Cumartesi günkü yazımızı, “Öncelikle yalakanın kime denildiğini iyi bilenlerdenimdir. Nitekim Subaşı’nın kendisine bir örnek verdim, sonunda pes eti” diye bitirmiştim ya.,
Bugün devamını getiriyoruz.
Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanı Hasan Subaşı’nın gaf üzerine gaflarda bulunduğu mini sohbetimiz esnasında öyle konulara girildi ki, her zaman masa sohbetlerinde gazeteciliğini bir kenara bırakmayı huy haline getiren beni dahi hayretlere düşürdü.
Haşema, AKP’li ve Yalaka meselelerine Cumartesi günkü yazımızda girmiştik.
Devamı daha ilginç geldi bana.
Konu Türel ve yandaşlığı ya.,
Sohbetimiz esnasında Menderes Türel ile ilgili olarak, “Alt ve üst geçitlerden başka ne yaptı” cümlesini kullanan Hasan Subaşı’ydı.
“Sen belediye başkanlığın döneminde Vakıf İş hanını yıkmak için 10 yıl uğraşmadın mı?. Bir belediye başkanı olarak bu vakıf iş hanının yıkılması, okullar bölgesinin aynı şekilde temizlenmesi, valilik binasının yıkılıp yerine sosyal bir projenin hayata geçirilip, valiliğin eski Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu’nun yerine taşınması da mı büyük bir çalışma değil” sorusunu kendisine yönelttim.
“Evet. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait yerlerin yıkım kararlarını uygulamak zordur. Hatta mümkün değildir. Nitekim ben Cumhuriyet Meydanı yanındaki Büyük Otel’i zamanında hileyle yıkmıştım” cevabı vermez mi?
“Hileli yıkım” sözcüğünü ağzından mı kaçırdı, bile bile mi söyledi bunu pek irdelemedim. Zira, şahsıma karşı yapmış olduğu yakıştırmanın yanlışlığını sonradan anladığından mıdır, bilemiyorum, gaflar yapıyordu eski başkan.
Ve benim bu gafları veya itirafları duyma isteğimden dolayı da, lafları irdeleyerek konunun değişmesini sağlamaya hiç niyetim yoktu.
“Vakıf iş hanının yıkımı konusunda Türel’i bizzat arayarak tebrik edenlerdenim” diyordu Subaşı.
Hatta, “Başkanlığım döneminde Menderes Türel ve gazete ekibi beni çok üzmüştü. Kendisi Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra Elmalı’ya evime kadar gelerek, ziyaret etti. O gün Türel’i affettim ve geçmişe sünger çektim” ilavelerini bile yaptı.
Antalya’nın ilk otellerinden birisi olan Büyük Otel’in yıkımını yapan kişi konumundaki Hasan Subaşı’nın hileden bahsetmesi.,
Aynı Hasan Subaşı’nın Menderes Türel ile ilgili görüşlerini sunarken geçmişin hatırını gütmesi, belli ki içindeki kinini atamamış.
Neden?
Oysa ki her ne kadar belediye başkanlığı döneminde halktan kopup, cadde ve sokaklarda küçük bir yürüyüş yaptığı dahi görülmediyse de, ben ve benim gibi bir çok kişi, Subaşı’nın asla kinci olmadığını, halk adamı olduğunu ve bunu gösterebilmek adına özellikle son yıllarda sürekli halkın içerisinde dolaşmasını örnek vermezler mi?
Sanırım özellikle politikada bazı şeyler bir noktaya kadar.
Ama bizde kişi ister politikacı olsun ister siyasetçi fark etmez..
İnandığımız, güvendiğimiz, zamanında aynı kaderi paylaştığımız kişi yada kişileri ne siyasi düşüncesinden, ne de politik tercihinden bir kalemde silip atabiliriz.
Her ne kadar meslek icabı gazeteciysek de, önce insanız.
Bu vesileyle o sohbette Subaşı’na bir soru yönelttim.
“Başkanım. 1994 yılında gazetesinin tutumu başkan adayına karşı ama, yıllardır o gazetede çalışan ancak başkan adayının yanında yer alan kişiyi tanıyor, biliyor musunuz” diye sordum.
“Evet o sensin” cevabı verdi.
94 seçimlerinde Yeni İleri Gazetesi Hasan Subaşı karşıtıydı. Ben ise 5 yıllık hizmet anlayışından dolayı Subaşı’nın bir 5 yıl daha seçilmesi gereken kişi olarak görüyordum. Gazete yönetimiyle ters düşmemiz neticesinde o döneme kadar 8 yılımı verdiğim Yeni İleri’den ayrıldım. 2 ay Gazete 07’de görev yaptım. Seçimler sonrası Bülent Eyilik ile Menderes Türel eski görevime geri dönmemi istediler ve döndüm.
Peki ben bu durumda Subaşı’nın yalakası olduğum için mi Subavşı’nın yanında yer almıştım?
Aynı soruyu o sohbette kendisine de sordum.
Hüsnü Şahin’in, “Yeter artık fazla üzerine gitme. Zaten sana yaptığı söylemlere fazlasıyla üzüldü” dercesine kaş-göz işaretleri sonrası sustum.
Şimdi..
Akıllardan neler geçmiyor ki?
Subaşı AKP’ye yakın mı duruyor?
Bu yakın duruş olayında en büyük rakibi olarak Menderes Türel’i mi görüyor?
Türel’i rakip gördüğünden mi son zamanlarda öyle çıkışlar yapma yoluna gidiyor?
Yoksa geçmişin acısını hala içinden mi atamadı?
Daha sıralayalım mı?
Nereye çekersen çek çekmesine de, Hasan Subaşı bundan sonraki siyasi yaşantısında kendisini nereye park edecek hakikaten herkes gibi ben de çok merak ediyorum.
Not: Yalaka’nın kime denildiğini tam olarak bilmeyen Subaşı’na yalaka açılımı: Sırf bir çıkarı olduğu için, bir insanı övme, yalama eylemi. Arsız, yılışık, sırnaşık, yüzsüz, her sözü yalan her anlattığı palavra olan..