakından uzaktan alakası yok.
Sen koskoca Büyükşehir Belediye Başkanısın.
Ve aynı zamanda Türkiye’nin önemli bir siyasi partisini temsilen de orada bulunuyorsun.
Varsa eğer, kuyruk acılarını kişiselleştirmeyeceksin.
“O kişi varsa” sen olmayacak mısın?
Usturuplu şekilde bir bahane bulup, gerekçe göstererek nazikçe daveti geri çevirebilirsin.
İşte siyaset adamlığı burada başlıyor.
Spor
İlçeler
Asayiş
Kültür-
Güncel
Antalya
Trend Haberler
20. Alanya Belediyesi Gökbel Yaylası Yağlı Güreşleri'ni kim kazandı?
Manavgat’ta sahil düzenlemesi
Kepez’de kuryeler kontak kapattı: ‘Bu saldırı hepimize yapıldı’
Güllü'nün kızına ağırlaştırılmış müebbet talebi
Antalya Büyükşehir Belediyesi yolsuzluk soruşturmasında sıcak gelişme: 2 isim yeniden gözaltına alındı
Yeni Parti'nin Antalya kadrosu açıklandı