Şöyle üç-beş günlüğüne Antalya dışına çıkıyorum.
?Çıkacağı gün sayısı neden belli değil? diye düşünülebilinir. Ben kendimi bu meslekte buldum bulalı, gün sayısı belli bir oranda hiç tatil yapmadım da ondan.
?Oh ne ala. Bodrum mu yoksa Marmaris mi? diye de düşünen çıkacaktır.
Çıksın varsın.
Endamım şamdan olsun.
Ama yok öyle bir şey.
Biz gitsek, gitsek oturduğumuz evin bodrumundaki odunluğa gideriz.
Marmaris zaten ayak yolumuz!.
Şöyle yan gelip yatabilir miyim bilemiyorum ama, bildiğim bir şey var ise, o da Muratpaşa?nın kasırgalarından, Büyükşehir?in 16 aydır bir türlü geçişini beceremediği Halkkart, Antalya?nın kısır siyaseti ve acımasızca bedenlerimizden nasiplerini alan sivrilerden az da olsa uzak kalacağım.
Bunlara seviniyorum da, Çağdaş Yaşam?ın fasılı, Burgaz?ı ve tatlı muhabbetinden uzak kalacağım için gerçekten üzülüyorum.
Ama tatil ki- benim için öyle olacağını hiç sanmıyorum,çünkü bu sözcüğe hep uzak kaldım, yine de kulağa gerçekten hoş geliyor.
Her ne kadar bizim Kasım, pazartesi veya salı yazılarımıza  bakıp, ?Ağabey bu cumartesi de yeni bir yer keşfetmişsin. Evliya çelebi gibisin ya? dese de, bu çıkışımızda da umarım beni mutlu edecek yepyeni yerler keşfederim.
Yarı vefa ziyareti, yarı tatil türünden tuhaf bir kaçamak yapacağım.
Eğlenceli mi olur, eğlencesiz mi artık bilemiyorum.
Ayrıntıları dönünce anlatırım.