Antalya EXPO heyeti, “Yediğiniz İçtiğiniz sizin olsun!.”
Hoş geldiniz, boş gelmediniz.
Ama şunu unutmayın ki, yediğiniz içtiğiniz sizin olduğu gibi, Paris izlenimleriniz de Antalya kamuoyunun olacaktır. Zira, bindiğiniz uçaktan tutun da, kaldığınız lüks otel, yiyebildiniz mi bilemiyorum; Fransız yemeklerine kadar Antalya kentinde yaşayan, hatta Türkiye’deki tüm yetimlerin hakkı olduğunu bertaraf etmeyin.
Gazanız da mübarek olsun.,
Tabi ki EXPO da Antalya’ya hayırlı ve uğurlu.
Fransa’ya gidip EXPO bayrağının Antalya’ya verilmesi veya alınmasına tanıklık edenleri çok şey bekliyor.
Başta da, izlenimler.
Kim bizi nasıl temsil etti? Hangi kafile üyesi gerçek manada uyum örneği sergiledi, hangisi karakter icabı da olsa uyumsuzluk?
Yazın arkadaş.
Hatta yeteneğiniz varsa çizin.
Duydum ki CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, kendisini başkan adayı gösteren eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın da aralarında bulunduğu CHP heyeti ile hiç bir araya gelmemiş. Tesadüfen de olsa yemekte bile bırakın aynı masaya oturmayı, Akaydın yan masayı da tercih etmeyip, mümkün olduğunca en ücra köşelerde oturmayı yeğlemiş.
“Miş” diyorum, dün sabaha karşı Antalya’ya dönen EXPO kafilesi elemanlarının elçisiyim.
Adamda deve kini mi var ne?
Ama aynı kafilede Deniz Baykal, CHP’li Kepez ve Büyükşehir Meclis Üyesi Mustafa Yılmaz’ın bulunduğu masaya 3 kez gidip, Yılmaz ile neşeli sohbetlerde bulunmuş.
Denecektir ki, “Sen neler duydun anlat hele bi.”
Çok değil sadece ve sadece 3-5 dakikalık Fransa gezisi sohbetimizde neler duymadım ki?
Paris’e Antalya’dan götürülen gazeteciler yerel medya temsilcileri. İstanbul’dan direkt uçuşla aynı mekanda buluşturulan Ulusal Medya elemanları ile aynı teraziye konulmadığı bir gerçek.
Zaten konulsaydı şaşardım.
Kim mi koymamış.
Bunu Paris izlenimlerini anlatanlara ve anlatacak olanlara sormak lazım da, bakalım notlarını alıp, Antalyalılar ile paylaşacaklar mı, işte asıl cevabı gelmesi gereken konu bu.
Gazetecilik, herkesin fiskosunun içerisine balıklama dalmak, abuk-sabuk soru gibi kelimeler üretip, çok bilgiçlik taslamak değil.
Gazetecilik bir geziyi tatile dönüştürüp, yan gelip yatma mesleği hiç değil.
4-5 gün boyunca EXPO bayrağının Antalya’ya verilişine tanıklık edebilmek adına Paris’e götürülenler, dilerim sadece Şanzelize meydanında gezinti yapıp gelmemişlerdir.
Acaba kaç tanesinin eli o 4-5 günlük süreçte kalem tutup, notlar almıştır ki?
Ulusal basın temsilcileri veya köşe yazarlarından sakın ola ki kimse kopya çekmesin, artık google arama motoru diye bir makine var, anında deşifre etmezsem ne olim!..
Ve Paris’e gidenlerden birisine sorum şu oldu;
“Paris’in nesi meşhur?”
İlk gelen cevap, “Her şeyi” olmaz mı?
İkinci sorum için sarıldım cep telefonuma, gazeteci kimliği olmayıp, siyasetçi ve iş adamı kimliği bulunan bir başkasına aynı soruyu yönelttim;
“Paris’in nesi meşhur?”
“Sen nehri ve Eyfel Kulesi” cevabı geldi.
Kimileri, “Şanzelize meydanı” cevabı verdi, Kimileri de, “Moda tasarımcılığı ve gece yaşantısı.”
Ama Antalya için Paris’in bana göre sadece ve sadece EXPO bayrağının Antalya’ya verilmesi meşhur kılmıştır.
Sen Paris’e gitmişsin, cebine güvenip, gece kulüplerinden çıkmamış, dedikodu kazanının fokurdaması dışında o geziye hiçbir katkı koyamamışsın kime ne?
İsterse ne “Eyfel Kulesi” ne de, “Şanzelize^cevapları verilsin.
Hatta, “Gece ışıklandırması” diyen bile çıkacaktır.
Bakalım biz 2016’daki EXPO’dan Antalya olarak yüzümüzün akıyla çıkabilecek miyiz?
Gölge edecek olan çok olacaktır.