Ülkemizde her yıl buğday fiyatlarıyla birlikte tahılların kaç TL açıklanacağı merakla beklenir. Aynı durum bu yıl da yaşandı ve nihayet fiyatlar açıklandı. Fiyatlar açıklandı açıklanmasına da çiftçilerimizi memnun etti mi sorusunun cevabını aramak gerekiyor.

Türkiye’de buğday hasadının zamanı üretim bölgelerinin ekolojik özelliklerine göre değişmektedir. Geçtiğimiz hafta Antalya’dan Edirne’ye kadar süren bir seyahat gerçekleştirdik. Bazı bölgelerde hasadın başladığını gördük.

Ülkemizde buğday hasadı devam ederken Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026 yılı için ekmeklik ve makarnalık buğday alım fiyatını ton başına 16 bin 500 TL olarak belirledi. Bu, kilogram başına 16.50 TL demektir. Üreticilerin gelirini bu fiyat etkilerken, bazı üreticilerimiz desteklerden de yararlanmaktadır.

Çiftçilerimize buğday için dekar başına 980 TL destek veriliyor. Tohumluğun fiyatı dekara 700 TL olarak belirtiliyor.

Dekara buğday verimi yapılan kültürel uygulamalara ve sulama durumuna göre bölgeden bölgeye değişkenlik göstermektedir. Bazı bölgelerde 300 kg’da verim alınırken bazı bölgelerde 450-480 kg’a kadar çıkılmaktadır. Dekardan elde edilen verim de kazancı doğrudan etkiliyor.

Aslında meselenin asıl önemli kısmı fiyat değil, fiyatın maliyet karşısındaki durumudur. Bir örnek hesaplama olarak Adana Çiftçiler Birliği tarafından yapılan 2026 maliyetini gösterebiliriz. Bu hesaplamaya göre bir dekar buğdayın brüt üretim maliyeti 7 bin 93 TL olarak hesaplanmış. Destekler ve saman geliri düşüldüğünde net maliyet 5 bin 867 TL seviyesinde. Aynı çalışmada dekara ortalama verim 480 kilogram olarak kabul edilirken, bir kilogram buğdayın maliyeti ise 12.22 TL olarak hesaplanmış.

Bu rakamlar üzerinden değerlendirildiğinde devlet tarafından açıklanan 16.50 TL’nin alım fiyatı, maliyetin yaklaşık 4.28 TL üzerinde bulunuyor. Destekler de eklendiğinde çiftçinin eline geçen toplam gelir kilogram başına yaklaşık 19.51 TL'ye çıkıyor. Bu durumda kilogram başına yaklaşık 7.3 TL’lik bir brüt kazanç ortaya çıkıyor.

Dekar bazında hesaplandığında tablo daha net görülüyor. Ortalama 480 kilogram verim alan bir üretici, destekler dahil yaklaşık 9 bin 367 TL gelir elde ediyor. Aynı üreticinin net maliyeti ise 5 bin 867 TL seviyesinde. Aradaki fark yaklaşık 3 bin 500 TL/dekar olarak hesaplanıyor.

Bu rakamların tatmin edici olabilmesi için üretim yapılan alanın büyük olması gerekir. Bu durumda ilk bakışta bu rakamlar tatmin edici görünebilir. Alan büyük kazanç büyük gibi görünebilir.

Konunun farklı bakış açılarına ihtiyacı olduğunu söylemeliyiz. Örneğin önemli bir ayrıntıyı dekara verim oluşturmaktadır. Kuraklık, don, hastalık veya düşük yağış nedeniyle verimin 300-350 kilogramlara düştüğü bölgelerde karlılık ciddi şekilde azalabiliyor. Özellikle İç Anadolu’nun kuru tarım yapılan alanlarında çiftçi için asıl belirleyici unsur fiyat değil verim olarak ortaya çıkıyor.

Bir başka önemli konu ise maliyetlerin sürekli yükselmesi. Gübre, mazot, tohum ve tarla kirası son yıllarda üretimin en büyük gider kalemleri haline geldi. Adana Çiftçiler Birliği'nin hesaplamasında yalnızca gübre gideri dekarda 1910 TL, tarla kirası 1650 TL, tohum gideri ise 700 TL olarak yer alıyor. Mazot maliyeti de 462 TL seviyesine ulaşmış durumda.

Akdeniz ve Ege bölgeleri için bir başka mesele var. Dekara 3 bin 500 TL gibi bir rakam hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sera ya da meyve bahçesi yapma şansı olan çiftçileri tahıl üretiminde durdurmak zor olacaktır.

Büyük tarlaları olmayan çiftçiler sadece kendi ihtiyaçları için üretirler. Ticaret için ekmektense boş kalsın diyeceklerdir. Büyük tarlaları olanlar da başka bir tarımsal üretime kayacaktır.

Bu nedenle buğday üretiminde artık yalnızca fiyat tartışması yapmak yeterli değildir. Çiftçinin geleceğini belirleyecek asıl unsur, verimi artıracak sulama yatırımları, girdi maliyetlerini düşürecek politikalar ve üreticinin öngörülebilir bir gelir elde etmesini sağlayacak destek mekanizmaları olacaktır. Çünkü tarımda sürdürülebilirlik, sadece ürün fiyatıyla değil, üreticinin tarlada kalabilmesiyle mümkündür.