Yerel seçimlere 25 gün kaldı.
Zaman daraldıkça partiler de çalışmalarına iyice hız verdi.
Seçmeni etkilemek isteyen liderler il il dolaşıyor, açıklamalar yapıyor. Ancak hiç biri proje anlatmıyor. Varsa yoksa kavga. Hakaretlerin bini bir para. Yani projeler değil adeta küfürler yarışıyor.
Sanki kim daha çok bağırırsa, kim daha çok hakaret ederse o en çok oyu alacak. Yok böyle bir şey. Seçmen kavga, hakaret, huzursuzluk istemiyor. Yapacaklarınızı duymak istiyor. Ha varsa bir yolsuzluk bunu da dillendirmek en doğal hakkınız. Ancak bunu yaparken kulaktan dolma bilgilerle değil. Belgelerle bunu ortaya koyun. Sonra da deyin ki, “Biz geldiğimizde bunların hesabını soracağız.” Buna da bizi inandırın. Böyle bir yol değil de 3 dönemdir Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına “Baş çalan” dersen buna kendi tabanından başka kimseyi inandıramasın. İnandıramıyorsun da. Ayrıca kamuoyunun büyük bir kesimi bu söylemlerden rahatsız.
Başbakan’ın da ODTÜ’deki yol yapımına karşı çıkanlara ‘Ateist’ demesi hoş değil. Hele hele MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için sarf ettiği “Aile nedir, çoluk çocuk nedir bilmez” söylemi hiş şık olmadı.
Bu ağır sözler inanın bana size puan kazandırmıyor. Şahsen beni olumlu yönde etkilemiyor. Aksine üzüyor, öfkelendiriyor. Dolayısıyla oy atarken bir kez daha düşünmemi sağlayacak.
Aynı durum yerelde de değişmiyor. Seçim yaklaştıkça söylem ve eylemler sertleşti. Belden aşağı iniliyor, kimse hakarette sınır tanımıyor. Tüm bunlar ister istemez sokakları geriyor. Sokaklar gerildikçe de üzücü olaylar yaşanıyor.
Buradan siyasilere bir çağrı yapmak istiyorum. Güvenli ve huzurlu bir seçim dönemi yaşamak istiyorsanız ortamı gerecek hal ve hareketlerden uzak durun. Sizin vereceğiniz mesajlara göre sokaklar kendini dizayn edecek. Fotoğraf bu kadar netken ortamı germenin bir anlamı var mı? Lütfen bunu bir kez daha düşünün.