Yaşarken gerçekten elimizden geleni yapabiliyor muyuz? Baş ağrıtmadan, kalp kırmadan, ruh incitmeden, can yakmadan ve insanlara yük olmadan bir günü insanca tamamlayabiliyor muyuz? İnsanca davranışlar sergileyerek gün boyu insan kalabiliyor muyuz?

Başkalarını eleştirmeden önce kendi gerçeğimize tüm samimiyetle bakabiliyor muyuz? Başkalarını yerden yere vurmadan önce kendi yanlışlarımızı olduğu gibi masaya yatırabiliyor muyuz? Başkalarını eleştirmeden önce kendi hatalarımızı çıplak gözlerimizle görebiliyor muyuz? Başkalarını suçlu ilan etmeden önce payımıza düşenleri düzgünce yerine getirebiliyor muyuz?

Kendimizi her yanıyla düzeltmek için çaba sarf edebiliyor muyuz? Kendimizdeki eksiklikleri gidermek için niyetlerimizi açıkça ortaya koyabiliyor muyuz? Kendimizdeki kibri, tepeden bakmayı ve bizden olmayana küçümseyerek yaklaşmayı sonlandırmak için irade gösterebiliyor muyuz? Hakka Hak, zalime zalim gür sesle diyebiliyor muyuz?

İstemeden önce muhtaç olana yardım edebiliyor muyuz? Bu, şu ve o benim olsun demeden önce heybemizdekileri ihtiyaç sahipleriyle paylaşabiliyor muyuz? Sevilmeden önce yürekten sevebiliyor muyuz? Yıkmadan önce usulüne uygun ilişkiler veya binalar inşa edebiliyor muyuz?

İçimizden geldiği gibi davranıp birilerinin önünü açabiliyor, birilerinin gönlünde taht kurabiliyor muyuz? Gücümüzü olumlu ve gerekli durumlar için kullanabiliyor muyuz? Enerjimizi güzel günler yaşansın diye harcayabiliyor muyuz? Bencillik zırhına bürünmek yerine biz dünyasında emin adımlarla yol alabiliyor muyuz? Benmerkezci yaklaşımlar yerine biz odaklı bakış açılarına sahip olabiliyor muyuz? Ve en önemlisi bugün dediklerimizi, bugün yaptıklarımızı yarın da devam ettirebiliyor muyuz?

Aynı mıyız, farklı mıyız? Zayıfların safında mıyız, güçlülerin sofrasında mıyız? Yaşatmak mı yoksa öldürmek mi birinci arzumuz? Güzellikleri paylaşmak mı amacımız yoksa çirkinlikleri sürdürmek mi planımız?

Nedir derdimiz? Neyiz? Nasılız? Neden yaşarız? Ve niçin varız?