Bu konu hakkında birçok görüş var ve genel kanı artması yönünde. Bu kanının birkaç ana sebebi de var elbette. Söylenen ilk şey çalışan, üreten nüfusun artması ihtiyacı ve anlaşılabilir bir endişe. Ama ben konuya genç bir bakış açısıyla baktığımda çok daha farklı yorumluyorum….

Öncelikle artık dünya vatandaşı gibi düşünmek hepimizin sorumluluğu. Nüfusun artmasını sadece 5 -10 yıl içinde Türkiye’ye ne getirir gibi kısa vadeli düşünmek çok yanlış. “Artan nüfusu besleyecek yeterli kaynak ve su var mı?” sorusu her küresel vatandaşın öncelikli endişesi olmalı….

Ve dünyanın ne kadar nüfus artışını karşılayabileceği de hesaba katılmalı.

Farklı bir yerden konuya yaklaşırsak da “10 yıl sonra ne kadar iş gücüne ihtiyacımız olacak?” sorusunu sormak istiyorum sizlere. Çünkü gelişen teknoloji ve yapay zeka giderek iş gücü ihtiyacını düşürüyor…

Bir fabrika düşünelim 100 kişi çalışıyordu, 10 yıl önce ama şuan 50 kişi çalışıyor. 10 yıl sonra belki sadece makineleri kontrol edecek 2 kişi yetecek. Yani anlatmak istediğim “Genç nüfus artsın” demekle bitmiyor. Bu iş o nüfus ne yiyecek, ne içecek, nerede çalışacak, nerede konaklayacak? Hepsinin planlanması gerek ve yapay zeka bu kadar ilerlemiş ve ilerlemeye devam ederken nüfus artışı faydalı olmayacak…

Küresel iklim krizi ile su ve gıda krizine ilişkin belirtilerin de geleceğe ilişkin büyük mesaj olduğu ortada…

O vakit mesele çocuk yapmak değil. Küresel yurttaş olarak dünya mirasını geleceğe aktaracak emanetçiler olarak düşünmek zorundayız…

Sahi ülkemizde gençler ne kadar mutlu? Bir ülkenin gençleri gelecek kaygısı yaşarken nasıl genç nüfus artar, onu da bir kenara yazalım…