Mesleğimizin vazgeçilmezi “fotoğraf” konularında çeşitli eserlerden aldığım notları zaman zaman sizlerle paylaşarak istifadenize sunmak istiyorum.
İnsan doğa gözlemlerine dayanarak yüzey üzerinde farklı şekillerde resmetmeyi keşfetmiştir. Çizmek, kazımak ve boyamak gibi resmetme tekniklerini kullanarak yüzey üzerinde oluşturduğu resimleri, zamana karşı dayanıklı, yani kalıcıdır. Yüzey üzerine resmetmenin bir diğer yolu da, ışık yoluyla resmetmektir. Bunlara görüntü adı verilir.
Dünya üzerindeki canlı ya da cansız, organik ya da inorganik her türlü nesnenin ışık altında, düşen bir gölgesi mevcuttur. Kaynaktan yayılan ışık, ışınları, ışık geçirmeyen bir nesne ile karşılaştığında bu engeli aşamaz ama nesnenin dışında kalan ışınlar yollarına devam ederek çarptıkları yüzeyi aydınlatırlar.
Siluet: Bir nesnenin yalnızca kenar çizgileriyle ve tek renk olarak belirlenen görüntüsüdür.
İzdüşüm: Bir ışık kaynağından yayılan ışınlar aracılığıyla bir düzey üzerinde görüntü oluşumudur.
Optik: Işığın farklı ortamlardaki davranışlarını inceleyen fizik dalıdır.
Görüntü: Üç boyutlu nesnelerin yüzey üzerinde ışık yardımıyla elde edilmiş iki boyutlu suretidir.
Hayali görüntü: Bir düzey üzerinde ışık yoluyla oluşturulan ve ışığa bağımlı olduğu için kalıcı olmayan görüntüdür.
Görüntünün oluşumu ışığa bağımlıdır. Işık yoksa görüntü de yoktur. Bu nedenle karanlık kutu yoluyla elde edilen görüntü, hayali görüntüdür.
Gümüş tuzları: Bromür, klorür ve iyot gibi alkali tuzlar ve ışığa duyarlı gümüş birleşimini oluşturan kimyasal maddelerden oluşur.
Pozlama: Işığa duyarlı malzemenin, üzerine düşen ışığın şiddetine bağlı olarak etkilenmesinin adıdır.
Fotogram: Fotoğraf makinesi kullanmaksızın opak, yarı saydam ve saydam nesnelerin, ışığa duyarlı yüzey üzerine koyularak pozlandırılması yoluyla görüntü elde etme yöntemine denir.
Kontak baskı: Film ya da cam gibi şeffaf bir malzeme üzerindeki görüntünün, ışığa duyarlı yüzey üzerinde birebir aynı boyutta görüntüsünü oluşturma yöntemidir.
Karanlık kutu içerisinde görüntünün oluşumuna yönelik ilk bilgiler, M.Ö V. yüzyılda yaşamış Mo Ti tarafından ortaya konmuştur. Daniele Barbaro’nun diyaframı, Johann Christoph Sturm’un 45 derece açılı aynası ve Johann Zahn’ın kısa ve uzun odaklı mercek sistemi de eklenince, karanlık kutu işlevsel hale gelmiş ve ressamların vazgeçilmezi olmuştur.