Türkiye geçtiğimiz Cuma akşamı en karanlık günlerinden birini yaşadı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir grup asker darbe girişiminde bulundu.

Bulunmakla kalmadı tarihin en kanlı darbe girişimine imza attı.

Yetmedi, Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere birçok kamu kurum ve kuruluşunu bombaladı.

Ardında tam 208 şehit ve 1440 yaralı bıraktı.

Bu girişim Türkiye’ye uzun yıllar kaybettirdi.

Ortaya çıkan görüntüler ise hafızalardan silinmeyecek.

Özetle, nereden bakarsanız bakın demokrasiye yapılan bir saldırıydı ve Türkiye’nin itibarına zarar verildi.

Bunu yapanlara hukuk çerçevesinde en ağır ceza verilmeli. Askerle halkı, askerle polisi karşı karşıya getiren, birbirlerine silah çektiren bu kişiler hak ettiği cezayı almalı.

Tabi tüm bunlar yukarıda da ifade ettiğim gibi hukuk çerçevesinde yapılmalı.

Darbe girişiminden sonra meydanlara çıkıp demokrasiye, kendi iradesine sahip çıkanları alkışlıyorum. Darbecilere en güzel cevabı verdiler. Ancak bir uyarıda da bulunmadan edemeyeceğim. Darbelerin bir ayağı da toplumsal kaos yaratmaktır. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli olunmalı. Provokasyona gelinmemeli. Yasalar çerçevesinde hareket edip, suçlulara hukukun vereceği cezaları beklemeli. Cezayı kendimiz vermeye kalkarsak bilin ki o zaman darbeciler emellerine ulaşır ve yaratılmak istenen kaos ortamı oluşur.

Bu arada sosyal medyada muazzam bir bilgi kirliliği yaşanıyor. Geçmişe dönük bazı olayların fotoğrafları bulunup “Bakın askerimizin boğazı kesildi. Cihatçılar Alevi mahallesine saldırdı” gibi provokatif söylemlerle halk galeyana getirilmeye çalışılıyor. Bu kimseye yarar getirmez. Aksine karanlık günlerin başlangıcı olur. Dolayısıyla herkes böyle dönemlerde iki düşünüp bir konuşmalı. Kışkırtıcı söylemlerden uzak durmalı.

Son olarak buradan siyasi parti liderlerine darbeye karşı takındıkları örnek tavırdan dolayı teşekkür etmek istiyorum. Ortak bir metne imza atıp darbeyi birlikte kınamaları özlediğimiz bir tabloydu. Aynı liderlerin şimdi tabanlarına seslenip sokakta provokasyonlara dikkat etmelerini hatırlatması gerekir. Hukukun dışına çıkmamaları söylenmeli. Kısacası mecliste verilen birlik fotoğrafının sokakta da verilmesi gerektiği söylenmeli. Aksi halde yaşananlardan hepimiz zararlı çıkarız.