Her gün sabah gidip, akşam geri dönüyoruz..
Gün boyu onlarca konuya kafa yoruyor, gelip gidenlere ev sahipliği yapıyoruz..
İşimize geleni pohpohluyor, gelmeyene basıyoruz galayı..
Bizim gibi her gün aynı koşturmanın içerisinde olanların sunduğu sunumlarına bakıyor, beğendiklerimizi pür dikkat okuyor, beğenmediklerimize burun kıvırıyoruz.
Kimimiz sabah işi gelir gelmez, kimimiz diğer gazetelerden çıkardığımız malzemeleri öğleye doğru, bazılarımız da gün bitip tükenmeye yüz tuttuğunda oturur bilgisayarın karşısına..
Aramızda iki tek atmadan klavyenin tuşuna dahi basmayan da var.
Bizim yaptığımıza da gazetecilik deniyor!.
Kime sorsanız, “Ben tarafsızım” der kurtulur.
Sanki onun ne olduğunu cümle alem bilmiyormuş gibi..
Gazeteci ya, ister eleştirir, ister göklere çıkarır.
İşine gelmedi mi basın özgürlüğünden dem vurur, geldi mi basar da basan tuşlara.
Bir gün sonra bir bakmışsınız vıcık vıcık yağ kokusu.
Sanır ki dünyayı kendisi yaratmış.
Öbür taraftan da malı götürme çabası..
Gazeteciyiz ya biz, her şeyin en iyisini, en doğrusunu, en temizini hatta kirlileri dahi biliriz!..
“Elimde dosyan var” diyenler de var aramızda..
Aba altından sopa gösteren türler yani..
Millete hakaret etmeyi, iftira atmayı tekelimizde sanırız!..
Sorduk mu, “Ben tarafsızım” cevabını anında alırız.
Ama ben itiraf ediyorum.
Tarafım arkadaş.
Hem de dibine kadar.
Şükürler olsun ki 28 yıldır gazetecilik mesleği dışında hiçbir işle uğraşmadık..
Bu meslekten kazandığımız gelirimizle çoluk çocuğumuzu büyütüp, vatana millete hayırlı bir yurttaş olarak yetişmesi adına gece gündüz demedik..
Benim yanı sıra, ailemin yaşadığı, çocuklarımın yaşayacağı ve torunlarımın yaşadığını görmek istediğim Antalya kenti adınadır o taraflığım..
29 Mart 2009 tarihinde Antalyalıların oy verip seçtiği Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın için 4 Nisan 2009 tarihinde bir yazı yazmış.,
“Senin Antalya’ya bir çivi dahi çakabileceğine kesinlikle inanmıyorum” cümlesini kullanmıştım.
Bu konuda fazla bir şey anlatmama gerek var mı?
Ben yaşadığım ve çocuklarımın yaşamakta olduğu, torunlarımın yaşamasını umduğum bu kente seçilen birisi olarak 5 yılda en küçük bir katkı dahi koymayan Mustafa Akaydın için, “Neden yapmadın” sorusunu sorduğum için tarafım öyle değil mi?
Peki sormasa mıydım?
Ne etliye, ne sütlüye ama, “Arada götürdüğüm kardır” zihniyetliler süttün çıkmış ak kaşıktır.
Ama biz kent adına bir takım çabalar harcadığımız, hesap sorduğumuz için tarafız öyle mi?
Ben tarafım..
Bu kente kimin hizmet getirip, kimin getiremeyeceğini, Antalyalılar son 10 yılda bizzat yaşayarak gördü.
2004-2009 yılları arasında Antalya’yı büyük bir köy görünümünden şehir haline getiren Menderes Türel ile 2009-2014 yılları arasında Antalya’ya hiçbir şey veremeyen Mustafa Akaydın’ı kıyaslıyorum.
Bu şehrin bir yaşayanı olarak Türel tarafını tutuyorum.
Buysa taraflılık..
Benim taraf kısmım birilerine batsın..