Meslek yaşantımın en güzel günleri, bir zamanlar ülkenin en büyük partileri olan DYP ile ANAP’ın koridorlarında geçti. O yılları düşündükçe, o partilerin bir zaman yaşadığı ihtişamı hatırladıkça, içim “cız” eder ama yapacak bir şey yoktur.
Yıllar sonra geldiğim noktada kazandığım tüm dostların geçmişine baktığımda, çoğunun ya “Eski DYP’li”, yada “Eski ANAP’lı” olduğunu görüyorum. Onların çoğu “Eski DYP’li veya ANAP’lı” olsalar da, Antalya’da siyaset denilince çok önemli noktalara konulmaya devam ediyorlar. Ortadan kaybolan ve artık herkesin kaybolduğunu anlaması gereken onlar değil, eski partileridir. MHP ve CHP yerinde duruyor ancak onların Türk siyasetine dönüşü artık mucize ötesidir. 10 yıldır “merkez sağ” da bir dönüş, bir “diriliş” için her yol denenmiştir. Her çaba gösterilmiştir. Ancak sonuç çıkması mümkün olmamıştır, bundan sonra çıkması da mümkün değildir.
Millet kararını 3 Kasım 2002’de vermiş ve bir daha da o karardan dönmemiştir. Ancak bazı insanlar, “merkez sağ”a Ak Parti’nin yerleştirildiğini ve halkın bunu böyle gördüğünü çok geç anlamıştır. Yada anladığı halde, ancak şimdi kabul etmektedir. Kabul etmemekte ısrar edenler de, bir gün bu noktaya gelecektir.
Önümüzde önemli bir seçim var. Bu seçimde ismi milletvekili adayları arasında geçenlerden bir tanesi de, Antalya’yı 10 yıl boyunca çok başarılı bir şekilde yöneten Büyükşehir eski Belediye Başkanı Hasan Subaşı’dır.
Subaşı, 3 Kasım seçimlerinin sonuçlarını doğru tahlil edenlerdendir. Bu noktada, “Ak Parti gerçeğini anlamayan veya anlamak istemeyenler” ile aynı kefeye konulmaması gerekir. Onun geçtiğimiz günlerde ilan ettiği “Artık DP’yi terk ediyorum” anlamına gelecek sözleri, doğru yorumlanmalıdır. Asla, “Gemiyi terk etti” şeklinde görülmemelidir. Çünkü Hasan Subaşı 3 Kasım 2002 sonrası önüne gelen bir çok fırsatı, çizgisini bozmamak adına tepmiş ve yerinde kalmıştır.
Ancak DP’nin son kongresi, artık “yeter” dedirtmiştir.
Hasan Subaşı, orada çok bile durdu. Artık siyaset düşünecekse bile, yeni bir yol haritasi çizmesi gerekirdi. Yada siyasi partisiz kalmak da artık onun için sorun değildi. Çünkü Zaten ortada uzun yıllardır parti yoktu.
Subaşı, “Adaylık niyetim yok” diyor. Her ne kadar uzun zamandır Ak Parti’yi destekleyen bir çizgide görünse de, bunun inançlarının ifadesi olarak görülmesini istiyor. Bir amaç için konuşmadığını söylüyor. İnanıyorum. Subaşı’nın inandığını konuşan bir siyasetçi olduğunu iyi bilirim. Daha doğrusu 20 yıldır hiç şüphem yoktu. Son yerel seçimlerde, hiç inanmadığı halde, CHP’li Mustafa Akaydın’a destek verdiğini öğrendiğim güne kadar. O gün içime bir şüphe düştü. Tıpkı, Ak Parti’ye destek veren binlerce vatandaş gibi.
Bu gerçek ortada duruyor. Bu gerçek ortada dururken, Subaşı ile Ak Parti arasında bir adaylık anlaşması olurmu, bilemiyorum. Ancak her ne olursa olsun, Subaşı’nın aday listesinde olmasının, Ak Parti’ye fayda sağlayacağı gerçeğinin de bilinmesini istiyorum. “Kırık kalplere” rağmen, kimi zaman işbirliği iyi sonuç verir. Hatta “kırık kalpler” tamir edilebilir.
Subaşı bu amaç için yapmamış olsa bile, uzun zamandır açıklamalarıyla bir çok kişinin gönlünü almayı başarmıştır. Buda tartışmasız bir gerçektir.
Neden olmasın?
Subaşı ile Ak Parti arasında hiçbir uyum sorunu olmadığına göre, neden milletvekili aday listesinde yer bulmasın?
Listede yer bulur ve seçilirse, Antalya için güzel işler yapacağı kesin. Geçmişi, geleceğinin garantisidir.
Antalya
Asayiş
Özel
İlçeler
Kültür-
Gündem
Eğitim
Ekonomi
Spor
Güncel
Sağlık
Trend Haberler
674. Elmalı Yeşilyayla Yağlı Güreşleri’ni kim kazandı?
Servisçilerden Milli Eğitim’e sert tepki: ‘Düzeni neden bozuyorsunuz?’
Antalyaspor’un eski yöneticisinden çarpıcı açıklamalar!
Bülent Korkmaz’dan Sivasspor yenilgisi sonrası: “Futbolun içindeki bütün talihsizlikleri yaşıyoruz!”
‘Eleştiriyorum diye beni engelledi!'
İsmail Öz’den dikkat çeken mesaj: Sen saygı duy ki, saygı duyulasın