Mesleğimizin vazgeçilmezi “fotoğraf” konularında çeşitli eserlerden aldığım notları zaman zaman sizlerle paylaşarak istifadenize sunmak istiyorum.
*DOĞA ve İNSAN
Tüm canlılar doğaya uyum sağlamak suretiyle varlıklarını, hayatlarını ve nesillerini sürdürmeyi başarırlar. Buna BİYOLOJİK UYUM denir. İnsan dışındaki diğer canlıların, biyolojik uzantıları olan organlarını kullanarak hayatta kalabilmeleri ve türlerinin devamını sağlayabilmeleridir.
İnsan ise aklıyla bir KÜLTÜR DÜNYASI yaratmış ve bu özelliğiyle kendisini doğanın sınırlandırmalarından kurtarmıştır. İnsan geliştirdiği yaşam teknikleri sayesinde çevresini yeniden düzenlemiş, doğal yaşam alanının dışında yeni bir yaşam alanı oluşturmayı başarmıştır. Böylece doğal besin zincirinin dışına çıkmış yalnızca çevresinde bulduklarıyla yetinmekten daha çok, kendisi için üretim yapabilen varlık olmuştur.
İnsan hayvandan farklı olarak, çalışırken kendi doğal çevresine etki etmiş, değiştirmiştir. Kendi gereksinimlere göre yeniden dizayn etmiştir. Bunu yaparken doğal şartlara boyun eğmemiş, tasarlamış, üretimde bulunmuştur. İnsanı toplum yaşamının dışında düşünemeyeceğimiz için toplumsal bir karakter taşımaktadır.
İnsanoğlunun üretim süreci en genel anlamıyla, barınma, örtünme ve beslenme gereksinimlerini karşılar. İnsanın doğayla savaşında akıl ve düşünce yetilerine dayanarak gerçekleştirdiği bu var oluş mücadelesine KÜLTÜREL UYUM denir.
İnsanın çalışma faaliyeti zihninde tasarı halinde var olan nesnenin üretimine yöneliktir.
Fotoğrafın tarih öncesinde yer alan mağara duvarı resimleri geleneksel resmetme teknikleriyle yapılmıştır. Bunlar çizerek, boyayarak ve kazıyarak yüzey üzerine resmetmektir. Bu bağlamda belirleyici olan öğeler; yüzey, resmedilme malzemesi ve resmeden kişidir. Ortaya çıkan ise yüzey üzerideki resimlerdir.
İnsan doğada varlık bulan ve yaşamını sürdürebilmesi içinde, zorunlu olarak doğayla ilişki içinde olmak durumunda olan bir canlıdır.
Fransa’daki Lascaux mağarası ve İspanya’daki Altamira mağarasında bulunan kaya resimleri yaklaşık olarak M.Ö 30.000’inci yıla ait oldukları varsayılmaktadır. Söz konusu mağaraların en karanlık köşelerine resmedilen bu görüntüler, insanın yaşantısının ilk belgeleridir.
Bir gün Keşif Ekibi Derneği üye ve gönüllüleriyle foto safari için ajandamıza bu notu da düşüyorum.
Fotoğraf serüvenimizin bir sonraki buluşmasında “ışık yoluyla görüntünün oluşumu” hakkında konuşacağız.