Biz gazeteciler. Özellikle de köşe sahibi olanlarımız kendimizden bahsetmeyi o kadar çok severiz ki, okuyucunun o tür yazıları okurken sıkıldığını bildiğimiz halde, sırf kendi egomuzu tatmin edebilmek adına geri durmayız.
İletişim okuyanların dışındaki herkesin gazeteci yada köşe yazarı olduğu, oldurulduğu veya olabildiği ülkemizde, bizim meslekte Megalomanlığın alıp başını yürüdüğünü artık belirtmeye bile gerek yok.
Her bir şeyi biz iyi biliriz ya!..
Yazdığımız ve hatta yazdıklarımız kanun gibi gerçektir!.
Ama biraz kendi kuyruğumuza dokunulduğunda ciyak ciyak bağırmayı de elden bırakmayız.
Önceki gün akşam Büyükşehir Belediyesi?nin, Ramada Otel?deki Altın Portakal Film Festivali Resepsiyonu?na davetliydim, gidemedim.
Pişmanlar oldum.
Festival?in İstanbul?daki tanıtım toplantısına gidenlere yüzük-kolye-küpe,bilezik gibi hediyeler verilmişti ya hani.,
Bende o konuyu kıskançlık krizlerimle izlemiş, poşet poşet götürenleri içerlemiştim.
Ramada da aynısı olmuş.
İkinci bir fırsatı kendi ellerimizde kaçırmışız yani.
24 yılı devirdik, bronz yıla ayak basmak üzereyiz ancak, onca mesleki hayatımda, bir kokteyl yada basın toplantılarında kolye-yüzük dağıtıldığını hiç görmedim, ama bu ikinci duyuşum.
Ben en iyisi hiçbir toplantıyı kaçırmayayım!.
Neyime lazım, bir bakmışsınız kolye-yüzük veya küpeden sonra arsa, araba, beyaz eşya dağıtımı da yapılı bilinir.
Sonra dizimi dövmeyeyim.
Özellikle de Sarısu için yapılması büyük ihtimal bir basın toplantısının en önemli takipçilerinden birisi olacağım.
Neden mi?
Bülent abim her ne kadar beni Sarısu?da öpecek olsa da, bir bakmışsınız Sarısu toplantısının hemen ardından, toplantıya katılanlara serbest giriş kartı, bedava yeme içme strikerleri, ücretsiz geçiş plakaları verilir.
O fırsat kaçırılır mı?
Hele benim gibi Sarısu müdavimlerinden olan birisi kesinlikle kaçırmamalı.
Şaka bir yana da.,
Mustafa Akaydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı?na seçileli 19 ayı geride bırakıyor. Bugüne kadar onlarca hatta yüzlerce yazı yazmışızdır, bir tane Allahın kulu telefonla olsun, bizzat olsun. Hatta e-mail yoluyla dahi, ?Yanlış bilgilendirilmişsin. Hatalı yazmışsın. Yanılıyorsun? gibisinden ne uyarı aldık, nede aydınlatıcı bilgi aktarıldı.
Merak ediyorum da, Akaydın?ın basın müşavirliği mi yok?
Yada biz her yazdığımız yazıda haklıyız!.
Rahmetli Yener Ulusoy?dan tutun da, Metin Kasapoğlu, Hasan Subaşı, Bekir Kumbul ve Menderes Türel dönemlerini gören birisi olarak, ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyorum.
Demek ki birileri ilk olmak için ant içmiş.
Ama unutulmamalı ki, düne kadar o koltukta oturanlar kendilerini Antalya?nın sahibi sanıyordu. Bugün benim gibi sıradan birer vatandaşlar.