Geçtiğimiz Günlerde Mustafa Yılmaz ile sohbet ediyoruz. Sohbetimizin konusu Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’a geliyor.
“Sen Hoca’dan başka bir konu bilmez misin!. Bırak biraz da yazma bakalım” fikrini ortaya atmaz mı?
Neden olmasın ki?
Yine bir başka ortam.
Hüsnü Şahin, Mesut Kılcı ve Aydın Özer ile Sarısu’dayız. Akaydın’ın düzenleme yaptığı yerde, piknik masasının etrafında konuşlanmış ve konu yine dönüp, dolaşıp Akaydın’dan açıldı.
Sarısu için bana, “Güzel olmuş değil mi burası” diye soruyorlardı.
“Gerçeği inkar mı etmemi bekliyorsunuz. Tabi ki güzel olmuş. Ne yani biz güzele çirkin deyenlerden miyiz de, özellikle vurgulamalı soru soruyorsunuz” dedim.
“Senin de Mustafa Akaydın’dan başka bildiğin bir şey yok kardeşim” demezler mi?
Öğle ya.,
Hadi birisi kasıtlı olarak o soruyu soruyordu diyelim, peki ya hepsi mi kasıtlıydı?
Kasıt falan aradığım yok da, yanlılar kardeşim!.
Resmen taraflar!.
Akaydın geçtiğimiz günlerde ne demiş bilen, gören yada duyan var mı?
Likya şaraplarının satış mağazasına gitmişler, ayaküstü sohbet etmişler, Hoca da Antalya siyasetini konuşup, büyük ağabeysi ile ilgili fikirlerini sıralayıvermiş.
“Deniz Baykal küllerinden yeniden doğar.”
Yalansa Haşmet Öyken’in yalancısıyız.
Hadi gelin siz olun yazmayın.
Bu gündem yaratmak değil mi?
Bana, “Bırak biraz da yazma diyenler, Hoca’nın en yakınları mı, değil mi?
O zaman şahsıma telkinde bulunduğunuz kelimelerin yarısını, hocanıza söyleyin de, Antalya gündemini kendisi belirlemeye bıraksın, bize de yazacak bir şey kalmasın.
Dün Deniz Baykal’ın kendi memleketinde sandığa gömüldüğünün göbeğini at, iki gün sonra çık, iltifatlarda bulun.
Şarap dükkanının açılışında şarabı fazla mı kaçırdı ne?
Benim bildiğim Akaydın’ın tercihi hep rakıdan yana olmuştur da (Kimse nereden biliyorsun. Aynı masaya oturup kadeh mi tokuşturdunuz da bunu söylüyorsun diye düşünmesin sakın, o şerefe erişenlerden olduğumuzu belgesiyle kanıtlarım) bu memleketin üzümlerinden yapılan şarap tadını, Oğuzhan Özenici ağabeyimize sormak lazım.
Elde kadehler, objektiflere poz vererek, şarap tüketiciliği imajı ne yazık ki yaratılmıyor.
Her neyse.,
Ve Akaydın şarap gününde devam etmiş;
“Belediye Başkanı’nın görevi Belediye’yi yönetmektir. İl Başkanı’nın görevi belediye başkanının hizmetlerini anlatmak.”
Ben bu konulardan pek fazla çakmıyorum!. Çakan varsa şu sözlerin açılımını birileri bana yapabilir mi?
Çünkü, hakikaten çok garip bir söz.
Yoksa ben bakmasını mı bilmiyorum!..
Belediye Başkanı’nın görevi Akaydın hocanın söylediği gibi hakikaten belediyeyi yönetmek de, İl başkanının görevi nasıl belediye çalışmalarını kamuoyuna anlatmak oluyor ki?
Gece-gündüz demeden, delege delege gezen, yıllarını partisine vermiş, maddi-manevi tüketimden asla kaçınmayarak, bileğinin gücüyle il başkanlığı makamına gelmiş olan birisi, Akaydın’ın reklamcılığından başka bir şey mi yapmayacak?
Akaydın hoca, “İl başkanlığına kim seçilirse seçilsin, benimle iyi geçinmek zorunda” diye mi düşünüyor ne?
Oysa bir partinin il başkanı, aynı zamanda ilinde partisinin genel başkanı konumunda değil midir?
Açılış bitti.
Hıkkk!..