Türkiye’de beyaz et sektörü, dosdoğru ifadeyle tavuk eti sektörü, son haftalardaki gelişmelerle ciddi bir tartışmanın içerisinde. Çünkü başlatılan bir soruşturma neticesinde 13 büyük tavuk üreticisine denetim kayyımı atandı. Bu operasyonun gerekçesi, fiyatların tüketici aleyhine artırıldığı ve rekabetin ihlal edildiği yönündeki iddialar.
Operasyon yapılan Türkiye’deki tavuk eti üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini karşılıyorlar. Aslında kayyım atamalarıyla yapılmak istenen firmalara tamamen el koymak değil, şirket faaliyetlerini izlemek, karar süreçlerini denetlemek ve olası usulsüzlükleri engellemek amaçlıydı. Böyle olduğunu da yapılan itirazlar neticesinde kayyım kararlarının kaldırılması ortaya koyuyor. Yani kayyım atanmasına neden olan kararlar inceleme sürecinin devam ettiğini gösterir.
Açıkçası kayyım atanması kararı verilene kadar başka önlemler yok muydu diye aklımıza geliyor. Bu durumda da Rekabet Kurumu’nun beyaz et sektörü üzerindeki araştırmaları ve kararlarını görüyoruz.
Daha önce Rekabet Kurumu tarafından bazı firmalara cezalar kesildiğini biliyoruz. Hatta kesilen cezalarda indirimlere gidilmiş. İndirimin sebebi ise bazı firmaların uzlaşma istemesi. Yani suçlamayı kabul etmesi. Hatta bir firmanın satıldığı bilgileri var.
Bu durumda ortada bazı olumsuzlukların varlığı aşikar hale geliyor. Demek ki fiyatlandırmalar piyasa koşullarına göre yapılmamış. Ve hatta maliyetlerle de hiç ilgisi yokmuş gibi duruyor.
Tavuk sektörü veya kamuoyuna bilgi verenlerin bazıları tarafından maliyetlerin arttığı sık sık dile getiriliyor. Maliyetlerin arttığı doğru olmaya doğru da fahiş artışları firmalar neden kabulleniyor?
Kayyım kararından sonra firma temsilcileri tarafından yatırım yapılamayacağı ve dolayısıyla sektörün daha fazla etkileneceği, fiyatların daha da artacağı dile getirilmiş. Evet, kayyım atanan firmalar güçlü firmalar ve yatırım yapmazlar ya da piyasadan çekilirlerse beyaz et fiyatları çok hızlı yükselir. İthalata bağlı kalırız.
Bu durumda şu soru akla gelmiyor mu? Firmaların bu yaptığı tehdit değil mi? Kontrol edilmezlerse piyasa koşulları nasıl denetlenecek? Tüketicileri kim düşünecek? Onlar kazanırken Türk Milleti’ni kim düşünecek?
Bana göre piyasa koşullarını devletimiz her durumda firma, kişi, sektör ayırt etmeksizin denetlemelidir. Ve ortaya çıkabilecek sorunlara çözümler üretmelidir. Aksi takdirde hızla artan güven eksikliği Türk ekonomisi için çok daha büyük sorun olarak devam edecektir. Güven eksikliği de kolayca kaldırılamıyor.
Sonuç olarak bu süreç bize şunu gösterdi: Türkiye’de bazı kritik sektörlerde fiyat sadece arz ve talep dengesiyle belirlenmiyor. Aynı zamanda piyasa yapısı, rekabet koşulları ve kamu otoritesinin yaklaşımı da belirleyici oluyor. Bana göre ise ekonomik kriz dönemlerinde maliyetleri de dikkate almak gerekiyor. Tavuk eti örneği bu gerçeğin en somut yansımalarından biridir.
Tüketici olarak asıl sorulması gereken soruyu hep gündemde tutmalıyız: Sektör ayırt etmeksizin fiyatlar gerçekten piyasanın doğal sonucu mu, yoksa müdahaleye ihtiyaç duyacak kadar bozulmuş bir düzenin ürünü mü? Bu sorunun yanıtı netleşmeden ne fiyat tartışması bitecek ne de sektördeki gerilim sona erecek.
Unutmayalım denetim her zaman gereklidir. Denetim de nakdi bir yardımdır.