CHP’de kol kırıldı da yen içinde mi kaldı?
Unutulmamalıdır ki, kırılan kola itina gösterilmelidir. Havanın en küçük soğuması halinde, o kolda ağrı baş gösterir.
Önemli olan o ağrıların dayanılmaz hal almamasıdır. Yoksa kemik kırığı kaynar kaynamasına da, asıl mesele kaynadığını sanıp, kaynamamış olmasıdır.
Hele bir de yanlış kaynarsa?
Vay da vay.
Bilindiği üzere CHP Antalya İl Örgütü, 18 Ocak’ta Sera Otel’de, “Dayanışma gecesi” altında bir yemek verdi. Söz konusu yemek sırasında, İl Disiplin Kurulu Üyesi İlhan Öztürk, Yönetim Kurulu Üyeleri’nin de bulunduğu gurubun yanına gidip, o masadaki bayanları işaret ederek, “Burnuma pis kokular geliyor” gibi hakikaten çok vahim bir cümle kullanmıştı.
Ve o sözün ardından baş gösteren gerginlik, İl Başkan yardımcısı Mustafa Kemal Yılmaz ile Disiplin Kurulu Başkanı Mahmut Yıldırım arasındaki sözlü tartışma kavgaya dönüşmüş, yumruklar havada uçuşmuştu.
Sinkaf konusuna daha önce olduğu gibi yine girmeyeceğim.
Onlar kendi aralarında zaten halleder!..
Peki o günden bu yana ne oldu?
Özürler dilendi, eller sıkıldı, herkes bir biriyle kucaklaşıp, CHP içerisinde sükut sağlandı mı?
Sanırım İl Başkanı Devrim Kök ağırlığını koyup, “Herkes geçmişi unutacak” talimatı verip, masaya da yumruğunu vurmuştur.
Bugün 8 Şubat 2013. Olayın üzerinden 20 gün ‘Yıldırım’ gibi geçivermiş.
CHP’nin ‘Yılmaz’ yöneticileri zamanı su gibi akıtıverdi.
Şimdi CHP’nin o anlamlı gecesinde yumruk atan attığı, yumruğu da yiyen yediğiyle mi kaldı?
Bakın sinkaf olayına yine girmeyeceğim.
Onlar kendi aralarında hallederler!..
Kavga olayı da mı kendi aralarında hallediliverdi ki?
Birkaç yıl öncesine kadar.
Eski Merkez İlçe Başkanı, sırf, “İl Başkanım seçimler ile ilgili benimle iddiaya girdi” cümlesini kullandığı gerekçesiyle 40 yıllık partiliyi tereddütsüz ihraç yolana giden İl Disiplin Kurulu Başkanı Mahmut Yıldırım’dan son kavga olayıyla ilgili eminim ki herkes ciddiyet bekledi.
Kendisine, “CHP içerisinde en küçük bir disiplinsizliğe meydan vermemenle tanınmaya çalışan sen, kendinin karıştığı bir olayı örtbas ettirme yoluna gitmen yakışık almaz. Olayın Yüksek Disiplin Kurulu’nda görüşülmesini istemen gerekirdi” denilmeye gerek var mıydı?
Bence yoktu.
Ama denilmediğiyle kaldı.
Ya da bir şeyler yapıldı, dışarıya sızdırılmadı.
Siz istediğiniz kadar sızdırmayın.
CHP tüzüğü elastiki mi de, isme göre davranış biçimleri sergileniyor?
Dayanışma gecesindeki kavga olayının unutturulmaya çalışıldığı açıkça ortada da..
O yemeğin bir bedeli olması gerektiğini ve o bedeli de kimin ödediğini sormuştuk.
Çıt çıkmadı.
Hayırdır?