Son yıllarda ekonomide yaşanan dalgalanmalarla birlikte hemen hemen her sektörü temsil eden firmalarda bazı ekonomik darboğazlara şahit oluyoruz. Bu darboğazdan tarım sektörü de nasibini alıyor.
Tarım camiasına ekonomik sorunların iyice belleteceği ifadelerden birisi de “konkordato”. Son aylarda “konkordato ilan etti” denilen firma sayısında artışlar yaşanıyor. Haliyle sektör paydaşları tabir yerindeyse diken üstünde duruyor.
Peki konkordato nedir?
Bir şirket hakkında “konkordato ilan etti” haberi çıkınca çoğu kişi bunu iflasla eş anlamlı zannediyor. Oysa konkordato, iflasın alternatifi olarak tasarlanmış bir yeniden yapılandırma mekanizmasıdır. Amaç, ödeme güçlüğüne düşen şirketin faaliyetlerini sürdürerek borçlarını belirli bir plan dahilinde ödemesini sağlamaktır.
Konkordato ilan edilince alacaklılar açısından en önemli soru “Paramı ne zaman alacağım?” sorusu ve cevabıdır. Konkordato sürecinde borçların tamamı hemen ödenmeyebiliyor. Bazı planlarda sadece ödeme vadeleri uzatılırken, bazı planlarda alacaklılardan alacaklarının bir kısmından feragat etmeleri istenebiliyor. Bazen de hem vade uzatımı hem de indirim birlikte uygulanabiliyor. Bu nedenle her konkordato dosyasının kendi özel koşulları içinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Konkordatonun bir başka tartışmalı tarafı ödenecek borçlara faiz uygulanır mı?
Konkordato ilan eden şirketin borçları otomatik olarak faiz işlemeye devam etmez veya alacaklılar her durumda gecikme faizi alamaz. Faizin uygulanıp uygulanmayacağı ve hangi oran üzerinden hesaplanacağı, konkordato planlamasının içeriğine ve mahkemenin tasdik ettiği şartlara bağlı. Bu durumda alacaklıların geç ödeme nedeniyle mutlaka faiz geliri elde edeceğini düşünmek doğru değildir.
Öte yandan konkordato bir “koruma kalkanı” olmakla birlikte borçlulara sınırsız hareket alanı da tanımaz. Sürecin merkezinde alacaklıların haklarının korunması vardır. Mahkeme tarafından tasdik edilecek konkordato projesinde borçların hangi oranda ve hangi takvim içerisinde ödeneceği açıkça gösterilir. Şirketin gelir yaratma kapasitesi, nakit akışı ve ödeme gücü ayrıntılı olarak incelenir.
Şirketin yaşaması ile alacaklının hakkının korunması arasında bir dengenin kurulması önemlidir. Şirket tamamen batarsa alacaklılar çoğu zaman alacaklarının çok küçük bir kısmını tahsil edebilir. Buna karşılık başarılı bir konkordato sayesinde şirket faaliyetlerine devam eder, istihdam korunur ve alacaklılar da daha yüksek oranda tahsilat yapma imkanı bulabilir. Aslında konkordatoya giden süreçte firmaların kötüye gitmesinin önüne geçilmesi gerekiyor.
Peki ilan edilen konkordato sistemi kötüye kullanılabilir mi? Elbette sistemin kötüye kullanılma riski her zaman vardır.
Aslında bu konuda konkordato ilan eden bazı firmaları tanıyanların açıklamalarını izlemek gerekir. Örneğin tarım sektörü içinde bazı firmaların istediklerine ödeme yaptıkları istemediklerine yapmamaları gibi iddialar var. Ödemeler bir planlama dahilinde yapılacaksa bu konu önemli hale geliyor.
Süreci yöneten yetkililerin suiistimallere izin vermemesi gerekiyor. Aksi halde tarımsal üretimde her alanın birbiriyle ilişkili olduğu düşünülürse, sektörün zincirleme iflasa sürüklenmesiyle karşı karşıya kalırız.
Konkordato komiserleri, alacaklılar ve mahkemeler süreci yakından takip etmek zorundadır. Şeffaflık ve denetim olmadığı takdirde konkordato, ekonomik iyileşme aracı olmaktan çıkıp güven kaybına yol açan bir uygulamaya dönüşebilir.
Burada başarısının temel şartı, borçlunun dürüst davranması, alacaklıların sürece güven duyması ve yargısal denetimin etkin şekilde işlemesidir. Ekonomik hayatın sağlıklı devamı için de tam olarak buna ihtiyaç vardır.