Osman Nuri Gülay?ın Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü görevine gelmesiyle, geriden geriye kıskançlık krizlerine girenlerin olduğunu dün gibi hatırlıyorum..
Hatırlıyorum, hatırlamasın da, ?Neden Antalyalı bir bürokrat değil de, Kayseri?den birisi atanır ki. Antalya?nın mebusları Antalyalının hakkını niçin korumaz? gibi abuk, sabuk menfi zihniyetlerin çıkarttıkları cılız sesler hala kulaklarımda çınlıyor..
Hani sürekli ?Türkiye?de eğitim nereye gidiyor? sorusunun cevapları hep aranır ya.,
Arandığıyla kalınır..
Öncelikle bir insanın kendisini bilmesi gerekir.
Aynı okulda 5 yılını dolduran okul müdürlerinin yer değiştirme olayına kalkışıldığında kıyametler kopartılır.
?Ne gerek var o değişime? dayatmasıyla.
Peki onun yerine gelecek idarecinin çok daha meziyetli ve çok daha özverili çalışmayacağı ne malum.
O kişinin de kendisi eğitim ve öğretim için yetiştirilmemiş mi?
Aynı diplomaya sahip mi değil?
Yoksa aynı sendikaya üye olmadığından mı?
Yani olay tamamiyle siyasi.
Bana göre bir okulu yeni eğitim ve öğretim dönemine hazırlamadığı tespit edilen, yaz sezonu boyunca yan gelip yatan okul müdürleri için ayrı bir kurul oluşturulmalı. Ve oluşturulan o kurulların raporları doğrultusunda hareket edilmeli.
Öyle bir yaptırım gücü olmalı ki denetimcilerin, verecekleri rapor kanun gibi geçerli olmalı.
Neden mi?
3 bin kusur minik öğrencinin eğitim alacağı bir okulun müdürü ve 4-5 yardımcısı, yaz ayında sorumlusu oldukları okulların eksikliklerini tespit edip, onları planlı programlı şekilde gidererek, yeni eğitim döneminin açılmasına 15-20 gün kala hazır hale getirmelidir.
Yapan var mıdır?
İstisna olduğu kanısındayım.
Sen koca yaz sezonu boyunca yapman gerekenleri yapmamak yerine, deniz-güneş keyfi yap, ve yayla serinliğinde yan gelip yat. Okulun sorunları nasılsa bir şekilde çözülür.
Milli Eğitim Müdürü sayın Gülay.
Lütfen özellikle Antalya?nın ana arterlerindeki okulları bizzat gezin. Gezmeye gitmeden evvel sakın ola ki, ?Ben geliyorum? veya, sekreterinize telefon ile aratıp, ?Müdür bey okula geliyor? gibi haberler salmayın.
Gidin, görün bakalım 3?ncü haftasına girilen eğitim ve öğretimler nasıl ve hangi şartlarda yapılıyor.
Diyeceksiniz ki, ?Benim müfettişlerim var, görevli arkadaşlarımız var.?
Kazın ayağı öyle değil Müdürüm.
Sizin göreve geldiniz geleli, Antalya Eğitim ve Öğretiminde belli bir kıpırdama olduğunu inkar etmek, nankörlüktür.
Zaten kimsenin söylemesine inkar etmesine bile gerek yok, istatistiklere bakılması yeterlidir.
Ancak.,
Başöğretmen Atatürk İlk Öğretim Okulu?nda, hem de 4?ncü sınıfta, yeni döneme 41 kişi ile başlayıp, üç haftada o sayı 47?ye çıkıyor ve 47 kişiye aynı anda eğitim verilmeye çalışılıyor ise, bunun adı eğitim ve öğretim olamaz.
Bunun adı, TUİK sistemiyle kayıt hiç ama hiç olamaz.
Hatır, gönül, bağış dayatma adı her neyse o yöntemlerle sınıftaki öğrenci mevcutlarını kabartan okul idarecilerinin ne yazık ki tuzu kuru.
Ama mini minnacık öğrencilerin bırakın beyinlerine öğrenim için belli şeyleri yerleştirebilmeyi, bedenlerine dahi zarar gördürülüyor.
Sayın Valim.
Okul idarecileri sizi henüz tanımaz. Sımanızı bilmez. Rica ediyorum sıradan bir veli edasıyla okullarımızı dolaş. Çıplak gözlerinizle o okullarımızı ve öğrencilerimizi gözlemleyin. Bakın bakalım hakikaten öğrenciler layıkıyla eğitim-öğretim alabiliyorlar mı, alamıyorlar mı?
Bence ikincisi.
Hayır diyen önce oturduğu koltuktan kalkıp, gezip görme zahmetinde bulunacak.