Bu soruyu her sorumlu kişi kendisine sormalı. Sebebi ise bize ne olduğunun cevabını bulmak olmalı.
Konumuz bayram. Malumunuz hem dini hem de milli bayramlarımız var. Her iki bayram modeli bazı kıymetli zamanlardan ve olaylardan beslenir. İstenilir ki bu duygular hiç unutulmasın.
Çünkü toplumlar emek verilen değerler ve kıymet verilen inançlar üzerine şekillenir. Bir bütün haline gelir. Yarınların garantisidir bu değerler.
Bu sözü uzun yıllardır hep duyarız; ‘’Ah! Nerede o eski bayramlar?’’
Bu söz beğenilmeyen mevcut duruma bir teslimiyettir. Dirençleri kırılmış toplumlar için bir nostaljidir. Biraz da olsa vicdan sancısını hafifletme refleksidir. Bugünü beğenmiyorum ama geçmişe de dönmeye takatim yok demenin adıdır.
Artık modernizmin adetlerini günlük kültüre dönüşmenin gereği olarak bayramların tatiliyle ilgileniyoruz. Kısa seyahatler için fırsat biliyoruz.
Bu devirde banal ve çok eski durduğunu iddia edenler de hiç azımsanacak gibi değil. Hatta şuursuz bir kalabalık görüntüsü bile sergileniyor ara sıra.
Batının yakalandığı tuzağa bizim de düştüğümüzü anlamak hiç de zor olmamalı. Ama önce bu durumun tuzak olduğunu ve modernizim denilen yerel ve dini değerler canavarının tanınması gerekmektedir.
Batıyı dinsiz, kültürsüz ve yalnız bir hale dönüştürdü bu akım. Hem de 50 sene gibi kısa sürede oldu her şey. Bizim nesil olana bitene şahit oldu.
Maddi olarak refah düzeyleri arttı ama manevi duygularını kaybettiler. Kültürel değerleri kayboldu. Kendi dillerinde müzik bile dinlemez oldular. Yerel kıyafetler sadece hatıra dükkanlarının en pahalı malzemesi haline geldi.
Yalnızlaştılar. Aile kavramı büyük oranda anlamını, gücünü ve neşesini kaybetti.
Bayramlar aileyi birleştirici bir içeriğe sahipti. Onu tatille değiştirdiğimizde o içerik işlevsiz kalacak ve duygular bir müddet sonra yem yeşil bir bahçeden çorak bir araziye dönecek. Olan ve olacak olan budur.
Ramazan ayının dini değerinden habersiz ya da bu değere ilgisiz bir insanın bu ayın bayramını değerli bulması da beklenmiyor. Doğal olarak zihninde ramazan olmayanın takviminde bayram da olmamış oluyor.
Yapamadığımız bir şey de yeni neslin gündemine kutlu ay ve günlerimizi onların anlayışına uygun cümleler ve anlatımlarla getiremiyor oluşumuzdur.
Modernizim adına neslimizden vazgeçmiş gibiyiz. Halbuki teknolojik yenilikler neden milli ve manevi değerlerimizin karşılığı olsun ki? Bu anlayışın kaynağı hedefinden belli değil mi?
Her türlü tahribata rağmen hala umut olduğunu bilelim.
Devlet ve millet elbirliği ile önümüzdeki bir yılı milli ve dini bayramlarımız için yeniden bilinçlenme ve şuur kazanma yılı ilan edelim. Çok titiz çalışmalarla bu tamiratı ve tadilatı öncelikli işlerimizin başına alalım.
Mesela; bayram günlerinde uzun resmî tatili kaldıralım. Otellerde bayramlara uygun davransınlar. Her türlü ulaşım ağı da bayramlara göre sadece ziyaret amaçlı tanıtımlar yapsın. Belediyeler, sivil toplum örgütleri ve sorumluluk sahibi herkesin dahil olacağı bir bayramlar yılı yaşayıp yaşatsak bir sürü kaybımızı telafi etmiş oluruz.
Hiç de zor değil. Hatta toplum için biraz eğlenceli de olacaktır. Düşündürücü ve eğitici boyutları da bu neşenin içinde muhataplarının ilgisine mazhar olacaktır.
Ne dersiniz? Biraz olsun kafa yormamız gerekmez mi?
Bayramınız Bayram gibi olsun.