Bugün biraz “kendime dönük” bir yazı yazıp, birkaç gün ortalarda görünmeyeceğim..
Hiçbir önlem alınmadığı için..
Asansör monte ederken 17. kattan düşüp hayatını kaybeden 29 yaşındaki oğlumun mahkemesi için İstanbul’da olacağım..
İnsan hayatını hiçe sayanların, hala “biz haklıyız” tavrını izlemekten nefret ede ede o mahkeme salonunda bulunacağım..
Bakalım “adalet” yerini bulacak mı?
…
Dünya değişiyor, gelişiyor..
Ama..
Türkiye’de bazı şeyler –maalesef- hiç değişmiyor..
Özellikle “siyasetçilerimiz”..
Tam bir “kavgacı” yapıları var..
Dilleri de öyle..
İktidara kim gelirse gelsin “buyurgan”laşıyor..
Muhalefet ise daima “hırçın”..
Sağcısı-solculu-ortacısı bir araya gelip, “hadi gelin şu sorunu birlikte çözelim” diyemiyor..
Böylesine “kavgacı” siyasetçilerle nasıl “akılcı bir Anayasa” yapılacak, doğrusu çok merak ediyorum..
…
Siyasete girmişken..
Yazdığım yazılar nedeniyle benim “siyasi” yönümü merak edenler de var, kafalarına göre bir yere oturtanlar da..
CHP’lilere göre ben bir Ak Parti’liyim..
Ak Parti’lilere göre “kendilerinden biri” değilim..
Ben yazdıkça öyle tanımlamalar yapıldı ki..
Çoğuna ben de şaşırıyorum..
Sağcı faşist oldum, ileri ve gerici oldum..
Komünist diyenler de vardı..
Kimi “dinci” dedi, kimi “dinsiz”..
Birileri beni bir “partili” olarak görmeyi çok arzu etti..
Hatta “meclis üyeliği” teklifleri bile yapıldı..
Bütün bunları yaşadıkça..
Aslında “tam da olmak istediğim yerde” olduğumu görüyorum..
43 yıldır mesleğimdeki o “idealist” ruhu hiç bırakmadım..
Öğrencilik dönemlerimden bu yana..
Hiçbir siyasi görüş, hiçbir parti, hiçbir ideoloji beni “esir” alamadı..
Hepsinden “kendimce” doğru olanları aldım, sentez yaptım, kullandım, kullanmaya da devam ediyorum..
Ben “partilerüstü”yüm..
Hepsine kuşbakışı bakar, doğrusunu gördüğümde “doğru yapıyor” derim, yanlışını gördüğümde “yanlış yapıyor” diye eleştiririm..
İşini iyi yapacağına inandığım kişiyi överim, işini ciddiye almayanı da yazılarımla döverim..
Bu yüzden sevenim de çok, sevmeyenim de..
Bence “her gazeteci” bunu yapmalı..
…
Böyle olmanın çok büyük bir avantajı var..
Hiçkimseyle “organik” ya da “inorganik” bir bağ kurmak zorunda kalmıyorsanız..
Özellikle “duygusal(!)” yakınlaşmalar yaşamıyorsanız..
Bu size “dünyanın en büyük zengini sizmişsiniz” hissini veriyor..
Yollarda, kaldırımlarda “dimdik” yürümenin keyfi var ya..
Anlatılmaz, yaşanır..
Ve..
Bunu dünyanın bütün paraları bile satın alamaz, sağlayamaz..
…
Ne istiyorum biliyor musunuz?
Bu yazdıklarım..
Özellikle bu mesleğe gönül vermiş genç arkadaşlarıma bir şeyler anlatır..
Önlerinde çok kötü örnekler var..
Hepsinden kendilerine bir ders çıkarmaları beni ziyadesiyle sevindirir..
Umarım, meslek idealistliklerini asla kaybetmezler..
Umarım, siyasetçilerimize kendilerini kaptırmazlar..
Umarım..
Antalya
Güncel
Spor
Asayiş
Politika
İlçeler
Özel
Trend Haberler
Bülent Korkmaz’dan Mardin yenilgisi sonrası öz eleştiri: Mağlubiyeti hak ettik
Swandor Hotels & Resort Kemer’de sezonun anahtarı: Misafir memnuniyeti ve kaliteli hizmet
Antalya’ya yeni otel geliyor!
YKS tercih sonuçları ne zaman açıklanacak?
Köprülü Kanyon’da nefes kesen kurtarma
Antalya Havalimanı'nda bagaj krizi